Sakarya’da Süleymancılar tartışması: TKP’den tarikatların tasfiyesi çağrısı

Süleymancılar olarak bilinen dini yapılanmaya yönelik soruşturmayla birlikte Kuriş ailesine ait olduğu belirtilen 191 aktif taşınmazın önemli bölümünün Sakarya’da yoğunlaştığının ortaya çıkması, kentte tarikat ve cemaatlerin ekonomik gücünü yeniden gündeme taşıdı. Serdivan, Adapazarı ve Erenler’deki geniş araziler ve ticari taşınmazlar dikkat çekerken TKP Sakarya İl Örgütü, “Sakarya’nın geleceği tarikatlarda değil, aydınlık yarınlarda” diyerek tarikatların yalnızca dini değil, ekonomik güç odakları olarak da ele alınması gerektiğini açıkladı.

YEREL - 21-08-2026 22:09

Kamuoyunda Süleymancılar olarak bilinen dini yapılanmaya yönelik yürütülen soruşturmanın Sakarya ayağı, kentte tarikat ve cemaatlerin yıllardır tartışılan ekonomik ve toplumsal etkisini bir kez daha gündeme getirdi.

Süleymancıların lideri olarak bilinen Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu isimlere yönelik soruşturmayla birlikte yapılanmanın ekonomik ilişkileri, şirketleri ve gayrimenkul varlıkları mercek altına alındı.

Soruşturma dosyasına ilişkin basına yansıyan bilgilere göre Kuriş ailesinin farklı fertleri adına kayıtlı 191 aktif gayrimenkul bulunuyor. Taşınmazların önemli bir bölümünün Sakarya’da yoğunlaşması ise soruşturmanın kent açısından en dikkat çekici başlıklarından biri oldu.

Gelişmelerin ardından Türkiye Komünist Partisi (TKP) Sakarya İl Örgütü de kapsamlı bir açıklama yayımladı.

“Sakarya’nın geleceği tarikatlarda değil”

Sakarya’nın geleceği tarikatlarda değil, aydınlık yarınlarda” başlığıyla yapılan açıklamada TKP, son operasyonların yalnızca soruşturma kapsamındaki kişiler ve isnat edilen suçlar üzerinden değerlendirilmesine karşı çıktı.

Parti, tarikat ve cemaatlerin dini yapılanmalar olmanın ötesinde büyük ekonomik güç merkezlerine dönüştüğünü savunarak Sakarya’daki mal varlıklarına dikkat çekti.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Ülkemizde hüküm süren tarikat-holding düzeninin karanlık yüzü açığa çıkıyor. Her gün yeni haberler ile bu tarikatların mal varlıkları, nüfuz alanları gün yüzüne çıkmaya devam ediyor.”

TKP Sakarya, özellikle Süleymancılara ilişkin soruşturmada Sakarya’nın öne çıkmasının tesadüf olmadığını savundu.

191 taşınmaz, Sakarya’da geniş araziler

Soruşturma dosyasından basına yansıyan bilgilere göre Kuriş ailesinin farklı üyeleri adına toplam 191 aktif taşınmaz kaydı bulunuyor.

Bunların 138’inin Alihan Kuriş’in annesi Ayşe Gülderen Kuriş, 26’sının hayatını kaybeden babası Mahmut Sabri Kuriş, 14’ünün Alihan Kuriş ve 13’ünün Hilmi Tuna Kuriş adına kayıtlı olduğu bildirildi.

Dosyanın Sakarya bölümünde ise özellikle Serdivan, Adapazarı ve Erenler öne çıkıyor.

Serdivan’da 21 bin 432 metrekare büyüklüğünde, üzerinde ahır ve ahşap ev bulunduğu belirtilen arazi ile geniş tarla alanları; Adapazarı Tekeler-Palak Yurdu mevkilerindeki tarla ve imarlı arsalar; Erenler’de ise bin 55 metrekarelik alan üzerinde bulunan üç katlı betonarme iş yeri, ofis ve arsa soruşturma dosyasına ilişkin haberlerde yer alan taşınmazlar arasında bulunuyor.

İstanbul’un Kadıköy, Üsküdar, Altunizade ve Kısıklı gibi yüksek gayrimenkul değerine sahip bölgelerinde de aile fertleri adına kayıtlı taşınmazların bulunduğu belirtilirken Sakarya’yı farklılaştıran unsurun geniş arazi ve tarla varlığı olduğu aktarılıyor.

MASAK ve emniyet birimlerinin gayrimenkullerin edinim süreçlerini, finansal kaynaklarını, şirket devirlerini ve ticari ilişkileri incelemeyi sürdürdüğü bildiriliyor.

TKP: “Yalnızca inanç istismarı değil”

TKP Sakarya ise soruşturmayla ortaya çıkan tablonun yalnızca bir mal varlığı tartışması olarak görülmemesi gerektiğini savundu.

Partinin açıklamasında şöyle denildi:

“Partimiz başından beri tarikatların yalnızca yurttaşların inancını istismar eden yapılar olmadığını, aynı zamanda devasa boyuta ulaşmış ekonomik güç odakları olduğunu vurguluyor.”

TKP, ülkede hayat pahalılığı, yoksullaşma, ağır çalışma koşulları ve işsizliğin arttığı bir dönemde tarikat ve cemaatlerin ekonomik olarak büyümesinin sorgulanması gerektiğini belirtti.

Açıklamada, “Ülkemizde hayat pahalılığı, yoksullaşma, ağır çalışma şartları, işsizlik her gün etkisini artırırken bugünkü düzen tarikatları zenginleştirmeye devam ediyor” ifadelerine yer verildi.

Yurtlardan holdinglere uzanan yapı

Süleymancıların ekonomik örgütlenmesine ilişkin tartışmalar Sakarya’daki taşınmazlarla sınırlı değil.

Alican Uludağ’ın 13 Ağustos 2026 tarihli haberinde aktarıldığı üzere, kökeni Süleyman Hilmi Tunahan’a dayanan yapılanma uzun yıllar öğrenci yurtları ve Kuran kursları üzerinden örgütlenirken zaman içerisinde ticari faaliyetlerini de genişletti.

Bugün yapılanmayla ilişkilendirilen ticari faaliyetlerin eğitim, gıda, sağlık, turizm, tekstil, inşaat ve gayrimenkul gibi farklı sektörlere yayıldığı belirtiliyor.

Süleymancıların yurt dışındaki en güçlü yapılanmalarından biri ise Almanya’da bulunuyor. Yapılanma burada İslam Kültür Merkezleri Birliği (VIKZ) adıyla faaliyet gösteriyor.

Soruşturma kapsamında kamuoyuna yansıyan MASAK bulgularında bağlantılı kişi ve şirketler üzerinden yüksek miktarlarda paranın yurt dışına çıkarıldığına ilişkin iddialar da yer alıyor. Bu iddialar ve para hareketleri soruşturmanın konuları arasında bulunuyor.

Diyanet raporunda “içe kapalı yapı” değerlendirmesi

Süleymancılar, Diyanet İşleri Başkanlığının geçmişte hazırladığı tarikat ve dini yapılanmalara ilişkin raporlarda da ele alınmıştı.

Raporda, Nakşi geleneği içerisinde ortaya çıkan ancak kendisini tarikat olarak tanımlamayan yapılanmanın son derece içe kapalı olduğu ve bu nedenle görüşlerinin sağlıklı biçimde tespit edilmesinin zorlaştığı değerlendirmesine yer verilmişti.

Yapılanmanın siyasetle ilişkileri de yıllar içerisinde tartışma konusu oldu. Cemaatin farklı dönemlerde Demokrat Parti, Adalet Partisi, ANAP ve Refah Partisi'nden MHP ve daha sonraki yıllarda muhalefet partilerine kadar değişen siyasi tercihler gösterdiği öne sürüldü.

Sakarya neden öne çıkıyor?

Süleymancılar soruşturmasının Sakarya ayağı, kentteki daha geniş bir tartışmayı da yeniden görünür hale getirdi.

Gazeteci Sezai Matur, Sakarya’daki cemaat yapılanmalarını ele aldığı yazısında kentin geçmişten bugüne yalnızca Fethullah Gülen yapılanmasının değil, farklı dini cemaatlerin de önemli merkezlerinden biri olduğunu belirtiyor.

Matur’un aktardığı değerlendirmelerde İsmailağa, Hak-Yol, Süleymancılar, Menzil, Nur, İhlas ve Hakikat gibi farklı yapılanmaların Sakarya’daki faaliyetlerine dikkat çekiliyor.

Bu yapıların bazılarının eğitim ve öğrenci faaliyetleri, bazılarının vakıf ve dernekler, bazılarının ise ticari faaliyetler üzerinden kentte varlık gösterdiği ifade ediliyor.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Fethullah Gülen yapılanmasının Sakarya bağlantıları da uzun süre tartışılmıştı. Matur, bu deneyimden hareketle oluşan boşluğun başka cemaatler tarafından doldurulmaması gerektiği uyarısında bulunuyor.

Böylece Süleymancılar soruşturmasıyla ortaya çıkan Sakarya tablosu, yalnızca bir cemaatin sahip olduğu gayrimenkullerin miktarını değil, tarikat ve cemaatlerin kentteki ekonomik, eğitimsel ve toplumsal nüfuzunu da yeniden tartışmaya açıyor.

TKP’den servete el koyma ve devletleştirme çağrısı

TKP Sakarya’nın açıklaması ise bu tartışmada denetim veya şeffaflık çağrısının ötesine geçiyor.

Parti, tarikatların tasfiye edilmesini ve bunlarla bağlantılı ekonomik yapıların kamulaştırılmasını savunarak şu ifadeleri kullandı:

“Yurttaşlarımızın temel ihtiyaçları karşılamak için borç yüküne girdiği, ağır şartlar altında uzun süren mesailerde çalıştığı bugünkü Türkiye’de tüm tarikatlar lağvedilmeli, halkı sömürerek elde ettikleri devasa servete el konulmalı, bunlara bağlı holdingler devletleştirilmelidir.”

TKP Sakarya, açıklamasını doğrudan kente yönelik şu sözlerle sürdürdü:

Sakarya tarikat ve cemaatlerin hüküm sürdüğü, din istismarı ile yoksullaştırma operasyonunun kol kola yürütüldüğü bu ahlaksızlıktan kurtulmalıdır.

Parti son olarak, “Aydınlık, eşit ve özgür bir şehirde yaşamak isteyen tüm Sakaryalı emekçileri mücadele etmeye, TKP’ye katılmaya davet ediyoruz” çağrısında bulundu.

Günün Diğer Haberleri