Türkiye, TBMM’nin kuruluşunun 106. yılına baskı ve kuşatma altında girerken, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın sözleri gündem yarattı. Barrack, Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı konuşmada “monarşi” ve “otoriter liderlik” modelini övdü; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetimini ise “istikrar ve ekonomik dinamizm sağlayan güçlü liderlik” olarak tanımladı.
Barrack’ın açıklamaları muhalefet tarafından sert tepkiyle karşılandı. Kendisine “istenmeyen kişi” denilerek derhal ülkesine dönmesi istendi. Ancak tartışmalar yalnızca Barrack’ın sözleriyle sınırlı değil; ABD’nin bölgeye yönelik ekonomik, askeri ve siyasal kuşatma politikalarının bir parçası olarak görülüyor.
Uzmanlar, Washington’un Türkiye üzerinden yürüttüğü stratejileri üç başlıkta özetliyor:
-
Ekonomik kuşatma: ABD ile yapılan ticari anlaşmalar, maden ve altyapı projelerinin satışa çıkarılması iddiaları.
-
Askeri yığınak: NATO üsleri ve yeni karargâh girişimleriyle bölgedeki kontrolün artırılması.
-
Siyasal hegemonya: Darbelerden iktidar desteklerine uzanan 70 yıllık Amerikan etkisi.
Barrack’ın “otoriter liderlik” vurgusu, bölgedeki demokrasi ve yargı bağımsızlığının zayıflatıldığı rejimlerin emperyalist planların uygulayıcısı haline getirildiği yorumlarını güçlendirdi. Siyasi çevreler, bu politikaların ancak birleşik bir halk muhalefetiyle bozulabileceğini ifade ediyor.
Kaynak:Birgün Gazetesi
