Yeryüzü TV’de Çağlar Tekin’in hazırlayıp sunduğu programda gazeteci-yazar Hüsnü Mahalli, Ortadoğu’daki gelişmeleri çok sayıda başlık üzerinden değerlendirdi. Türkiye’de PKK’nın silahsızlanma süreci, Suriye’de PYD/YPG ile Şam arasındaki denklem, İsrail’in Gazze ve Lübnan saldırıları, İran’ın olası müdahalesi, Mekke Anlaşması, ABD’de Trump yönetiminin geleceği ve bölgesel güçlerin yeni pozisyonları programın öne çıkan başlıkları oldu.
“Türkiye’deki süreci yalnızca Türkiye dinamikleriyle değerlendiremeyiz”
Türkiye’de yürütülen PKK’nın silahsızlanma sürecini değerlendiren Mahalli, sürecin yalnızca Türkiye içerisindeki gelişmeler üzerinden okunamayacağını söyledi.
Mahalli, PKK başlığının Suriye’de PYD/YPG, Kuzey Irak’taki gelişmeler ve İran Kürdistanı’ndaki yapılanmalarla birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, Türkiye’de çıkarılan çerçeve yasanın bundan sonraki uygulamasının çok sayıda bölgesel gelişmeye bağlı olduğunu ifade etti.
Mahalli, özellikle Suriye’de PYD/YPG ile Şam yönetimi arasında 2025 yılında imzalanan entegrasyon anlaşmasının uygulanma biçiminin Türkiye açısından da belirleyici olduğunu savundu. Suriye’deki sürecin yalnızca Ankara-Şam hattında değil, ABD, İsrail, İran ve Rusya’nın politikalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Mahalli’ye göre Türkiye açısından kritik başlıklardan biri de Abdullah Öcalan’ın geleceği. Çerçeve yasada Kürtlerin demokratik ve anayasal haklarına ilişkin kapsamlı bir düzenlemenin bulunmadığını belirten Mahalli, sürecin önümüzdeki dönemde Türkiye’nin iç siyaseti ve yaklaşan seçimlerle de bağlantılı şekilde tartışılacağını ileri sürdü.
Suriye’de PYD/YPG-Şam entegrasyonu
Suriye başlığında ise Mahalli, PYD/YPG ile Şam yönetimi arasındaki entegrasyonun tamamen ortadan kalkmasını beklemediğini, ancak sürecin Suriye içerisindeki çok sayıda güç dengesi nedeniyle kolay ilerlemeyeceğini söyledi.
Mahalli, Mazlum Abdi ve Abdullah Öcalan arasındaki siyasi bağlantıya dikkat çekerken, Suriye’deki gelişmelerin yalnızca PYD/YPG üzerinden okunmasının eksik kalacağını belirtti.
Suriye’de Şam yönetimine bağlı silahlı gruplar arasındaki değişimlere de dikkat çeken Mahalli, bazı Türkiye destekli grupların komuta kademelerinde değişiklikler yapıldığını ve bu gelişmelerin kamuoyunda yeterince tartışılmadığını söyledi.
İsrail’in Suriye ve Lübnan saldırıları
Programın önemli başlıklarından biri İsrail’in Suriye ve Lübnan’daki askeri faaliyetleri oldu.
Mahalli, İsrail’in güney Suriye’deki askeri varlığının Suriye’deki bütün dengeleri etkilediğini belirterek, Gazze’de devam eden saldırılarla Lübnan ve Suriye’deki gelişmelerin birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade etti.
İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının daha geniş bir çatışmaya dönüşme ihtimaline dikkat çeken Mahalli, böyle bir gelişmenin Suriye, İran, Yemen ve Körfez ülkelerini de doğrudan etkileyebileceğini söyledi.
Mahalli, Netanyahu hükümetinin Gazze ve Suriye’ye yönelik saldırılarını sürdürmesine rağmen uluslararası aktörlerin etkili bir biçimde müdahale edemediğini savundu.
“İran’ın vereceği cevap bölgesel savaşı büyütebilir”
İran’ın Suriye’deki gelişmelere yönelik olası müdahalesini de değerlendiren Mahalli, Tahran’ın Şam yönetimine yönelik sert bir mesaj vermesi halinde dengelerin hızla değişebileceğini söyledi.
Mahalli, İran’ın Suriye’ye yönelik olası bir askeri müdahalesinin yalnızca Suriye sınırları içerisinde kalmayacağını; Türkiye, İsrail, Lübnan ve Körfez ülkelerini de içine alan daha geniş bir çatışma riskini beraberinde getirebileceğini belirtti.
Bu çerçevede İran’ın Suriye’deki Kürt bölgelerine yönelik saldırıları, İsrail’in güney Suriye’deki varlığı ve Şam yönetiminin silahlı grupları birleştirme girişimleri aynı denklem içerisinde değerlendirildi.
Mekke Anlaşması yeni bir sınavla karşı karşıya
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması da programın tartışılan başlıkları arasında yer aldı.
Mahalli, anlaşmanın bölgedeki gelişmeler karşısında nasıl işletileceğinin önemli bir soru olduğunu belirtti. Yemen ile Suudi Arabistan arasında yeni bir çatışma ihtimalinin ortaya çıkması halinde anlaşmanın taraflarının nasıl pozisyon alacağının kritik hale geleceğini ifade etti.
Mahalli, anlaşmanın bir tarafının saldırıya uğraması halinde diğer tarafların yardım yükümlülüğünün nasıl uygulanacağının özellikle tartışılması gerektiğini söyledi.
Son dönemde Türkiye’den Suudi Arabistan’a yönelik askeri sevkiyat iddialarının Arap medyasında yer aldığını belirten Mahalli, bu gelişmelerin Mekke Anlaşması’nın bölgesel güvenlik mimarisi açısından taşıdığı anlamı daha önemli hale getirdiğini savundu.
“Mezhep savaşı riski küçümsenmemeli”
Mahalli, Ortadoğu’daki mevcut gelişmelerin yalnızca devletler arasındaki mücadele olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, mezhep çatışması riskine de dikkat çekti.
Özellikle Suriye, Lübnan, Irak ve Yemen’deki gelişmelerin aynı anda tırmanması halinde mezhep temelli bir çatışmanın bölgeyi çok daha ağır bir tabloya sürükleyebileceğini söyleyen Mahalli, bunun Ortadoğu'daki en tehlikeli senaryolardan biri olduğunu ifade etti.
Mahalli’nin bu değerlendirmeleri sırasında İslam tarihine ilişkin eleştiriler de gündeme geldi. Peygamberin torunları üzerinden yürütülen siyasi mücadelelerin ve iktidar merkezli anlayışların İslam toplumlarının tarihsel bölünmelerinde önemli bir rol oynadığını savunan Mahalli, Emevi dönemine ilişkin sert eleştiriler yöneltti.
Mahalli, İslam'ın özünde bulunan adalet ve eşitlik anlayışının iktidar mücadeleleri tarafından tahrip edildiğini savunarak, bugün yaşanan mezhep çatışmalarının tarihsel arka planının da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Trump, ABD seçimleri ve iç çatışma ihtimali
Programda ABD'deki siyasi gelişmeler de ele alındı.
Mahalli, Donald Trump'ın siyasi üslubu ve Cumhuriyetçi Parti'nin politikalarının ABD içerisindeki kutuplaşmayı derinleştirdiğini belirtti. Kasım seçimleri ve Trump ile Cumhuriyetçilerin olası seçim kaybı sonrasında ABD'de yaşanabilecek siyasi gerilimlere dikkat çeken Mahalli, Trump'ın seçim sonuçlarına vereceği tepkinin Washington'daki dengeler açısından önemli olacağını söyledi.
ABD'deki siyasi çatışmanın yalnızca seçim sonuçlarıyla sınırlı kalmayabileceğine dikkat çeken Mahalli, Trump'ın tutumu nedeniyle ülkede daha sert iç siyasi çatışmaların tartışılmaya başlandığını ifade etti.
Hamaney’in atamaları ne anlama geliyor?
İran'daki gelişmeleri değerlendirirken Ayetullah Ali Hamaney'in yaptığı atamalar da programın başlıklarından biri oldu.
Mahalli, bu atamaların İran'ın yalnızca mevcut çatışmaya değil, daha uzun vadeli bir güvenlik ve savaş ihtimaline göre pozisyon aldığının göstergesi olarak okunabileceğini belirtti.
İran'ın ABD ve İsrail'le doğrudan ya da dolaylı çatışma ihtimalini dikkate alarak devlet mekanizmasını yeniden düzenlediğini savunan Mahalli, Tahran'ın vereceği kararların Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen başta olmak üzere bütün bölgeyi etkileyeceğini söyledi.
Rusya, Çin ve Asya hattı
Mahalli, Ortadoğu'daki gelişmelerin Rusya, Çin ve Asya-Pasifik'teki güç dengelerinden bağımsız olmadığını da vurguladı.
Rusya ile Şam arasındaki ilişkilerde yaşanan gerilimlere ve Rusya'nın Suriye'deki askeri üslerinin geleceğine dikkat çeken Mahalli, Moskova'nın bölgedeki pozisyonunun hâlâ önemli olduğunu belirtti.
Çin'in bölgesel ve küresel yükselişi, Rusya'nın Batı ile karşı karşıya gelişi ve Japonya ile Güney Kore'nin ABD ile ilişkileri üzerinden Asya'daki güç dengelerinin de Ortadoğu'daki gelişmeleri etkilediğini ifade eden Mahalli, artık bölgesel gelişmelerin tek tek ülkeler üzerinden açıklanamayacağını söyledi.
“Yarın ne olacağını kestirmek zor”
Ortadoğu'daki mevcut tabloyu “çok karmaşık bir ilişki yumağı” olarak değerlendiren Mahalli, bölgede aynı anda çok sayıda gelişmenin yaşandığını ve bunların birbirini doğrudan etkilediğini söyledi.
Yemen, Suudi Arabistan, İran, Suriye, Lübnan, İsrail ve Türkiye arasındaki ilişkilerin aynı anda hareket ettiğini belirten Mahalli, bu nedenle bölgedeki gelişmeleri saat saat takip etmeden geleceğe ilişkin kesin öngörülerde bulunmanın mümkün olmadığını savundu.
Mahalli, özellikle İsrail'in yeni bir saldırı başlatması, İran'ın doğrudan karşılık vermesi veya Yemen-Suudi Arabistan hattındaki gerilimin büyümesi halinde mevcut çatışmaların birbirine eklemlenerek daha geniş bir savaşa dönüşebileceği uyarısında bulundu.
Büyük saldırı ihtimali ve ambargo
Programın son bölümünde bölgeye yönelik olası büyük bir saldırı ihtimali de tartışıldı.
Mahalli, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik baskıyı artırması halinde bunun yalnızca askeri saldırılarla sınırlı kalmayacağını, ekonomik yaptırım ve ambargo politikalarının da savaşın önemli araçlarından biri olacağını söyledi.
İran'a yönelik ambargoların ülkeyi ekonomik olarak sıkıştırmayı hedeflediğini belirten Mahalli, buna rağmen İran'ın bölgesel bağlantıları ve sahip olduğu askeri kapasitenin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Mahalli'ye göre İsrail'in İran'a yönelik olası yeni hamlesi, ABD'yi de sahada tutmayı hedefleyen daha geniş bir stratejinin parçası olabilir. Böyle bir saldırının gerçekleşmesi durumunda Irak, Suriye, Lübnan, Yemen ve Körfez hattının da çatışmanın içerisine çekilme ihtimalinin bulunduğunu belirten Mahalli, bunun Ortadoğu açısından çok daha büyük bir savaş anlamına gelebileceğini söyledi.
Ortadoğu’da dengeler yeniden kuruluyor
Hüsnü Mahalli'nin değerlendirmelerine göre Türkiye'deki PKK'nın silahsızlanma sürecinden Suriye'deki PYD/YPG-Şam entegrasyonuna, İsrail'in Gazze ve Lübnan saldırılarından İran'ın olası karşı hamlesine, Mekke Anlaşması'ndan ABD-Çin-Rusya rekabetine kadar çok sayıda başlık aynı bölgesel denklem içerisinde hareket ediyor.
Bölgede bir yandan diplomatik anlaşmalar ve entegrasyon süreçleri yürütülürken diğer yandan askeri yığınaklar, saldırılar, ekonomik yaptırımlar ve karşılıklı tehditler devam ediyor. Bu nedenle Ortadoğu'daki mevcut tablonun yalnızca tek bir ülke ya da tek bir çatışma üzerinden okunamayacağı görülüyor.
Programın tamamını izleme için tıklayın
Haber Merkezi