Türk belgeselci Ruhi Çenet, son çalışmasında dünyanın en kapalı dini topluluklarından biri olarak bilinen Hasidik Yahudilerin New York’taki yaşamına odaklandı.
America’s Most Secretive Jewish Community: Hasidic Jews (48 Hours Inside) adıyla yayımlanan belgeselde Çenet; Brooklyn’de ve Hasidik nüfusun yoğun olduğu yerleşimlerde cemaatin gündelik hayatını, dini kurallarını, aile yapısını, eğitim sistemini ve modern dünyayla kurduğu ilişkiyi görüntüledi.
YouTube’da kısa sürede 40 milyonun üzerinde izlenmeye ulaşan yapım, yalnızca Türkiye’de değil, farklı ülkelerden sosyal medya kullanıcıları ve yayıncılar arasında da tartışılmaya başladı.
Modern dünyanın içinde kapalı bir hayat
Belgeselde Hasidik Yahudilerin New York gibi dünyanın en büyük metropollerinden birinde yaşamalarına rağmen dış dünyayla aralarına belirgin sınırlar koyduğu anlatılıyor.
Topluluğun üyeleri kendilerine özgü kıyafetleri, ibadet biçimleri ve gelenekleriyle dikkat çekiyor. Akıllı telefon, televizyon ve internet kullanımı ise tamamen serbest bırakılmak yerine dini otoritelerin belirlediği kurallarla sınırlandırılıyor.
Çenet; cemaat üyelerinin kullandığı filtreli telefonları, kadınlarla erkeklerin toplumsal hayattaki farklı konumlarını, çocukların eğitimini ve kalabalık aile yapısını belgeselin merkezine taşıyor.
Topluluğun dışarıdan gelenlere karşı mesafeli tutumu da görüntülere yansıyor. Çenet’in bazı kişilerle iletişim kurmakta ve çekim yapmakta zorlandığı görülürken konuşmayı kabul eden cemaat üyeleri kendi yaşam biçimlerini savunuyor.
Kadınların yaşamı ve eğitim sistemi
Belgeselin en fazla dikkat çeken bölümlerinden biri, Hasidik kadınların cemaat içerisindeki konumu oldu.
Kadınlarla erkeklerin toplumsal sorumluluklarının dini kurallara göre ayrıldığı, evliliklerin çoğunlukla cemaat içindeki aracılar üzerinden gerçekleştirildiği ve ailelerin çok sayıda çocuk sahibi olduğu aktarılıyor.
Eğitim sisteminde erkek çocukların dini eğitime daha fazla zaman ayırdığı, seküler derslerin ise sınırlı kaldığı belirtiliyor. Bu durum, gençlerin cemaat dışındaki üniversite ve çalışma hayatına katılma imkânları üzerinden tartışılıyor.
Belgeselde konuşan bazı kişiler bu yaşam biçimini inançlarının doğal bir parçası olarak görürken cemaatten ayrılan veya dış dünyayla daha fazla ilişki kuran isimler, sistemin bireysel tercihler üzerinde baskı oluşturduğunu savunuyor.
Sosyal yardım tartışması öne çıktı
Belgeselin sosyal medyada en fazla tartışılan bölümlerinden biri, Hasidik ailelerin ABD’deki kamu desteklerinden yararlanma biçimi oldu.
Kalabalık aile yapısı, düşük hane gelirleri ve cemaat içerisindeki ekonomik düzen nedeniyle bazı ailelerin sağlık, gıda ve konut desteği gibi sosyal programlardan yararlandığı aktarılıyor.
Bu bölümün ardından sosyal medyada iki farklı yaklaşım ortaya çıktı.
Bir kesim, topluluğun dini ve ekonomik yapısını korurken kamu kaynaklarından yüksek oranda yararlandığını savunarak sistemi eleştirdi. Sosyal yardım düzeninin, topluluğun dış dünyadan bağımsız yaşam biçimini dolaylı olarak finanse ettiği ileri sürüldü.
Diğer kesim ise sosyal yardımlardan yararlanmanın yasal koşullara bağlı olduğunu, yoksulluk sınırının altında yaşayan kalabalık ailelere sağlanan desteklerin yalnızca Hasidiklere özgü olmadığını belirtti. Belgeselin topluluk içerisindeki işletmeleri, çalışan bireyleri ve ekonomik çeşitliliği yeterince göstermediği yönünde itirazlar da dile getirildi.
Asmongold’un tepkisi tartışmayı büyüttü
Belgeselin uluslararası sosyal medyada daha fazla görünürlük kazanmasında Amerikalı yayıncı Asmongold’un canlı yayını etkili oldu.
Milyonlarca takipçisi bulunan yayıncı, belgeseli izlerken Ruhi Çenet’in prodüksiyonunu ve kapalı bir topluluğun içine girerek görüntü almasını övdü.
Asmongold, özellikle sosyal yardımlarla ilgili bölümde Amerikan vergi sistemini sorgulayan sert ifadeler kullandı. Yayın sırasında verdiği tepkiler kısa sürede farklı sosyal medya platformlarında kesitler hâlinde paylaşılmaya başladı.
Böylece belgeselde anlatılan Hasidik yaşamından çok, topluluğun kamu kaynaklarından ne ölçüde yararlandığı tartışması öne çıktı.
“Gazetecilik mi, egzotikleştirme mi?” tartışması
Belgesel yalnızca içeriğiyle değil, kullanılan anlatım diliyle de tartışma yarattı.
Bazı izleyiciler Çenet’in kapalı bir cemaatin gündelik hayatını görünür hâle getirdiğini ve izleyicinin ulaşmasının zor olduğu bir dünyayı belgelediğini savundu. Yapımın görüntü kalitesi, temposu ve farklı kişilerle kurduğu temas övgü aldı.
Eleştirenler ise “Amerika’nın en gizli topluluğu” gibi ifadelerin Hasidik Yahudileri egzotik ve ürkütücü bir topluluk olarak sunduğunu belirtti. Toplumun kendi içindeki farklılıkların yeterince gösterilmediği, birkaç kişinin yaşamı üzerinden bütün Hasidiklerin aynı biçimde tanımlandığı yorumları yapıldı.
Özellikle sosyal yardım tartışmasının bağlamından koparılmasının, yoksulluk ve kamu desteği meselelerini dini kimlik üzerinden hedef göstermeye dönüşebileceği uyarıları öne çıktı.
Belgesel neden bu kadar ilgi gördü?
Ruhi Çenet’in belgeseli, modern bir metropolün ortasında farklı kurallarla yaşayan kapalı bir topluluğu konu alması nedeniyle geniş bir izleyici kitlesine ulaştı.
New York’un birkaç sokak ötesinde bambaşka bir eğitim, aile ve gündelik yaşam düzeninin bulunması izleyicide merak uyandırdı. Çenet’in cemaat üyeleriyle doğrudan temas kurması ve içeriden görüntüler sunması da belgeselin etkisini artırdı.
Ancak yapımın yarattığı tartışma, Hasidik Yahudilerin yaşam biçiminin ötesine geçti. İnanç özgürlüğünün sınırları, kadınların cemaat içerisindeki konumu, çocukların seküler eğitim hakkı, kapalı toplum yapıları ve kamu kaynaklarının paylaşımı yeniden gündeme geldi.
Belgesel bütün bu sorulara kesin yanıtlar vermiyor. Buna karşılık sosyal medyada büyüyen tartışma, dışarıya kapalı bir topluluğu anlatırken merak ile önyargı arasındaki sınırın ne kadar kolay aşılabildiğini de gösteriyor.
Filistinli çocukları unutmadı
Ruhi Çenet, Hasidik Yahudi toplumunu konu aldığı belgeselin sonunda Filistin’deki çocuklara da dikkat çekti. İzleyicilerine “Filistinli çocuklara yardım etmeyi unutmayın” çağrısında bulunan Çenet, Gazze’de savaşın, açlığın ve zorunlu yerinden edilmenin ağır sonuçlarıyla karşı karşıya kalan çocukların unutulmaması gerektiğini hatırlattı.
Belgeselin kapanışında yer verilen bu mesaj, bir inanç topluluğunun yaşamını anlatmakla İsrail devletinin Filistin’de yürüttüğü politikaları birbirinden ayıran önemli bir vurgu olarak öne çıktı. Çenet böylece milyonlarca izleyiciye ulaşan çalışmasını yalnızca Hasidiklerin kapalı yaşamına ilişkin bir anlatıyla sınırlamadı; dikkati Filistinli çocukların yaşadığı insani felakete de yöneltti.
Ruhi Çenet kimdir?
Muhammet Ruhi Çenet, 20 Ekim 1990’da Aydın’da doğdu. Çocukluğunu Manisa ve Bandırma’da geçiren Çenet, üniversite eğitimi için Hindistan’a giderek bilgisayar bilimi alanında eğitim aldı.
Türkiye’ye döndükten sonra 2012 yılında YouTube’da içerik üretmeye başladı. İlk dönemlerinde bilgi, bilim ve popüler kültür videolarıyla tanınan Çenet, ilerleyen yıllarda dünyanın ulaşılması güç bölgelerini ve dışarıya kapalı topluluklarını konu alan belgesellere yöneldi.
Bugüne kadar 75’i aşkın ülkede çekim yapan Çenet; Krubera Mağarası, Yakutistan’daki aşırı soğuk yaşam, dünyanın en sıcak ve en yüksek yerleşimleri ile farklı inanç ve topluluklar üzerine hazırladığı yapımlarla uluslararası bir izleyici kitlesine ulaştı.
Çenet, çalışmalarını farklı dillerde yayımladığı “Ruhi Cenet Documentaries” adlı YouTube kanalında izleyiciyle buluşturuyor. Eylül 2026 itibarıyla kanalın yaklaşık 19 milyon abonesi ve 3 milyarı aşan toplam izlenmesi bulunuyor.
Kendisini bağımsız belgesel yapımcısı olarak tanımlayan Çenet, geleneksel televizyon kanalları yerine dijital platformlarda yayımladığı yüksek prodüksiyonlu yapımlarıyla Türkiye’nin uluslararası ölçekte en fazla izlenen içerik üreticilerinden biri olarak gösteriliyor.