Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, TBMM’deki onay süreci öncesinde tartışılıyor. soL Haber’den Burcu Günüşen’in 22 Ekim tarihli analizinde, anlaşmanın İsrail’e karşı caydırıcı bir ortaklık olduğu yönündeki söylem sorgulanıyor.
Yazıda, Suudi Arabistan ile İsrail arasında Yemen’e yönelik istihbarat ve askerî koordinasyon bulunduğuna ilişkin uluslararası basına yansıyan haberler sıralanıyor. Günüşen, bu ilişkiler nedeniyle Türkiye’nin üstleneceği yükümlülüklerin ABD ve İsrail’in bölgesel politikalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Anlaşmanın gerekçesindeki NATO vurgusu
Analizde, Meclis’e sunulan anlaşmanın gerekçesinde yer aldığı belirtilen NATO ifadelerine dikkat çekiliyor. Aktarılan gerekçede, anlaşmayla hedeflenen bölgesel güvenlik ortamının NATO’nun Avrupa-Atlantik güvenliğine ilişkin amaçlarıyla uyumlu olduğu ve Türkiye’nin NATO kapsamındaki hak ve yükümlülüklerinin korunacağı belirtiliyor.
soL, bu ifadeleri ittifakın ABD ve NATO’nun bölgesel çıkarlarıyla uyumlu olduğu yönünde yorumluyor. Bu değerlendirme, haberin yazarının siyasi analizini oluşturuyor.
İsrail’den Suudi Arabistan’a istihbarat desteği iddiası
Yazıda, İsrail kamu yayıncısı Kan’ın eylül başındaki haberine dayanılarak İsrail’in Suudi Arabistan’a Yemen’de hedef belirlenmesi amacıyla istihbarat sağlamaya başladığı aktarılıyor.
İsrailli gazeteciler Amichai Stein ve Amir Bohbot’un haberlerine de atıf yapılan analizde, iki ülke arasında ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) aracılığıyla görüşmeler yürütüldüğü iddiasına yer veriliyor.
Israel Hayom’un ise istihbarat paylaşımı için CENTCOM’dan destek isteyen tarafın Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman olduğunu ileri sürdüğü belirtiliyor. Bu aktarımlar, ilgili yayınların kaynaklarına dayandırdığı iddialar olarak sunuluyor.
Almanya’daki toplantı ve bölgesel koordinasyon
soL’un Axios’tan aktardığına göre CENTCOM, eylül ortasında Almanya’da İsrailli ve Suudi askerî yetkililerin de katıldığı bir toplantı düzenledi. Haberde, görüşmede İran ve Yemen başlıklarının ele alındığı belirtiliyor.
Analizde, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in toplantıya katılımını doğruladığı aktarılıyor. Toplantıda ABD, Suudi Arabistan ve İsrail’in yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Kuveyt, Katar, Ürdün ve Mısır’ın da temsil edildiği ifade ediliyor.
Yazıda ayrıca, Muhammed bin Selman’ın Kahire ziyareti sırasında İsrail’i de kapsayan bölgesel bir komuta ve koordinasyon mekanizması kurulmasının gündeme geldiği ileri sürülüyor.
Riyad’da İsrailli subaylar bulunduğu iddiası doğrulanmış değil
Analizde yer verilen bir diğer iddia, İsrail merkezli JFeed’in 19 Ekim tarihli haberine dayanıyor. Haberde, Suudi Arabistan’da görevlendirilen Pakistanlı bir subayın Riyad’daki istihbarat toplantısında CENTCOM personeliyle birlikte İsrailli subayları gördüğü öne sürülüyor.
soL’un metninde de bu haberin henüz resmî olarak doğrulanmadığı belirtiliyor. Dolayısıyla söz konusu iddia, kesinleşmiş bir askerî konuşlanma bilgisi olarak değerlendirilemiyor.
TKP’nin Ankara eyleminde savaş karşıtı çağrı
Mekke Anlaşması’na karşı TKP’nin 21 Ekim’de Ankara Sakarya Meydanı’nda düzenlediği eyleme de değinilen yazıda, “İsrail’in askeri olmayacağız” ve “ABD’nin askeri olmayacağız” sloganlarının atıldığı aktarılıyor.
TKP, anlaşmanın Türkiye’yi Suudi Arabistan’ın Yemen’deki savaşına sürükleyebileceğini savunarak milletvekillerini onay vermemeye çağırıyor.
İstanbul’daki görüşmelerin gündeminde Yemen de var
Analizde, Türkiye’nin İngiltere, Fransa, Almanya, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır dışişleri bakanlarını bir araya getirecek görüşmelere ev sahipliği yapmaya hazırlandığı da belirtiliyor.
soL’un Anadolu Ajansından aktardığı bilgilere göre görüşmelerin gündeminde Filistin, Hürmüz Boğazı, Yemen ve Rusya-Ukrayna savaşı bulunuyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, Suudi Arabistan’ın güvenliğine verilen desteği ve Mekke Savunma İttifakı kapsamındaki dayanışmayı vurgulaması bekleniyor.
Yazıda dile getirilen, Kızıldeniz’e uluslararası deniz gücü konuşlandırılabileceği değerlendirmesi ise açıklanmış bir karar değil, olası gelişmelere ilişkin bir öngörü niteliği taşıyor.
Kaynak: soL Haber / Burcu Günüşen’in 22 Ekim 2026 tarihli analizi