NYT: Hürmüz pazarlığı İran’a stratejik üstünlük sağlayabilir

New York Times’ta yayımlanan analize göre, İran ile Umman arasında Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için yürütülen görüşmeler yalnızca deniz trafiğini yeniden başlatmayı değil, Tahran'ın boğaz üzerindeki stratejik nüfuzunu uluslararası düzeyde kalıcı hale getirmeyi de amaçlıyor. Anlaşmanın, ABD ile İran arasındaki nükleer müzakerelerle bağlantılı ilerlediği belirtiliyor.

DÜNYA - 04-08-2026 13:30

New York Times'ta David E. Sanger, Farnaz Fassihi ve Eric Schmitt imzasıyla yayımlanan analizde, İran ile Umman'ın Hürmüz Boğazı'nda deniz trafiğini yeniden başlatacak bir anlaşmaya yakın olduğu ileri sürüldü. Analize göre üzerinde çalışılan düzenleme, enerji sevkiyatının yeniden başlamasını sağlayabileceği gibi İran'ın boğaz üzerindeki fiili etkisini uluslararası düzeyde daha görünür ve kalıcı hale getirebilir.

Haberde, müzakerelerde Basra Körfezi'ne giriş yapan gemilerin İran kıyılarına yakın rotaları, Körfez'den çıkan gemilerin ise Umman kıyılarına yakın güzergâhları kullanmasının değerlendirildiği aktarıldı. İranlı yetkililer, doğrudan geçiş ücreti alınmayacağını ancak güvenlik, çevresel etkiler ve işletme giderleri kapsamında hizmet bedeli uygulanabileceğini belirtirken, ABD'li yetkililer bu iddiayı reddederek herhangi bir ücretlendirme planı bulunmadığını savundu.

Analizde, Trump yönetiminin Hürmüz'ün yeniden açılmasını küresel enerji piyasalarındaki baskıyı azaltacak ve iç siyasi maliyetleri düşürecek bir gelişme olarak gördüğü ifade edildi. Buna karşılık İran'ın, ABD'nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasını kaldırmaması ve tarafların daha önce üzerinde uzlaştığı maddelere dönmemesi halinde boğazın açılmasına onay vermeyeceği belirtildi.

İran stratejik kazanımını kalıcılaştırmak istiyor

Analize göre Tahran yönetimi, Hürmüz üzerindeki etkisini yalnızca geçici bir kriz aracı olarak değil, gelecekteki bölgesel pazarlıklarda kullanabileceği kalıcı bir stratejik koz olarak değerlendiriyor. Bu yaklaşımın, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun savunduğu "Hürmüz'ün savaş öncesindeki gibi tamamen açık bir uluslararası su yolu olarak işlemesi" hedefiyle çeliştiği kaydedildi.

Rubio'nun son dönemde yaptığı açıklamalarda, herhangi bir devletin uluslararası deniz yolları üzerinde kontrol kurarak geçişleri kendi koşullarına bağlamasının küresel ticaret açısından tehlikeli bir emsal oluşturacağını savunduğu hatırlatıldı.

Nükleer görüşmelerle bağlantılı süreç

Haberde, Hürmüz Boğazı'na ilişkin taslağın aynı zamanda Washington ile Tahran arasında yeniden canlandırılmaya çalışılan nükleer müzakerelerle bağlantılı olduğu belirtildi. Taslağın, İran ile Umman'a 60 günlük müzakere süresi tanırken, aynı dönemde İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarına ilişkin görüşmelerin de yeniden başlamasını öngördüğü ifade edildi.

ABD yönetiminin, İran'ın elindeki yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun seyreltilmesini ve ülke dışına çıkarılmasını istediği aktarılırken, Amerikalı bazı yetkililerin yeni bir nükleer anlaşmanın gerçekleşmeyebileceği görüşünü dile getirdiği belirtildi.

Pentagon'da kaygılar sürüyor

Analizde, Pentagon içindeki bazı askeri çevrelerin İran-Umman düzenlemesini İran'a verilmiş bir taviz olarak değerlendirdiği öne sürüldü. Bu çevrelerin, Umman kıyılarına yakın alternatif rotalarda güvenlik risklerinin sürdüğünü ve gemilerin fiilen İran'la koordinasyon kurmak zorunda kalabileceğini düşündüğü aktarıldı.

İran'ın baş müzakerecisinin danışmanlarından Mehdi Muhammedi ise devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, İran ile Umman arasında Hürmüz'ün yönetimine ilişkin görüşmeler yürütüldüğünü doğruladı. Muhammedi, söz konusu müzakerelerin ABD ile yaşanan savaş sürecinden bağımsız olarak sürdüğünü söyledi.

Uluslararası Kriz Grubu Ortadoğu Programı Başkan Yardımcısı Ali Vaiz de İran'ın Hürmüz üzerindeki nüfuzunu savaşın en önemli stratejik kazanımlarından biri olarak gördüğünü belirterek, Umman ile sağlanacak olası bir anlaşmanın Tahran'ı savaş öncesine kıyasla daha avantajlı bir konuma taşıyabileceğini ifade etti.

Analiz, Trump yönetiminin önünde İran'ın Hürmüz üzerindeki etkisini tamamen ortadan kaldırabilecek askeri bir çözüm bulunmadığı ve Washington'un "kazanılması zor bir savaş" ile "siyasi açıdan savunulması güç bir uzlaşı" arasında tercih yapmak durumunda kalabileceği değerlendirmesiyle sona erdi.

Kaynak:Yakın Doğu Haber

Günün Diğer Haberleri