Zonguldak’ta kömürün etrafında şekillenen yaşamlar, yeraltında sürdürülen ağır çalışma ve madenci ailelerinin kuşaklar boyunca taşıdığı emek hafızası, “Mükellef” belgeseliyle sinemaya taşındı. Arda Sarıgün’ün yönettiği yapım, 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Belgesel Film Yarışması’nda En İyi Belgesel Film Ödülü’ne değer görüldü.
2026 yapımı, 66 dakikalık belgesel; Zonguldak’ın 176 yıllık madencilik tarihini bugünün işçilerinin yaşamlarıyla birlikte ele aldı. Zorunlu çalıştırma uygulamalarından 1991 Büyük Madenci Yürüyüşü’ne uzanan film, terk edilmiş işçi yerleşimleriyle üretimin sürdüğü ocakları aynı toplumsal hafıza içinde buluşturdu.
Ödülün ardından soL’a konuşan Sarıgün, festivalin sağladığı görünürlüğün önemini vurguladı. Yönetmen, madencilerin yaşamının ve işçi sınıfının mücadelesinin geniş bir izleyici topluluğunun gündemine taşınmasını ödülün en değerli sonuçlarından biri olarak değerlendirdi.
Memleketine uzanan araştırma belgeselle sonuçlandı
1981’de Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesinde doğan Sarıgün, Ege Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü’nden mezun oldu. Televizyon ve sinema alanında çeşitli görevler üstlenen yönetmenin ilk uzun metraj filmi olan “Mükellef”, memleketinin madencilik geçmişine yönelik araştırmalarından doğdu.
Sarıgün’ün aktardığına göre projenin başlangıcında, maden facialarının yarattığı acıyı sinema yoluyla anlatma düşüncesi vardı. Madencilerin yaşadıklarına karşı duyduğu sorumluluk, onu Zonguldak’ta araştırma yapmaya yöneltti.
Başlangıçta kurmaca bir film için hazırlık yapan yönetmen, sendikalar ve meslek odalarıyla görüştü; görüntüler çekti, madencilerin anlatılarını kaydetti. Görüşmelerin ve çekimlerin çoğalmasıyla elde edilen malzeme, zaman içinde belgeselin temelini oluşturdu.
Kameranın merkezine madenciler yerleşti
Araştırmaları sırasında özel ve kaçak madenlerdeki çalışma koşullarıyla da karşılaştığını anlatan Sarıgün, filmin yönünün süreç içinde değiştiğini belirtti.
İlk aşamada kömür, sanayi yapılarının kalıntıları ve küçük maden yerleşimleri üzerinde yoğunlaşan çalışma, giderek işçilerin gündelik hayatına yaklaştı. Böylece madenciler, kendi deneyimleri ve sözleriyle filmin anlatısını kuran başlıca öznelere dönüştü.
Yönetmenin anlatımına göre belgeselin odağında, ağır koşulların içinde yaşamı sürdürme çabası, direnme iradesi ve umut yer aldı. Çekimler ile kurgu birbirini besledi; eksik kalan bölümler için bölgeye yeniden gidilerek çalışma geliştirildi.
“Mükellef” adı, zorunlu emeğin mirasını tartışmaya açtı
Filmin adı, Zonguldak kömür havzasının geçmişindeki zorunlu çalıştırma uygulamalarına gönderme yaptı. Belgesel, 1860’lı yıllarda ve 1940’larda uygulanan çalışma düzeninin bölge halkının yaşamında bıraktığı izleri bugüne uzanan bir tartışma içinde ele aldı.
Sarıgün, bu tarihsel arka planı köylülerin toprakla kurduğu ilişkinin dönüşmesi ve geçim olanaklarının madencilik etrafında daralması üzerinden değerlendirdi. Filmde, madende çalışmanın kuşaklar boyunca nasıl bir ekonomik zorunluluk hâline geldiği sorgulandı.
Bu çerçevede “Mükellef”, kömür üretiminin tarihini işçilerin ve ailelerinin yaşamından hareketle anlattı. Havzanın geçmişi; çalışma koşulları, geçim mücadelesi ve geleceğe ilişkin olanaklarla birlikte ele alındı.
1991 yürüyüşü de emek hafızasının parçası
Belgeselin uzandığı tarihsel duraklardan biri de 1991 Büyük Madenci Yürüyüşü oldu. Madencilerin kolektif mücadelesi, kentin toplumsal hafızasında bıraktığı izlerle filmde yer buldu.
Terk edilmiş yerleşimler, madencilerin tanıklıkları ve yeraltındaki çalışma görüntüleri, farklı dönemleri birbirine bağladı. Böylece izleyiciye, Zonguldak’ın tarihine emeğiyle yön veren insanların yaşamları üzerinden bakma olanağı sunuldu.
Ödül, işçilerin hikâyesine görünürlük kazandırdı
Sarıgün, festivalde ödül kazanmayı beklemediğini, sonucun açıklanmasının ardından büyük bir duygusal yoğunluk yaşadıklarını aktardı. Jüri üyelerinin filmle kurduğu bağın da kendileri açısından anlamlı olduğunu söyledi.
İlk kapalı gösterimi İstanbul’daki Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde yapılan belgesel için Altın Portakal, daha geniş bir izleyiciye ulaşmanın kapısını açtı.
Yönetmen, festivalin görünürlüğünü değerlendirirken “işçi sınıfı” sözünün böylesi geniş bir platformda dile getirilmesini özellikle önemsediğini belirtti. Madencilerin hikâyesinin ödülle karşılık bulmasının, emekçilerin yaşamlarını anlatan yeni çalışmalar için de güç verdiğini ifade etti.
Kaynak: soL’un Arda Sarıgün ile yaptığı söyleşi.
SEO etiketleri: Mükellef belgeseli, Arda Sarıgün, Altın Portakal 2026, 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Belgesel Film, Zonguldak maden işçileri, madenci belgeseli, işçi sınıfı, emek mücadelesi, 1991 Büyük Madenci Yürüyüşü, Zonguldak madencilik tarihi
Kömürün karası, emeğin hafızası: Mükellef’e Altın Portakal
Zonguldak’ta kuşaklar boyunca yeraltına inen madencilerin yaşamını anlatan “Mükellef”, 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden En İyi Belgesel Film Ödülü’yle döndü. Arda Sarıgün’ün yönettiği belgesel, zorunlu çalıştırma uygulamalarından büyük işçi yürüyüşlerine uzanan geçmişi bugünün madencilerinin tanıklıklarıyla buluşturdu.
Zonguldak’ın madencilik tarihine işçilerin yaşamları üzerinden bakan “Mükellef” belgeseli, 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Belgesel Film Yarışması’nda En İyi Belgesel Film Ödülü’nü kazandı. Yönetmen Arda Sarıgün, kömür havzasında biriken emek hafızasını perdeye taşırken, madenciliğin bölge halkının hayatını nasıl şekillendirdiğini de tartışmaya açtı.
2026 yapımı ve 66 dakika uzunluğundaki film; maden ocaklarını, işçi yerleşimlerini ve madencilerin anlatılarını bir araya getirdi. Zonguldak’ın 176 yıllık madencilik geçmişini ele alan belgeselde, zorunlu çalıştırma düzenlemeleri ile 1991 Büyük Madenci Yürüyüşü aynı tarihsel anlatının parçaları olarak yer aldı.
Bir maden filmi arayışından doğdu
Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesinde doğan Sarıgün için filmin çıkış noktasını, maden facialarının yarattığı acı ve memleketinin işçilerine karşı hissettiği sorumluluk oluşturdu.
soL’a verdiği söyleşide hazırlık sürecini anlatan yönetmen, başlangıçta kurmaca bir film çekmeyi düşündüğünü belirtti. Bu amaçla Zonguldak’a giderek sendikalar ve meslek odalarıyla görüştü, araştırmalar yaptı ve görüntüler kaydetti. Madencilerle kurulan ilişkiler ve çoğalan görüşmeler, çalışmanın yönünü değiştirdi.
Toplanan görüntüler ile işçi tanıklıkları zamanla belgeselin omurgasını oluşturdu. Sarıgün, kurgu sırasında ortaya çıkan eksikleri tamamlamak için bölgeye yeniden giderek çekimleri sürdürdü.
Madenciler kendi hikâyelerini anlattı
“Mükellef”in anlatısı, çekim süreci ilerledikçe doğrudan madencilerin yaşamlarına yaklaştı. Başlangıçta sanayi yapılarının kalıntılarına, kömüre ve küçük maden yerleşimlerine yönelen kamera, giderek yeraltında çalışan insanların deneyimlerine odaklandı.
İşçilerin kendi sözleriyle aktardıkları yaşamlar, filmin merkezine yerleşti. Ağır çalışma koşulları, geçim zorunluluğu ve bütün bunların içinde sürdürülen direnme çabası, belgeselin temel meselelerini oluşturdu.
Yönetmenin araştırmaları sırasında karşılaştığı özel ve kaçak madenlerdeki çalışma koşulları da filmin düşünsel çerçevesinin gelişmesinde etkili oldu. Sarıgün, bu süreçte umudu ve yaşamı sürdürme iradesini nasıl anlatabileceği üzerinde durduğunu aktardı.
Zorunlu çalıştırmanın bugüne uzanan izleri
Belgesel, adını Zonguldak madencilik tarihindeki mükellefiyet uygulamalarından aldı. Filmde, 1860’lı yıllarda ve 1940’larda uygulanan zorunlu çalıştırma düzeninin bölge halkı üzerinde bıraktığı izler ele alındı.
Sarıgün’ün yaklaşımında bu geçmiş, bugünün geçim koşullarıyla birlikte değerlendirildi. Köylülerin toprakla ilişkilerinin dönüşmesi, çalışma seçeneklerinin daralması ve madenciliğin kuşaktan kuşağa aktarılan bir zorunluluğa dönüşmesi, filmin yönelttiği sorular arasında yer aldı.
Böylece kömür havzasının tarihi; üretim kadar, o üretimi gerçekleştiren insanların yaşamları, aileleri ve gelecek olanakları üzerinden anlatıldı.
İşçi mücadelesi kentin hafızasında
1991 Büyük Madenci Yürüyüşü de belgeselin tarihsel duraklarından biri oldu. Madencilerin birlikte hareket etme ve haklarını savunma deneyimi, Zonguldak’ın toplumsal hafızasının bir parçası olarak işlendi.
Film, farklı dönemlere ait izleri bugünün maden işçileriyle buluşturdu. Terk edilmiş işçi yerleşimleri ve üretimin sürdüğü ocaklar üzerinden, havzada değişen koşullarla devam eden emek yükü arasındaki ilişki kuruldu.
Ödülle birlikte daha geniş bir izleyiciye
Sarıgün, soL’a yaptığı değerlendirmede Altın Portakal’da ödül kazanmayı beklemediğini söyledi. Jürinin filmden etkilenmesinin ve madencilerin hikâyesinin izleyicide karşılık bulmasının kendileri için büyük anlam taşıdığını belirtti.
İlk kapalı gösterimi İstanbul’daki Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “Mükellef”, festivalde kazandığı ödülle daha geniş kitlelere ulaşma olanağı elde etti.
Yönetmen, Altın Portakal’ın sağladığı görünürlüğü özellikle işçi sınıfının yaşamını gündeme taşıması bakımından önemsediğini vurguladı. Ödülün, emekçilerin hikâyelerini sinemada anlatmayı sürdürmek için kendilerine güç verdiğini ifade etti.
Kaynak: soL’un Arda Sarıgün ile yaptığı söyleşi.