Bazı romanlar yalnızca bir insanın hayatını anlatmakla kalmaz; bir kuşağın dünyayı değiştirme arzusunu ve adanmışlığını da anlatır. Nikolay Ostrovski’nin Ve Çeliğe Su Verildiromanı, tam olarak bu tarzda bir eser. Roman, Pavel Korçagin’in çocukluktan gençliğe, oradan devrimci mücadeleye uzanan hayat hikayesini anlatırken, 1917 Ekim Devrimi sonrasında yaşanan toplumsal dönüşümün insan hayatındaki karşılığını da gözler önüne seriyor.
Pavel’in hikâyesi kolay başlayan bir hikâye değil. Yoksulluk, ağır çalışma koşulları ve sınıfsal eşitsizlik onun çocukluk yıllarının temel gerçekleri. Çalışan insanların hayatlarının ne kadar zor olduğunu erken yaşta deneyimlenmiştir Korçagin. Dünyayı değiştirme düşüncesi ise onun hayatına bir anda girmez; yaşadığı eşitsizliklerin, savaşın ve siyasal çalkantıların içinde yavaş yavaş şekillenir bu düşünce ruhunda.
Ekim Devrimi, Pavel ve onun kuşağı için yalnızca iktidarın el değiştirmesi değil. Onlar için daha adil bir toplum kurma umudunu ve hayalini temsil eder. Romanın esas kaynağı da buradan ortaya çıkar: Eski düzenin yıkılması ile yeni bir dünyanın kurulması arasında son derece ağır ve meşakkatli bir mücadele dönemi vardır.
Ostrovski, bu mücadeleyi büyük siyasi nutuklardan çok insanların günlük yaşamları üzerinden anlatmayı seçer. Cepheler, demiryolları, işyerleri, hastalıklar, açlık ve yoksulluk romanın evreninin ayrılmaz parçalarıdır.
Pavel Korçagin’in anlatımını ilginç kılan özelliği de burada karşımıza çıkar.
O, doğuştan bir “kahraman yada kurtarıcı ” değildir.
Roman boyunca yaşanan olaylar içerisinde değişir ve dönüşür.
Öğrenir, hata yapar, mücadele eder, kayıplar yaşar ve sonra yeniden ayağa kalkar ve yoluna devam eder. Bir işçinin, savaşçının ve devrimcinin kimliğini aynı hayat içinde bir bedende taşımaya çalışır. Bu nedenle Pavel’in hikâyesi, yalnızca siyasi bir davaya körükörüne bağlılığın değil, insanın kendisini dönüştürmesinin hikâyesidir.
Romanın en güçlü düşüncelerinden biri de , insanın hayatını nasıl anlamlandırdığı sorusuyla ortaya çıkar. Pavel için yaşam, yalnızca bireysel mutluluğun peşinden koşulan bir düzen değil. İnsanın, kendisinden sonra nasıl bir dünya bırakacağı sorusuna aradığı cevaptır.
Bu düşünce, romanın hafızalara kazınan anlayışında somutlaşırırken: İnsan hayatı, boşuna geçirilmemesi gereken değerli bir hazine olarak tanımlanır.
Burada Ostrovski kendi hayatıyla roman arasında güçlü bir bağ kurar kopmaz bir bağ. Yazarın yaşamı da savaş, devrim, ağır çalışma koşulları ve hastalıklarla şekillenen zor bir yaşamdır en başından itibaren. Yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle giderek fiziksel olarak güçsüz düşmesine rağmen yazmayı bırakmaması, Pavel Korçagin’in verdiği mücadele romanın dışına taşıp hepimizin ilham alması gereken bir örneğe dönüşür.
Bu nedenledir ki Ve Çeliğe Su Verildi’nin kurmaca bir hayat hikâyesi olarak okunmaması gerekir. Ostrovski’nin kendi yaşam deneyimleri bugün bizimde örnek almamız gereken bir adanmışlık öyküsüdür.
Romanın başlığındaki “çelik” metaforu da bu noktada anlam kazanır.
Çelik, ilk başlarda sert element değildir. Isıdan ve darbelerden geçerek sertleşir ve biçimlendirilir. Ostrovski anlatısında insan karakterinin de buna benzer biçimde mücadele içinde şekillendiğini anlatır okuyucuya.
Pavel’in yaşadığı acılar onu yalnızca yıpratmakla kalmaz; aynı zamanda iradesini ve dünya görüşünü şekillendirir.
Elbette bugün bu romanı okurken eserin yazıldığı tarihsel ve siyasal koşullar göz önünde bulundurulmalıdır. Ve Çeliğe Su Verildi, Sovyet devrimci kültürünün güçlü örneklerinden biri ve devrimci idealleri açık biçimde savunan küresel olarak tanımlanabilir. Bu nedenle eserdeki siyasal anlatıyı, dönemin Sovyet ideolojisinden bağımsız düşünmemek gerekir.
Ancak romanı yalnız ideolojik bir metin olarak görmek ise onun edebi değerini eksiltir.
Çünkü eserin asıl gücü, büyük toplumsal dönüşümlerin sıradan insanlarda yarattığı karşılığı gösterebilmesindedir. Pavel’in yaşadığı yoksulluk, savaş, kayıp, aşk, dostluk ve mücadele, devrimin tarih kitaplarında görülemeyecek insani yüzünü ortaya anlatır bizlere.
Bir başka önemli nokta ise birey ile kolektif arasındaki ilişkidir.
Pavel’in hikâyesinde insan kendisini yalnızca bireysel iradesiyle değil, içinde bulunduğu toplum ve mücadele ettiği insanlar aracılığıyla da tanımlar. Dayanışma, örgütlülük ve ortak amaç, romanın temel kavramlarını oluşturur.
Bu yönüyle eser, “Ben tek başıma ne yapabilirim?” klişeleşmiş sorusunun karşısına “Birlikte neleri değiştirebiliriz?” sorusunu koyar.
Bu soru ise, romanın yazıldığı dönemle sınırlı kalan bir soru değil günümüzde de güncelliğini koruyan bir sorudur.
Bugün emek, eşitsizlik, yoksulluk ve adalet üzerine düşünürken bu soru hep aklımızda olmalıdır.
Romanın bugünün okur açısından en dikkat çekici taraflarından biri belki de şudur: İnsan, koşullar tarafından belirlenirken aynı zamanda o koşulları değiştirmeye çalışan bir özne olabilir mi?
Ostrovski’nin cevabı nettir bu soruya.
İnsan, içinde bulunduğu dünyanın ürünü olduğu kadar, onu değiştirme çabasının da parçasıdır aynı zamanda.
Ve Çeliğe Su Verildi, tam bu nedenle Sovyet tarihini veya Ekim Devrimi’ni anlamak isteyenlerin okuyacağı bir roman olmaktan çıkar. İnsanın inandığı şey uğruna ne kadar ileri gidebileceğinin, kolektif mücadelenin bireyin hayatındaki yerini ve zor koşullar karşısında insanın kendisini nasıl yeniden kurabileceğini sorgulayan bir eser olarak ön plana çıkar.
Günümüzden bakıldığında romanda yer alan bazı siyasal ve tarihsel değerlendirmeler tartışılabilir. Zaten iyi bir edebiyat eserini değerli kılan şeylerden biri de okurla arasındaki bu tartışmayı sürdürebilmesinde yatar.
Pavel Korçagin’in hikâyesi ise bütün tartışmaların ötesinde şu soruyu geride bırakır:
İnsan, hayatını yalnızca kendisi için mi yaşamaktadır; yoksa daha adil bir dünya kurma çabası insanın hayatının anlamlı bir parçası olabilir mi?
Ostrovski’nin romanı, bu soruya kendi tarihsel koşulları içinden güçlü bir yanıt verir.
Çeliğin ateşle biçimlendiği gibi, insanın karakteri de mücadele içinde biçimlenebilir.
Bu nedenledir ki Ve Çeliğe Su Verildi, yalnızca bir devrim romanı değil; inanç, dayanışma, fedakârlık ve insanın kendisini aşma çabası üzerine yazılmış bir adanmışlık romanıdır.