Emek Partisi (EMEP) Gebze İlçe Örgütünün 11. Olağan Kongresi, Gebze Kültür Merkezi Kardelen Nikah Salonu’nda gerçekleştirildi. İşçilerin, sendikacıların, siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin katıldığı kongrede, ekonomik ve siyasi gelişmelerin yanı sıra işçi sınıfının örgütlenmesi, grevler, adalet mücadelesi ve eşit yurttaşlık talepleri ele alındı.
Kongrede konuşan EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, iktidarın politikalarının yarattığı sorunların mevcut düzen içinde yapılacak sınırlı değişikliklerle çözülemeyeceğini savundu. Aslan, ana muhalefetin, sol ve sosyalist partilerin, sendikaların, meslek örgütlerinin, kadın ve gençlik örgütlerinin ortak mücadelede sorumluluk alması gerektiğini belirtti.
Kongreye Aslan ve EMEP Genel Başkan Yardımcısı Arzu Erkan’ın yanı sıra Yeni Parti, DEM Parti, SOL Parti ve Türkiye Komünist Partisi (TKP) temsilcileri katıldı. Birleşik Metal-İş Sendikası Gebze 1 ve 2 No’lu şubeleri, TMMOB Makina Mühendisleri Odası, Tüm Emeklilerin Sendikası, Emekliler Dayanışma Sendikası, Eğitim Sen Kocaeli 2 No’lu Şube, Demokratik Alevi Dernekleri ve UİD-DER temsilcileri de kongrede yer aldı.
Kars, Ardahan, Iğdır Kültür ve Yardımlaşma Derneği ile Çamlıçatak Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği temsilcilerinin de katıldığı kongrede, petrokimya ve metal işkollarından işçiler, işçi temsilcileri ve çok sayıda partili bir araya geldi.
Yusuf Akar: “Mücadeleyi büyütmek üzere yan yanayız”
Kongrenin açılış konuşmasını yapan EMEP Gebze İlçe Başkanı Yusuf Akar, olağanüstü koşullarda toplandıklarını belirterek ortak mücadele ihtiyacına dikkat çekti.
İşçilerin ve toplumsal muhalefetin güçlerini birleştirmesi gerektiğini vurgulayan Akar, “Bugün birleşik bir mücadeleye ihtiyacımız var. Yeniden bir kıvılcım yaratmak ve mücadeleyi büyütmek üzere yan yanayız” dedi.
Akar’ın ardından söz alan Seyit Aslan, konuşmasında 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’na ilişkin adalet arayışını, fon tartışmalarını, iktidarın dış politikasını ve toplumsal muhalefetin ortak hareket etmesi gerektiğini ele aldı.
“10 Ekim’in bütün sorumluları ortaya çıkarılmalı”
Konuşmasına 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anarak başlayan Aslan, aradan geçen 11 yılda ailelerin, avukatların ve demokrasi güçlerinin davanın takipçisi olduğunu söyledi.
7 Haziran ile 1 Kasım 2015 arasındaki dönemde yaşanan katliamları hatırlatan Aslan, Ankara’daki saldırının bütün sorumlularının ortaya çıkarılması gerektiğini vurguladı. Saldırıyı gerçekleştiren IŞİD mensuplarının bağlantılarının ve dönemin kamu görevlilerinin sorumluluklarının araştırılması gerektiğini belirtti.
Dönemin siyasi yöneticilerine yönelik eleştirilerini dile getiren Aslan, yalnızca saldırıyı gerçekleştiren kişilerin yargılanmasının yeterli olmadığını savundu. Dönemin başbakanı, İçişleri Bakanlığı yönetimi ve ilgili bürokratların sorumlulukları açıklığa kavuşturulmadan adaletin sağlandığının söylenemeyeceğini ifade etti.
Aslan, katliamın tüm boyutlarıyla aydınlatılması için mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini söyledi.
Fon iddiaları üzerinden iktidara eleştiri
Aslan, eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşiyle ilişkilendirilen fon tartışmalarına da değindi. İktidarın yolsuzluk iddiaları karşısındaki tutumunu eleştiren Aslan, muhalefet belediyelerine yönelik operasyonlarla iktidara yakın isimler hakkındaki iddiaların ele alınışı arasında farklılık bulunduğunu savundu.
İktidarın faiz konusundaki söylemini finans piyasalarındaki kazançlar üzerinden sorgulayan Aslan, fon işlemlerinden büyük kazançlar elde edildiği ve bazı paraların yurt dışına taşındığı yönündeki iddiaları gündeme getirdi.
Cumhurbaşkanı’nın bu tür işlemlere izin verilmeyeceğine ilişkin açıklamalarını da değerlendiren Aslan, iktidarın kendi içindeki ilişkiler üzerinden etkili bir hesap sorma mekanizması işletmesini beklemediğini söyledi. Denetim ve atama yetkilerinin merkezileşmesini eleştiren Aslan, mevcut siyasi ve ekonomik tabloyu “Bu düzen çürüdü, tuz koktu” sözleriyle nitelendirdi.
“Bu düzeni tamir etmek mümkün değil”
Türkiye’de yaşanan sorunların mevcut düzenin işleyişinden kaynaklandığını savunan Aslan, çözümün sınırlı düzenlemelerle sağlanamayacağını belirtti.
“Bunu alaşağı etmeden, orasından burasından tamir etmek mümkün değil” diyen Aslan, toplumsal muhalefetin farklı bileşenlerine ortak mücadele çağrısında bulundu.
Ana muhalefetin, sol ve sosyalist partilerin, sendikaların, meslek örgütlerinin, kadın ve gençlik örgütlerinin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurgulayan Aslan, “Bu düzeni değiştirmek için güçlerimizi birleştirmekten başka şansımızın olmadığını görmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Aslan, iktidarın toplumsal desteğini kaybettikçe baskıyı artırdığını ileri sürdü. Muhalefetin, sendikaların ve itiraz eden kesimlerin hedef alındığını belirterek bu uygulamalara karşı ortak hareket edilmesi gerektiğini söyledi.
Mekke Sözleşmesi tartışmalarına tepki
Konuşmasında dış politika gündemine de yer veren Aslan, “Mekke Sözleşmesi” olarak adlandırdığı düzenlemeye yönelik eleştirilerini dile getirdi. Söz konusu düzenlemenin Türkiye’yi Ortadoğu’daki çatışmalara daha fazla dahil edeceğini savundu.
Suudi Arabistan’a teknik destek adı altında asker gönderilmesine yönelik hazırlıklar bulunduğunu ileri süren Aslan, böyle bir adımın emekçilerin çocuklarını yeniden bölgesel çatışmaların parçası haline getirebileceğini söyledi.
Sözleşmenin maddeleri Meclise gelmeden iktidar tarafından övüldüğünü belirten Aslan, Türkiye’nin ABD’nin bölgesel politikaları doğrultusunda hareket ettiğini savundu. Aslan, “Emperyalist barbarlığın taşeronluğunun aracı haline getirilmemize karşı çıkmalıyız” dedi.
Selçuk Çifci: İşçiler karar süreçlerinin dışında bırakılıyor
Birleşik Metal-İş Gebze 1 No’lu Şube Başkanı Selçuk Çifci, EMEP’in grev ve direnişlerde işçileri yalnız bırakmadığını söyledi. Kongrede gösterilen sinevizyonda farklı işyerlerinden işçilerin mücadelelerinin yer aldığını belirten Çifci, bu deneyimlerin ortak hareket etmenin önemini gösterdiğini ifade etti.
Çekya’da katıldığı uluslararası sendika toplantılarındaki tartışmalara da değinen Çifci, işçilerin kendilerini ilgilendiren karar süreçlerinde yeterince yer almamasını eleştirdi.
Toplantılarda çok sayıda tartışma yürütülmesine rağmen işçilerin bu tartışmaların dışında kaldığını söyleyen Çifci, bu duruma ilişkin eleştirilerini ve sorularını toplantıda dile getirdiğini aktardı.
EMEP üyesi olmadığını ancak partinin sınıf mücadelesindeki çalışmalarını önemsediğini belirten Çifci, işçilerin hakları için mücadele eden örgütlerle dayanışmanın siyasi aidiyetlerden bağımsız bir sorumluluk olduğunu söyledi.
Çifci, hangi siyasi partinin üyesi olursa olsun, EMEP gibi örgütlerin işçi sınıfı için yürüttüğü mücadeleyi desteklemesi gerektiğini ifade etti.
Necmettin Aydın: “Yasaklanan grevi mücadele ederek kazandık”
Birleşik Metal-İş Gebze 2 No’lu Şube Başkanı Necmettin Aydın da grev ve direnişlerde EMEP’in kendilerini yalnız bırakmadığını belirtti.
İşçi sınıfının sorunlarının yalnızca yerel ve tek tek işyerleriyle sınırlı eylemlerle çözülemeyeceğini söyleyen Aydın, yasaklanan grevlerini yasağa rağmen sürdürerek kazanım elde ettiklerini hatırlattı.
İktidara geri adım attırmak için tek bir sendikanın mücadelesinin yeterli olmayacağını vurgulayan Aydın, bütün muhalefetin ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Gebze Sendikalar Birliği olarak 1 Mayıs’ta on binlerce işçinin yan yana gelmesini örnek gösteren Aydın, kitlesel katılım sayesinde alanı doldurabildiklerini belirtti.
“Ayrışarak, bölünerek bir şey yapamayız” diyen Aydın, işçilerin ve toplumsal muhalefetin birlikte mücadele etmesi gerektiğini vurguladı.
Tanfer Yeşiltepe: “Gebze’deki şatafatın arkasında sömürü var”
TMMOB Makina Mühendisleri Odası Gebze İlçe Temsilcisi Tanfer Yeşiltepe, Gebze’deki sanayi ve ekonomik büyüme görüntüsünün arkasındaki çalışma koşullarına dikkat çekti.
Bölgedeki zenginliğin işçi sömürüsü ve iş cinayetlerinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirten Yeşiltepe, mühendislerin, mimarların ve şehir plancılarının da işçi sınıfının mücadelesiyle birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.
“Gebze’de görünen bu büyük şatafatın arkasında sömürü, iş cinayeti ve zulüm var” diyen Yeşiltepe, EMEP’in mücadele çağrılarına kayıtsız kalamayacaklarını ifade etti.
Sendikalarla ve siyasi partilerle ortak mücadele yürütmenin önemini vurgulayan Yeşiltepe, Gebze Sendikalar Birliğinin hem bölgeye hem de Türkiye’ye örnek olması için çalışacaklarını belirtti.
Yaşamını yitiren mücadele arkadaşları anıldı
EMEP üyesi olmaktan gurur duyduğunu söyleyen Yeşiltepe, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda kaybettikleri arkadaşlarını andı.
Son üç yıllık süreçte bölgede yaşamını yitiren Şerafettin Özcan, Haydar Çataltepe ve Metin Türkyılmaz’ın isimlerini de anan Yeşiltepe, onların mücadelesini sürdürme kararlılığını dile getirdi.
Yeşiltepe, “Kaybettiklerimizin mücadele bayrağı şimdi bizim elimizde, kazanana kadar o bayrağı taşımaya devam edeceğiz” dedi.
Dilovası’ndaki faciada eşini kaybeden Gikan’dan adalet çağrısı
Dilovası’ndaki Ravive Kozmetik işyerinde yaşanan faciada eşi Esma Gikan’ı kaybeden Aytekin Gikan da kongrede söz alarak ailelerin adalet mücadelesini anlattı.
Olayda üçü çocuk yedi kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Gikan, facianın üzerinden yaklaşık bir yıl geçmesine rağmen sorumluların hesap vermediğini savundu.
Bazı sorumlulara siyasi bağlantıları nedeniyle dokunulmadığını ileri süren Gikan, ailelerin olayın takipçisi olmayı sürdüreceğini belirtti. Kongreye katılanlardan duruşmalara gelmelerini ve adalet mücadelesine destek vermelerini istedi.
EMEP’in her zaman yanlarında olduğunu söyleyen Gikan, diğer siyasi partilerin ve sendikaların dayanışmasının da aileler için önemli olduğunu ifade etti. Gikan, desteğin sürdürülmesi çağrısında bulunarak davanın peşini bırakmayacaklarını vurguladı.
Emeklilerin geçim mücadelesi gündeme geldi
Tüm Emeklilerin Sendikası Gebze Temsilcisi Mesut Aslan, iktidarın politikalarının emeklileri ağır yaşam koşullarıyla karşı karşıya bıraktığını söyledi.
Emeklilerin de işçiler gibi yoksullukla mücadele ettiğini belirten Aslan, geçim sorunlarının ortak mücadeleyi gerekli kıldığını ifade etti. EMEP’in emeklilerin hak arama süreçlerinde kendilerini yalnız bırakmadığını söyleyerek dayanışma için teşekkür etti.
Alevilerden eşit yurttaşlık ve ortak mücadele vurgusu
Demokratik Alevi Dernekleri Gebze Şube Başkanı Şah İsmail Yıldırım, kongreye yalnızca dayanışma amacıyla katılmadığını, işçi sınıfının mücadelesiyle Alevilerin eşit yurttaşlık talebi arasındaki bağı da vurgulamak istediğini söyledi.
Sömürü düzeninin işçileri baskı altına alırken Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerini de yok saydığını savunan Yıldırım, demokratik bir ülke mücadelesinin ortak yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Fabrikalarda, meydanlarda ve mahallelerde yan yana olmaya devam edeceklerini belirten Yıldırım, konuşmasını “Yaşasın halkların kardeşliği” sözleriyle tamamladı.
Kaynak:Evrensel Gazetesi