"Yemen savaşın seyrini değiştiren aktör oldu"
Yeryüzü TV ekranlarında yayınlanan programda gazeteci Çağlar Tekin'in sorularını yanıtlayan Yakın Doğu Haber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Alptekin Dursunoğlu, son dönemde yaşanan gelişmelerin yalnızca İran ile İsrail veya İran ile ABD arasında yaşanan askeri gerilim olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Dursunoğlu'na göre çatışmalar artık enerji yolları, ticaret koridorları ve vekil güçler üzerinden yürütülen çok katmanlı bir mücadeleye dönüşmüş durumda.
Yemen'in Suudi Arabistan'a yönelik attığı adımların bu sürecin en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu belirten Dursunoğlu, Suudi Arabistan'ın Sana Havalimanı ile Hudeyde Limanı'nı hedef almasının ardından Yemen yönetiminin "havaalanına karşı havaalanı, limana karşı liman" stratejisini uygulamaya başladığını ifade etti.
Suudi Arabistan'ın Abha Havalimanı'nın hedef alınmasının Riyad yönetiminde ciddi bir sarsıntı yarattığını söyleyen Dursunoğlu, daha sonra Umman'ın arabuluculuğuyla gerilimin büyümesinin önüne geçilmeye çalışıldığını dile getirdi.
"Petrol fiyatlarını asıl yükselten Babülmendep denklemidir"
Dursunoğlu, Yemen'in yalnızca askeri değil ekonomik anlamda da dengeleri değiştirdiğini belirterek, Babülmendep Boğazı'nın dünya enerji ticareti açısından taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti.
Suudi Arabistan'ın Hürmüz Boğazı dışında petrol sevkiyatı yapabildiği en önemli güzergâhlardan birinin Kızıldeniz hattı olduğunu belirten Dursunoğlu, Yemen'in bu hatta baskı oluşturmasının küresel enerji piyasalarını doğrudan etkilediğini savundu.
Yemen'in Suudi Arabistan'a yönelik deniz ablukası ilan etmesinin ardından petrol fiyatlarının yeniden yükseliş eğilimine girdiğini söyleyen Dursunoğlu, Babülmendep ile Hürmüz Boğazı üzerindeki baskının aynı anda hissedilmesinin uluslararası piyasalarda önemli bir belirsizlik oluşturduğunu ifade etti.
Süveyş Kanalı'nın tam yüklü süper tankerler açısından çeşitli teknik sınırlamalar barındırdığını hatırlatan Dursunoğlu, alternatif güzergâhların hem maliyetleri hem de teslim sürelerini artırdığını, bunun da enerji fiyatlarına doğrudan yansıdığını söyledi.
"ABD'nin kara savaşı kolay görünmüyor"
Programda Çağlar Tekin'in İran'a yönelik olası kara harekâtına ilişkin sorularını da yanıtlayan Dursunoğlu, Washington'da zaman zaman böyle senaryoların gündeme getirildiğini ancak bunun uygulanmasının son derece güç olduğunu savundu.
Kendisinin askeri uzman olmadığını vurgulayan Dursunoğlu, eski CIA analistleri, güvenlik uzmanları ve akademisyenlerin de İran'a yönelik geniş çaplı bir kara harekâtının saldıran taraf açısından ağır maliyetler doğuracağı yönünde değerlendirmeler yaptığını söyledi.
ABD'nin hava üstünlüğüne sahip olduğunu kabul eden Dursunoğlu, buna karşın kara savaşlarının tamamen farklı dinamiklere sahip olduğunu belirterek, "İran gibi büyük bir coğrafyada kara savaşı yürütmek, hava operasyonlarıyla kıyaslanamayacak kadar ağır sonuçlar doğurabilir." değerlendirmesinde bulundu.
Gazze örneğini hatırlatan Dursunoğlu, İsrail'in yoğun bombardımana rağmen ilan ettiği askeri ve siyasi hedeflerin tamamına ulaşamadığını, sonunda yeniden müzakere sürecine dönmek zorunda kaldığını savundu.
"Vekil güç stratejisi devreye sokuldu"
Programın dikkat çeken bölümlerinden biri de ABD'nin İran'a yönelik vekil güç stratejisine ilişkin değerlendirmeler oldu.
Çağlar Tekin'in, İran'ın son dönemde Irak Kürdistan Bölgesi'nde düzenlediği operasyonları hatırlatması üzerine konuşan Dursunoğlu, PJAK, Komala ve İran Kürdistan Demokrat Partisi (KDPI) gibi İranlı Kürt silahlı örgütlerinin olası senaryolarda kullanılmasının planlandığını öne sürdü.
İran'ın son haftalarda bu örgütlere ait olduğunu ileri sürdüğü kampları yoğun şekilde hedef aldığını belirten Dursunoğlu, yayımlanan görüntülerde ilk saldırıların ardından yaşanan ikincil patlamaların bölgelerde önemli miktarda mühimmat bulunduğunu gösterdiğini söyledi.
Bu nedenle söz konusu yapıların kısa vadede yeniden organize edilmesinin kolay görünmediğini ifade eden Dursunoğlu, "Vekil güç senaryosu ciddi darbe aldı." değerlendirmesinde bulundu.
Çağlar Tekin: ABD farklı aktörleri de sahaya sürüyor
Programın ilerleyen bölümünde Çağlar Tekin, ABD'nin yalnızca bölgedeki silahlı grupları değil, Ukrayna gibi farklı aktörleri de İran'a yönelik baskı politikasında kullandığı yönündeki iddiaları gündeme getirdi.
Tekin, Karadeniz'de İran'a ait ticaret gemilerine yönelik saldırılar ile Türkiye kıyıları yakınlarında yaşanan bazı insansız hava aracı olaylarının aynı çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, bu gelişmelerin İran üzerindeki baskıyı artırmaya yönelik daha geniş bir stratejinin parçası olup olmadığını sordu.
Dursunoğlu: "İran üzerinde çok cepheli baskı kurulmaya çalışılıyor"
Bu soruya yanıt veren Dursunoğlu, İran'a yönelik baskının yalnızca ülke sınırlarıyla sınırlı olmadığını savundu.
İran kamuoyunda da farklı görüşlerin bulunduğunu belirten Dursunoğlu, bazı reformist çevrelerin ülkenin giderek daha fazla uluslararası krizle karşı karşıya kalmasını eleştirdiğini, buna karşın İran yönetiminin yaşanan gelişmeleri dış müdahalenin sonucu olarak değerlendirdiğini ifade etti.
İsrail basınında yer alan ve ismi açıklanmayan Körfez kaynaklarına dayandırılan haberleri de değerlendiren Dursunoğlu, bazı Arap yönetimlerinin İran karşıtı politikaları desteklediğine ilişkin iddiaların dikkat çekici olduğunu söyledi.
"Körfez ülkeleri güvenliği satın alamıyor"
Programın sonunda Körfez ülkelerinin ABD ile yürüttüğü güvenlik ilişkilerini değerlendiren Dursunoğlu, Suudi Arabistan, Bahreyn ve Kuveyt gibi ülkelerin uzun yıllardır milyarlarca dolarlık Amerikan silah sistemleri satın aldığını ancak bunun beklenen güvenlik ortamını oluşturmadığını savundu.
ABD'nin bölgedeki temel önceliğinin Körfez monarşilerinin güvenliğinden çok kendi jeopolitik çıkarları ve İsrail'in stratejik üstünlüğünü korumak olduğunu ileri süren Dursunoğlu, bölge ülkelerinin güvenliğinin dış güçler yerine bölgesel iş birliği mekanizmalarıyla sağlanmasının daha kalıcı sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
Program, Orta Doğu'da önümüzdeki dönemde enerji koridorları, vekil güçler ve bölgesel ittifaklar üzerinden yaşanabilecek yeni gelişmelerin değerlendirilmesiyle sona erdi.
Programın tamamını izlemek için tıklayın
Kaynak:Haber Merkezi
