PKK lideri Abdullah Öcalan’ın, Çerçeve Yasa süreci kapsamında DEM Parti İmralı heyetiyle gerçekleştirdiği görüşmelere ait olduğu öne sürülen notlar kamuoyuna yansıdı. Fransa merkezli Utopia TV Ari’nin internet sitesine dayandırılan haberde yayımlanan notlarda, Türkiye’de yürütülen sürecin yanı sıra İran ve Suriye’ye ilişkin değerlendirmelerin de bulunduğu iddia edildi.
The Cradle’ın Utopia TV Ari’ye dayandırdığı habere göre söz konusu notlarda Öcalan’ın, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik olası bir savaşının bölgesel sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu öne sürüldü. Sol Haber tarafından Türkçeye çevrilen metinde, İran’da olası bir “rejim değişikliği” ihtimaline dikkat çekildiği aktarıldı.
“Şia rejimi son demlerini yaşıyor”
Notlarda Öcalan’ın, Kürtler ile Türklerin Ortadoğu’da benzer kültürel dokular içerisinde yaşadığını savunduğu ve bölgedeki kültürel ortaklıkların önemine vurgu yaptığı öne sürüldü.
Suriye’ye ilişkin değerlendirmelerde ise Suriye Cumhurbaşkanı olarak tanımlanan Ahmed Şara’ya yönelik ifadelerin yer aldığı iddia edildi. Öcalan’ın, Şara’nın yerel demokrasi ve demokratikleşme yönünde adımlar atması gerektiğini savunduğu; aksi durumda Suriye’de yeni bir darbe ve çatışma sürecinin yaşanabileceğini belirttiği öne sürüldü.
İran konusunda ise notlarda daha sert değerlendirmelerin bulunduğu iddia edildi. Öcalan’ın İran yönetiminin “son demlerini yaşadığını” savunduğu ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Neçirvan Barzani ile Kürdistan Yurtseverler Birliği Başkanı Bafel Talabani’nin de dahil olacağı yeni bir siyasi girişim önerdiği öne sürüldü.
Söz konusu girişimin PJAK’ın dönüşümünü de kapsaması gerektiğinin belirtildiği iddia edilirken, Türkiye’nin bu süreçte rol üstlenmesi çağrısı yapıldığı aktarıldı.
PJAK ve İran’a ilişkin değerlendirmeler
Notlarda, İran’ın kendi sınırları içerisindeki ve Irak’taki Kürt gruplara yönelik saldırılarına da değinildiği öne sürüldü.
Öcalan’ın, PJAK’ın savaşa taraf olmadığını ancak Kürtlere yönelik saldırılara karşı kendisini savunacağını açıkladığını hatırlattığı ve İran sorununun ABD veya İsrail müdahalesiyle çözülemeyeceğini savunduğu iddia edildi.
Ayrıca İran’ın bölgesel nüfuzuna ilişkin değerlendirmelerde, “Pers milliyetçiliğinin hafife alınmaması” gerektiğinin ifade edildiği öne sürüldü. İran’ın Irak ve Suriye üzerindeki etkisinin genişleyebileceği yönünde değerlendirmelerin de notlarda yer aldığı iddia edildi.
“Devletin sağlam bir ayağı olacağız”
Sızdırıldığı öne sürülen notların Türkiye’de yürütülen ve kamuoyunda “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan sürece ilişkin bölümlerinde ise Öcalan’ın Kürt hareketinin devletle ilişkisine dair dikkat çekici değerlendirmeler yaptığı iddia edildi.
Öcalan’ın, devletin kendilerine bugün “terörist” olarak bakabileceğini ancak süreç ilerledikçe Kürt hareketinin devlet açısından müttefik bir konuma gelebileceğini savunduğu öne sürüldü.
Notlarda ayrıca Kürtlerin yeni anayasa ile birlikte “resmi bir hukuk öznesi” haline gelmesi gerektiği yönünde ifadelerin bulunduğu iddia edildi.
SDG’nin geleceği de gündemde
Öte yandan Çerçeve Yasa’nın 10 Ağustos’ta TBMM’de kabul edilmesinin ardından Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) geleceğine ilişkin açıklamalar da gündeme geldi.
SDG’nin Kobani sorumlusu olarak tanıtılan Mahmut Berhudan, YPG ve SDG’nin birkaç gün içerisinde tamamen feshedileceğini, örgüt bünyesindeki 10 ila 12 bin savaşçının ise dört alay halinde Suriye ordusuna entegre edildiğini öne sürdü.
Berhudan, özerk yönetim yapısının ortadan kalkacağını ve ayrı bir devlet talebinin bulunmadığını belirterek “tek ordu, tek devlet ve tek bayrak” anlayışı doğrultusunda yeni Suriye’nin inşa edileceğini savundu.
Açıklamalarında Türkiye’de yürütülen sürece de destek veren Berhudan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin attığı adımın “bin yılın hamlesi” olduğunu ileri sürdü.
Söz konusu açıklamalar ve Öcalan’a ait olduğu öne sürülen notlar, Türkiye’deki yeni sürecin yanı sıra İran, Suriye ve bölgedeki Kürt hareketlerinin geleceğine ilişkin tartışmaları da yeniden gündeme taşıdı.
Not: Haberde yer verilen Öcalan’a ait olduğu öne sürülen ifadeler, kamuoyuna yansıyan ve farklı kaynaklara dayandırılan notlardaki iddialardır. Söz konusu notların doğruluğu ve Öcalan’a ait olup olmadığı bağımsız olarak doğrulanmış değildir.
Kaynak:Yakın Doğu Haber