NYT: ABD, İran savaşında stratejik yenilgi riskiyle karşı karşıya; müttefiklerde güven krizi büyüyor

New York Times'ın analizine göre, ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü savaş altıncı ayına girerken Washington'un caydırıcılığı ve güvenilirliği ciddi şekilde sorgulanıyor. Uzmanlar, savaşın hem ABD'nin küresel konumunu zayıflattığını hem de müttefiklerini alternatif güvenlik arayışlarına yönelttiğini belirtiyor.

DÜNYA - 02-08-2026 09:50

ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü savaş altıncı ayını geride bırakırken, New York Times'ta yayımlanan kapsamlı analizde Washington'un askeri ve diplomatik açıdan stratejik bir çıkmazla karşı karşıya olduğu değerlendirildi. Haberde görüşlerine yer verilen uzmanlar, savaşın ABD'nin küresel liderlik iddiasını güçlendirmek yerine müttefikler nezdinde güven kaybına yol açtığını ifade etti.

Analize göre, ABD'nin askeri üstünlüğünü kalıcı bir siyasi sonuca dönüştürememesi, Rusya ve Çin gibi rakip güçlerin elini güçlendiren bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Trump yönetiminin İran'ın nükleer ve balistik füze kapasitesine zarar vermesine rağmen bu programları tamamen ortadan kaldıramadığı, Tahran'ın ise siyasi istikrarını koruduğu belirtiliyor.

Haberde, Hürmüz Boğazı üzerindeki fiili etkinin hâlâ İran'ın elinde bulunduğu vurgulanırken, İran'ın füze ve insansız hava aracı kapasitesinin bölgedeki Amerikan üsleri ile enerji altyapıları açısından ciddi tehdit oluşturmaya devam ettiği kaydedildi.

Uzmanlar, savaşın yalnızca İran'ı değil ABD ve İsrail'i de yıprattığını, tarafların ortaya çıkan çıkmazın sorumluluğunu birbirlerine yüklediğini belirtiyor. Analizde, Washington'un hedeflerinin zaman içinde değişmesinin ABD'nin hem askeri hem de diplomatik alandaki inandırıcılığına zarar verdiği görüşüne yer verildi.

"ABD artık öngörülemez bir aktör olarak görülüyor"

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'un eski direktörü Robin Niblett, savaşın sonucunun şu ana kadar "stratejik bir kayıp ve utanç" olarak değerlendirilebileceğini söyledi.

Niblett, ABD'nin müttefiklerine güven vermekte zorlandığını belirterek, "ABD'ye güvenen ülkeler açısından bu süreç, Washington'a güvenilemeyeceğinin teyidi niteliğinde" değerlendirmesinde bulundu.

Analizde, Avrupa ülkelerinin Trump yönetiminin NATO'ya yönelik çıkışlarını ve ittifaka ilişkin tartışmalı açıklamalarını unutmadığına dikkat çekilirken, Ortadoğu'daki müttefiklerin de güvenlik politikalarını çeşitlendirmeye başladıkları ifade edildi.

Uluslararası Kriz Grubu'nun İran Projesi Direktörü Ali Vaez, bölge ülkelerinin Tahran ile ilişkileri onarmaya çalıştığını, aynı zamanda Avrupa, Çin ve Rusya ile bağlarını güçlendirme arayışına girdiğini söyledi.

Güvenilirlik tartışması derinleşiyor

Vaez, Trump yönetiminin Suudi Arabistan ile imzalandığı duyurulan nükleer iş birliği anlaşmasına ilişkin tutum değişikliğini, ABD'nin güvenilirlik krizinin göstergelerinden biri olarak değerlendirdi.

Analizde yer alan görüşlere göre, birçok ülke artık yalnızca ABD'nin askeri kapasitesini değil, diplomatik taahhütlerini de sorguluyor. Uzmanlar, Washington'un mevcut tutumunun ülkeleri ABD'ye daha az bağımlı olmaya yönelttiğini belirtiyor.

Trump ise İran'ın ekonomik ve askeri baskılar karşısında sonunda geri adım atacağını savunuyor. ABD Başkanı, son açıklamalarında Tahran'ın er ya da geç Washington'un şartlarında müzakere masasına oturacağını öne sürdü.

Hürmüz Boğazı müzakereleri kritik önem taşıyor

Analizde, savaşın geleceğini belirleyebilecek en önemli başlıklardan birinin Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol müzakereleri olduğu ifade edildi.

Vaez ve Fransız güvenlik uzmanı François Heisbourg'a göre, İran ile Umman arasında yürütülen görüşmeler bölgenin geleceği açısından kritik önemde. İran'ın boğaz üzerindeki etkisini artıracak bir düzenlemenin küresel enerji ticareti ve deniz ulaşımı açısından önemli sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.

Carnegie Endowment for International Peace'ten Aaron David Miller ise Hürmüz Boğazı'nın İran'ın nüfuzu altına girmesinin ABD açısından açık bir stratejik yenilgi anlamına geleceğini savundu.

"Uzun süreli bir yıpratma savaşı oluşabilir"

Haberde ayrıca Patriot hava savunma sistemleri gibi kritik mühimmat stoklarındaki azalmaya dikkat çekildi. Bunun yalnızca İran cephesini değil, Ukrayna savaşı ve NATO'nun savunma planlamalarını da etkileyebileceği ifade edildi.

Uzmanlara göre, taraflar arasında kapsamlı bir çözüm sağlanamadığı takdirde önümüzdeki dönemde geçici ateşkesler ve yeniden tırmanan çatışmaların yaşandığı uzun süreli bir yıpratma savaşının ortaya çıkması ihtimali bulunuyor.

New York Times'ın değerlendirmesine göre, Washington savaşın nasıl sona ereceğine ilişkin net bir strateji ortaya koyamazken, Tahran da ABD'nin olası anlaşmalara bağlı kalacağı konusunda ciddi kuşkular taşıyor. Bu durum, taraflar arasındaki güven krizini derinleştirerek diplomatik çözüm ihtimalini zorlaştırıyor.

Kaynak:Yakın Doğu Haber

Günün Diğer Haberleri