Saraydan Feminist Mücadeleye: Nuriye Ulviye Mevlan, Osmanlı Kadın Hareketinin Öncü İsmi

Henüz çocuk yaşta saraya verilen, 13 yaşında evlendirilen ve 20 yaşında dul kalan Nuriye Ulviye Mevlan-Civelek, yaşamını kadınların özgürlük mücadelesine adadı. Kurucusu olduğu Kadınlar Dünyası dergisi ve Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-ı Nisvan Cemiyeti, Osmanlı'da kadınların eğitim, çalışma ve eşit yurttaşlık hakları için yürütülen örgütlü mücadelenin simgesi haline geldi.

KADIN - 26-06-2026 00:05

Türkiye'de kadın hakları mücadelesinin tarihi anlatılırken çoğu zaman Cumhuriyet dönemindeki kazanımlar öne çıkarılıyor. Ancak bu mücadelenin kökleri, Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında yükselen kadın hareketine kadar uzanıyor. Bu hareketin en güçlü temsilcilerinden biri ise gazeteci, yayıncı ve kadın hakları savunucusu Nuriye Ulviye Mevlan-Civelek oldu.

Kadınların yalnızca aile içinde değil, çalışma yaşamında, eğitimde ve kamusal alanda da eşit haklara sahip olması gerektiğini savunan Mevlan, henüz 20 yaşındayken yayımlamaya başladığı Kadınlar Dünyası dergisiyle Osmanlı kadın hareketine yön verdi. Kurduğu kadın örgütüyle birlikte kadınların çalışma yaşamına katılması, yükseköğrenim görmesi ve devlet kurumlarında görev alabilmesi için yürütülen mücadelelerin öncülerinden biri oldu.

Çerkes sürgününden saraya uzanan bir yaşam

1893 yılında Balıkesir'in Gönen ilçesinde dünyaya gelen Nuriye Ulviye, Çerkes kökenli bir ailenin çocuğuydu. Ailesi, Rus Çarlığı'nın Kafkasya'daki sürgün politikaları nedeniyle Anadolu'ya göç etmek zorunda kaldı. Önce Trabzon'a, ardından Gönen'e yerleşen aile, yaşadığı ekonomik sıkıntılar nedeniyle küçük yaştaki kızlarını Yıldız Sarayı'na verdi.

Henüz altı yaşında saraya giren Nuriye Ulviye burada dönemin saray terbiyesiyle yetiştirildi. Osmanlı geleneklerine uygun biçimde, yalnızca 13 yaşındayken II. Abdülhamid'in sütkardeşi Hulusi Bey ile evlendirildi. Yaşça oldukça büyük olan eşinin kısa süre sonra ölmesiyle genç yaşta dul kaldı.

Ancak yaşamının bu dönemi, onu toplumun kadınlara biçtiği kaderi kabullenmeye değil, buna karşı mücadele etmeye yöneltti.

20 yaşında bir kadın, Osmanlı'nın en cesur dergisini çıkardı

Nuriye Ulviye, henüz yirmi yaşındayken 4 Nisan 1913 tarihinde Kadınlar Dünyası dergisini yayımlamaya başladı.

Bu dergi yalnızca bir yayın organı değildi; Osmanlı'da kadınların kendi seslerini duyurdukları ilk bağımsız platformlardan biri haline geldi.

Kadınlar Dünyası'nın en dikkat çekici özelliği ise yayın ilkeleriydi.

Dergi yönetimi, kadınların toplumsal hakları tanınmadığı sürece erkek yazarların yazılarının yayımlanmayacağını ilan etti.

Bu nedenle derginin yalnızca yazarları değil, dizgicileri, editörleri ve yönetimi de tamamen kadınlardan oluşuyordu.

İlk yüz sayısı günlük yayımlanan dergi daha sonra haftalık olarak yayın hayatını sürdürdü. I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı nedeniyle zaman zaman ara vermek zorunda kalsa da 1921 yılına kadar yayımlanmaya devam etti.

Feminizmi açıkça savundu

Kadınlar Dünyası, Osmanlı basınında "feminist" kavramını açıkça kullanan ilk yayınlardan biri oldu.

Dergi, kadınların erkeklerden zihinsel ya da biyolojik olarak geri olmadığını, eşitsizliğin toplumsal düzen tarafından üretildiğini savunuyordu.

Kadınların yalnızca anne, eş ya da ev kadını olarak görülmesine karşı çıkan yayın, kadınların ekonomik bağımsızlık kazanmasını özgürlüğün temel şartı olarak değerlendiriyordu.

Dergide yayımlanan yazılarda;

kadınların çalışma hakkı, yükseköğrenim görmesi, devlet memuru olabilmesi, eşit işe eşit ücret, evlilikte eşit haklar, görücü usulü evliliklerin eleştirisi, kadınların kamusal yaşama katılması

ısrarla gündeme taşındı.

Kadınlar Dünyası'nın temel görüşü, kadın sorununun yalnızca bireysel değil, toplumsal bir dönüşüm meselesi olduğuydu.

Dergi bu nedenle "kadın inkılâbı" kavramını kullanıyor ve kadın özgürlüğünün ancak toplumsal değişimle mümkün olacağını savunuyordu.

Kadınların ilk hak örgütlerinden birini kurdu

Nuriye Ulviye, yayıncılıkla yetinmedi.

28 Mayıs 1913 tarihinde Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-ı Nisvan Cemiyeti'ni kurarak kadınların hak mücadelesini örgütlü hale getirdi.

Cemiyet;

kadınların eğitim görmesi,

çalışma yaşamına katılması,

devlet memuru olabilmesi,

meslek sahibi olması,

toplumsal yaşamda görünür hale gelmesi

için kampanyalar düzenledi.

Din ve mezhep ayrımı gözetmeden kadınlara açık olan cemiyet, Osmanlı kadın hareketinin en önemli örgütlerinden biri olarak tarihe geçti.

Mücadelenin somut kazanımları

Nuriye Ulviye ve arkadaşlarının yürüttüğü kampanyalar kısa sürede sonuç vermeye başladı.

Kadınlar ilk kez telefon idaresinde memur olarak çalışmaya başladı.

Kadınların yükseköğrenim görebilmesi amacıyla İnas Darülfünunu açıldı.

Kadınlara yönelik meslek kursları ve terzihaneler kuruldu.

Eğitimci Belkıs Şevket'in uçağa binmesi için yürütülen kampanya başarıya ulaştı ve Belkıs Şevket, İslam dünyasında uçağa binen ve fotoğrafı yayımlanan ilk kadın olarak tarihe geçti.

Bu gelişmeler, Osmanlı'da kadınların kamusal alandaki görünürlüğünün artmasında önemli rol oynadı.

Dergi yaşasın diye mücevherlerini sattı

Kadınlar Dünyası büyük ekonomik zorluklarla yayımlanıyordu.

Nuriye Ulviye'nin derginin kapanmaması için kişisel mücevherlerini sattığı ve tüm maddi imkânlarını yayın faaliyetlerine aktardığı biliniyor.

Kadın hareketini yalnızca fikir düzeyinde değil, kişisel yaşamını da ortaya koyarak sürdüren Mevlan, yayıncılığı toplumsal mücadeleden ayrı düşünmedi.

Avrupa feministleriyle ilişki kurdu

Kadınlar Dünyası yalnızca Osmanlı sınırları içinde etkili olmadı.

Derginin Fransızca baskısı yayımlandı.

Avrupa'daki feminist çevrelerle bağlantılar kuruldu.

Yabancı basın dergiyi yakından takip ederken, Osmanlı basınının önemli bir bölümü ise kadınların eşitlik taleplerine mesafeli yaklaştı.

Buna rağmen Kadınlar Dünyası, eleştirilere karşı geri adım atmadı.

"Hukuk-ı Nisvan", "Kadınlık", "Nisaiyyun" gibi kavramları siyasal bir içerikle yeniden tanımlayarak kadın hakları literatürünün oluşmasına katkı sundu.

Sonraki yaşamı

Nuriye Ulviye, ikinci evliliğini gazeteci Rıfat Mevlan ile yaptı.

Rıfat Mevlan'ın siyasi nedenlerle sürgüne gönderilmesinin ardından yolları ayrıldı.

Daha sonra ailesinin karşı çıkmasına rağmen Antakyalı tıp öğrencisi Ali Muharrem Civelek ile evlendi ve yaşamının geri kalanını Hatay'ın Kırıkhan ilçesinde geçirdi.

9 Nisan 1964 tarihinde yaşamını yitiren Nuriye Ulviye Mevlan-Civelek, geride yalnızca bir dergi ya da bir dernek değil, Türkiye kadın hareketinin temel taşlarından biri kabul edilen güçlü bir mücadele mirası bıraktı.

Bugün kadınların eğitim hakkından çalışma yaşamına, kamu görevlerinden siyasal temsile kadar birçok alanda elde ettiği kazanımların tarihsel arka planında, Nuriye Ulviye Mevlan ve Kadınlar Dünyası çevresinde yürütülen örgütlü mücadelenin önemli bir yeri bulunuyor.

Osmanlı'nın son döneminde yükselen bu feminist hareket, kadınların yalnızca hukuki eşitliğini değil; ekonomik bağımsızlığını, toplumsal özgürlüğünü ve kamusal alandaki varlığını savunan en güçlü seslerden biri olarak Türkiye kadın tarihindeki yerini koruyor.

Haber Merkezi

Günün Diğer Haberleri