Yeryüzü TV’de yayınlanan programda gazeteci-yazar Alptekin Dursunoğlu, Ortadoğu’da son aylarda yaşanan gelişmeleri kapsamlı biçimde değerlendirdi. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışma sürecinin yalnızca İran-İsrail hattıyla sınırlı kalmadığını belirten Dursunoğlu, Karadeniz’den Yemen’e uzanan geniş bir coğrafyada yeni bir güç mücadelesinin şekillendiğini söyledi.
Programda İran’ın uzun yıllardır sürdürdüğü “stratejik sabır” politikasının geleceği de tartışıldı. Dursunoğlu, Tahran’ın geçmişte ağırlıklı olarak savunma ve misilleme eksenli bir güvenlik anlayışı benimsediğini ancak son dönemde yaşanan gelişmelerin bu yaklaşımın değişmekte olduğu yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdiğini ifade etti.
“Savunma doktrini tartışılıyor”
İran’ın tarihsel olarak kendisine yönelik saldırılara karşılık verdiğini belirten Dursunoğlu, son dönemde yaşanan bazı askeri hamlelerin ise bölgede yeni bir güvenlik yaklaşımının işareti olarak yorumlandığını söyledi. İran’ın yalnızca saldırılara yanıt veren bir pozisyonda kalmasının ülkeyi sürekli yıpratan bir döngüye sürüklediğini savunan çevrelerin bulunduğunu aktaran Dursunoğlu, bu nedenle Tahran’ın daha caydırıcı ve önleyici bir strateji arayışına yönelmiş olabileceğini dile getirdi.
Yemen ve yeni koalisyon girişimi
Programın önemli başlıklarından biri de Yemen oldu. Dursunoğlu, Suudi Arabistan öncülüğünde oluşturulmaya çalışılan yeni güvenlik koalisyonunu değerlendirirken, Yemen’e yönelik askeri ve ekonomik baskıların bölgesel gerilimi artırdığını belirtti.
Ankara’nın da dahil olduğu belirtilen girişimlerin, Kızıldeniz ve Babülmendep hattındaki güvenlik tartışmalarıyla bağlantılı olduğunu ifade eden Dursunoğlu, Yemen’in son yıllarda yalnızca askeri değil aynı zamanda ekonomik ve deniz ticaretine ilişkin hamlelerle de bölgesel denklemde önemli bir aktöre dönüştüğünü söyledi.
Irak ve Haşdi Şabi’ye yönelik saldırılar
Dursunoğlu, Irak’ta son dönemde artan saldırıların da bölgesel stratejinin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Özellikle Haşdi Şabi’ye yönelik operasyonların Irak iç siyasetinde yeni gerilimler yaratabileceğini ifade eden Dursunoğlu, söz konusu yapının Irak devlet sistemi içerisinde yasal bir statüye sahip olduğuna dikkat çekti.
Gazze’de “uzlaşı” tartışmaları
Programda Gazze’de ateşkes ve uzlaşı iddiaları da gündeme geldi. Dursunoğlu, sahadaki gelişmeler ile diplomatik açıklamalar arasında ciddi farklılıklar bulunduğunu belirterek, kalıcı bir çözüm için yalnızca siyasi açıklamaların yeterli olmayacağını söyledi.
Gazze’deki insani krizin devam ettiğine dikkat çeken Dursunoğlu, bölgesel aktörlerin attığı adımların Filistin meselesi üzerindeki etkilerinin yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı.
Lübnan’ın geleceği
Lübnan’daki gelişmeleri de değerlendiren Dursunoğlu, Hizbullah’ın silahsızlandırılması yönündeki uluslararası baskıların arttığını belirtti. Bu sürecin Lübnan’ın güvenlik yapısını doğrudan etkileyeceğini ifade eden Dursunoğlu, İsrail ile yaşanan gerilimlerin gölgesinde ülkenin yeni bir kırılma dönemine girebileceğini söyledi.
Program boyunca Ortadoğu’daki askeri, siyasi ve ekonomik gelişmeleri değerlendiren Dursunoğlu, bölgede yaşanan dönüşümün yalnızca İran ve İsrail arasındaki çatışma olarak okunamayacağını, Yemen’den Irak’a, Lübnan’dan Gazze’ye kadar uzanan geniş bir hattın aynı denklem içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Programın tamamını izlemek için tıklayın
Haber Merkezi
