Türkiye Avrupa'nın Plastik Çöplüğüne Mi Dönüşüyor?

AB'nin 2026'da OECD dışı ülkelere plastik atık ihracatını kısıtlaması, Türkiye'nin plastik atık yükünü artırabilir. Greenpeace, mevcut verilerdeki belirsizlik sürerken Avrupa'dan yönlendirilecek yeni atıkların ciddi risk oluşturacağını belirtiyor.

EKOLOJİ - 16-06-2026 11:36

Türkiye'nin 2024 yılında ithal ettiği plastik atık miktarına ilişkin dört farklı kaynak, dört farklı rakam ortaya koyuyor. Eurostat'a göre Türkiye geçen yıl Avrupa Birliği ülkelerinden 424 bin ton plastik atık ithal etti. Birleşmiş Milletler verilerine göre İngiltere'nin de dahil edilmesiyle bu miktar 811 bin tona çıkıyor. Plastik sektörünün en büyük kuruluşlarından PAGEV 677 bin tonluk bir hacim açıklarken, Ticaret Bakanlığı verileri ithalatın 1,29 milyon tona ulaştığını gösteriyor.

Greenpeace Türkiye'nin bu ay yayımladığı "Söylemin Ardındaki Gerçek: Türkiye'nin Sıfır Atık Politikasının Görünmeyen Yüzü" başlıklı rapor, tam da bu veri karmaşasını mercek altına alıyor. Rapora göre 2017'den bu yana sürdürülen "Sıfır Atık" politikası ile sahadaki tablo arasında ciddi bir uyumsuzluk bulunuyor.

Kasım ayında COP31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye'nin ithal ettiği plastik atıkları gerçekten geri dönüştürüp dönüştürmediği ise önemli bir tartışma konusu. Greenpeace Türkiye'ye göre plastik atık ithalatındaki artış, geri dönüşüm kapasitesindeki artışla paralel ilerlemiyor.

Plastikleri izlemek neden zor?

Raporun yazarı Berk Butan, veriler arasındaki farklılıkların yalnızca teknik nedenlerle açıklanamayacağını belirtiyor:

"Gümrük kodu sınıflandırmalarındaki farklılıklar, ihracat ve ithalat raporlama takvimlerindeki kaymalar ve kirli ya da yasak atıkların yanlış kodlarla beyan edilmesi gibi olasılıklar, plastik atık ticaretinin izlenebilirliğini ciddi biçimde zayıflatıyor. Bu sistemde ne geri dönüşüm iddialarını doğrulamak ne de sıfır atık hedeflerini ölçmek mümkün."

Butan'a göre en kapsamlı veriye ithalatçı ülkenin resmi kurumu olarak Ticaret Bakanlığı sahip. Ancak bu verilerin de kamuoyu tarafından denetlenebilmesi için daha fazla şeffaflık gerektiğini vurguluyor:

"Farklı gümrük kodları altında hangi atıkların ülkeye giriş yaptığı kamuoyuyla paylaşılmıyor. İthalat rakamlarını anlamak için AB ve BM veri tabanlarına başvurmak zorunda kalıyoruz. Bu durum başlı başına bir çelişki yaratıyor."

Yılda yaklaşık 5 milyon tonluk plastik yük

Veri uyuşmazlığı yalnızca ithalat rakamlarında görülmüyor. Butan, geri dönüşüm oranlarında da ciddi farklılıklar bulunduğuna dikkat çekiyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı 2022 yılı için yüzde 30'luk bir "geri kazanım" oranı açıklarken, Dünya Bankası'nın aynı döneme ilişkin verisi yüzde 11,9 seviyesinde.

Butan'a göre bu farkın temel nedeni kullanılan tanımlar:

"Bakanlık daha geniş bir kavram olan geri kazanımı esas alırken, Dünya Bankası gerçek geri dönüşüm oranını veriyor. Yakma yoluyla enerji elde edilmesinin de geri kazanım kapsamına dahil edilmiş olması muhtemel. Ancak sistem yeterince şeffaf olmadığı için bunu doğrulamak mümkün değil."

Dünya Bankası verilerini en güvenilir referans olarak gördüğünü belirten Butan, Türkiye'nin yılda yaklaşık 3,3 milyon ton belediye kaynaklı plastik atık ürettiğini söylüyor.

"Bu atığın yüzde 80 ila 90'ı depolama alanlarına gömülüyor. Altyapı eksiklikleri nedeniyle her yıl yaklaşık 1,6 milyon ton plastik atık doğrudan çevreye sızıyor. Türkiye kendi plastik atığını yönetmekte zorlanırken Avrupa'dan 1,29 milyon ton daha plastik atık ithal ediyor. Böylece ülkenin yıllık plastik atık yükü 4,6 milyon tona yaklaşıyor."

Toprakta ve suda alarm veren bulgular

Peki ithal edilen plastiklerin ne kadarı gerçekten geri dönüştürülüyor?

Butan'a göre bunu kesin olarak söylemek mümkün değil. Çünkü mevcut sistem gerçek geri dönüşüm oranını ölçmeye izin verecek kadar şeffaf değil.

Ancak Greenpeace'in "Atık Oyunları" raporu ile akademik çalışmalar, ithal plastiklerin önemli bir bölümünün geri dönüşüm döngüsüne dahil olmadığını ortaya koyuyor.

"İthal plastik atıkların bir kısmı yasa dışı biçimde dökülüyor veya yakılıyor. Bu alanlarda yapılan ölçümler, kirletici kimyasal seviyelerinin temiz topraktaki değerlerin 400 bin katına kadar çıkabildiğini gösteriyor."

Prof. Dr. Sedat Gündoğdu ve Salim Avcıoğlu tarafından yürütülen daha güncel bir araştırma ise sulama kanallarındaki mikroplastik yoğunluğunun 132 kat arttığını ortaya koyuyor. Araştırmaya göre saatte 5,3 milyardan fazla mikroplastik parçacığı Seyhan Nehri aracılığıyla Akdeniz'e taşınıyor.

AB'nin yeni düzenlemesi Türkiye için ne anlama geliyor?

Türkiye'nin plastik atık ticaretindeki rolü, Çin'in 2018 yılında plastik atık ithalatını yasaklamasının ardından belirgin biçimde arttı. Malezya, Tayland ve Vietnam'ın da benzer adımlar atmasıyla Avrupa kaynaklı plastik atıkların önemli bir bölümü Türkiye'ye yöneldi.

Eurostat verilerine göre AB, 2024 yılında Türkiye'ye toplam 12,25 milyon ton atık ihraç etti. Bunun 426 bin tonunu plastik atıklar oluşturdu. Son on yılda Türkiye'nin ithal ettiği toplam atık miktarı ise 118,7 milyon tona ulaştı.

Önümüzdeki dönemde bu hacmin daha da artabileceği belirtiliyor. Çünkü AB'nin yeni düzenlemeleri kapsamında 2026'dan itibaren OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık ihracatı sınırlandırılacak. OECD üyesi olan Türkiye ise bu kısıtlamanın dışında kalacak.

Butan'a göre bu durum Türkiye için avantaj değil, yeni bir risk anlamına geliyor:

"Artık başka ülkelere gönderilemeyecek plastik atıkların yolu Türkiye'ye açılıyor. 2024 yılında AB'nin OECD üyesi olmayan Malezya, Vietnam, Hindistan, Fas ve Mısır'a gönderdiği plastik atık miktarı 1 milyon 618 bin tondu. Yasak yürürlüğe girdiğinde bu hacim OECD ülkeleri arasında paylaşılacak. Türkiye'nin bu atıkların önemli duraklarından biri haline gelmesi güçlü bir olasılık."

Greenpeace Türkiye, geçici kota uygulamaları yerine plastik atık ithalatına yönelik kalıcı ve koşulsuz bir yasak çağrısında bulunuyor.

Kaynak: gazete oksijen 

Günün Diğer Haberleri