Bilim insanları, 2026 yılında dünyanın şimdiye kadar kaydedilen en güçlü El Niño olaylarından birinin yaşanabileceğini öngörüyor. Uzmanlara göre bu süreçte küresel sıcaklıklar artarken, aşırı hava olaylarının şiddetinde de belirgin bir yükseliş görülebilir.

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA), Haziran ile Ağustos ayları arasında Pasifik Okyanusu’nda sıcaklıkların olağan seviyelerin üzerine çıkmasına yol açabilecek El Niño koşullarına karşı uyarı yayımladı. Kurum, bu dönemde El Niño’nun ortaya çıkma olasılığını yaklaşık yüzde 62 olarak açıkladı.

Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi’nin (ECMWF) modelleri ise farklı senaryolara ilişkin daha ayrıntılı veriler sunuyor. Buna göre Ağustos ayına kadar orta şiddette El Niño olasılığı yüzde 98, güçlü bir El Niño olasılığı yüzde 80, nadir görülen “süper El Niño” olasılığı ise yüzde 22 olarak hesaplanıyor.

Meteorolog Ben Noll, süper El Niño’nun Pasifik deniz yüzeyi sıcaklıklarının ortalamanın en az 2°C üzerinde seyretmesi durumunda oluştuğunu belirtiyor. Bu tür olayların genellikle 10 ila 15 yılda bir görüldüğü ifade ediliyor.

Normal koşullarda Pasifik Okyanusu’nda doğudan batıya esen rüzgarlar, sıcak suyu Güney Amerika kıyılarından Asya’ya taşırken, derinlikten yükselen soğuk su yüzeye çıkarak dengeyi korur. El Niño ve La Niña ise bu düzeni bozan zıt iklim fazları olarak tanımlanıyor ve birlikte El Niño-Güney Salınımı (ENSO) döngüsünü oluşturuyor.

Mevcut durumda dünya La Niña evresinde bulunuyor. Bu süreçte sıcak sular Asya yönüne daha fazla taşınıyor. La Niña genellikle ABD’nin güneyinde kuraklık, Pasifik Kuzeybatısı ve Kanada’da ise yoğun yağışlara neden oluyor. Kış aylarında güneyde daha sıcak, kuzeyde ise daha soğuk hava koşulları görülüyor.

ABD İklim Tahmin Merkezi (CPC), La Niña’dan ENSO-nötr koşullara geçişin önümüzdeki aylarda gerçekleşmesini ve bu durumun yaz başına kadar sürmesini bekliyor. Haziran–Ağustos döneminde rüzgarların zayıflamasıyla birlikte sıcak suyun yeniden doğuya, Amerika kıyılarına yönelmesi ve El Niño koşullarının oluşması öngörülüyor.

Uzmanlara göre El Niño’nun etkisiyle jet akımları değişecek, Kuzey ABD ve Kanada daha sıcak ve kurak bir döneme girerken, ABD’nin güneydoğusu ve Körfez kıyıları daha yağışlı ve sel riski yüksek bir hava düzeniyle karşılaşacak. Küresel ölçekte ise atmosfer ısınarak ortalama sıcaklıklar yükselebilecek.

İnsan kaynaklı iklim değişikliğiyle birleştiğinde bu durum, Paris Anlaşması’nda hedeflenen 1,5°C sınırının aşılmasına katkı sağlayabilecek sıcaklık artışlarını tetikleyebilir. Türkiye ise El Niño’dan doğrudan etkilenmese de, dolaylı iklim değişimleri nedeniyle aşırı hava olayları, kuraklık, sel riskleri ve orman yangınlarında artış görülebileceği belirtiliyor.

Kaynak: euronews