Sorayayı Taşlamak : Bir İftiranın Taşlarla Yazılan Sonu

Yasemin Merkit Cyrus Nowrasteh’in Soraya’yı Taşlamak filmini inceledi; Soraya’yı Taşlamak, yalnızca bir trajedi değil; çaresizlik, iftira ve ataerkil düzenin ölümcül sonuçlarına dair unutulmaz bir yüzleşme.

KÜLTÜR - SANAT - 12-04-2026 05:49

Bu film, çaresizlik ve haksızlığın tokat gibi çarpan gerçeğidir; izleyeni sadece sarsmaz, içinde bir süre yaşamaya mahkûm eder.

       Soraya’nın uğradığı adaletsizlik içinize kurşun gibi işler; çaresizliğin doğurduğu o yakıcı öfke, kalbinizin en derininde yankılanır.

          Soraya’yı Taşlamak, Fransız-İranlı gazeteci Freidoune Sahebjam’ın La Femme Lapidée adlı eserinden uyarlanan 2008 yapımı bir Amerikan-İran filmidir. Filmin yönetmenliğini Cyrus Nowrasteh üstlenmiştir. 

         Soraya’nın hayatı, kocasının on dört yaşındaki bir kızla evlenmek istemesiyle geri dönülmez bir felakete sürüklenir. Kupayeh’de geçen bu derin trajedi, Soraya’nın çocuklarının geleceği için duyduğu kaygı nedeniyle boşanmayı reddetmesiyle daha da karanlık bir hâl alır.

    Soraya’nın kocası Ali, nafaka vermemek için ona aşağılık bir iftira atar. Kurduğu bu kirli düzen, Soraya’yı işlemediği bir suçun içine hapseder. İki erkeğin şahitliğiyle ölümüne hükmedilir. Oysa Soraya, yokluğunu kanıtlayamayacağı bir suçla baş başadır. Kaçınılmaz olan gerçekleşir; adaletin sustuğu yerde acımasız bir ceza konuşur. Bu vahşet, Zehra’nın bir Fransız gazeteciye anlattıklarıyla dünyaya duyurulur.

     

        Soraya’nın başına gelenlere derin bir üzüntü duyarken, yaşanan haksızlığa karşı içinizde büyüyen bir öfke hissedersiniz. Bazen—hatta çoğu zaman—hayatın acımasız adaletsizliğiyle ve sırf bir kadın olduğu için bir insanın katledilebilmesi gerçeğiyle yüzleşirsiniz. Bu filmi izledikten sonra belki sarsılacaksınız, belki etkisinden uzun süre kurtulamayacaksınız; ama hayatın karanlık yüzünü de tüm çıplaklığıyla görmüş olacaksınız.

Günün Diğer Haberleri