Ankara'da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenecek NATO Zirvesi'nin hazırlıkları sürüyor.
Kamuoyunda en çok konuşulan konu, zirve nedeniyle başkentte uygulanacak olağanüstü güvenlik önlemleri. Ancak hazırlıklar kapsamında alınan bir başka karar, Türkiye'nin son yıllardaki dış politika ve savunma stratejilerine ışık tutması bakımından dikkat çekiyor.
NATO Daimi Savunma Planı kapsamında, İtalya'ya ait bir adet SAMP/T hava savunma sisteminin Konya 3. Ana Jet Üssü'ne konuşlandırılması kararlaştırıldı.
İlk bakışta teknik bir askeri karar gibi görünen bu adım, Türkiye'nin son 15 yılda hava savunma sistemi arayışında yaşadığı dönüşümün ve Batı ile ilişkilerindeki iniş çıkışların yeni bir halkasını oluşturuyor.
SAMP/T nedir?
SAMP/T, Fransızca "Système Sol-Air Moyenne Portée/Terrestre" ifadesinin kısaltması. Türkçesiyle "orta menzilli karadan havaya füze sistemi" anlamına geliyor.
Fransa ve İtalya ortaklığındaki EUROSAM konsorsiyumu tarafından geliştirilen sistem, savaş uçaklarına, seyir füzelerine ve balistik füzelere karşı hava savunması sağlıyor.
Bugün Konya'ya konuşlandırılacak sistemin ilginç yanı ise Türkiye'nin bir dönem bu projenin ortaklarından biri olmaya hazırlanmış olması.
Aselsan ve Roketsan, SAMP/T'nin geliştirilmesine yönelik ortak çalışmalarda yaklaşık 18 ay görev aldı. Ancak siyasi gelişmeler nedeniyle bu ortaklık uzun ömürlü olmadı.
Yıllar sonra Türkiye'nin dışında kaldığı sistem bu kez NATO görevi kapsamında yeniden Türkiye topraklarına geliyor.
Çin seçildi, Batı karşı çıktı
Türkiye'nin hava savunma sistemi arayışı 2010'lu yılların başında hız kazandı.
2013 yılında açılan ihalede ABD, Rusya, Çin ve Avrupa'nın sistemleri yarıştı. O dönemde NATO altyapısına entegre edilmiş olan SAMP/T de adaylar arasındaydı.
Ancak ihale, teknoloji transferi ve ortak üretim konusunda daha avantajlı teklifler sunduğu değerlendirilen Çinli CPMIEC şirketinin sistemi lehine sonuçlandı.
Bu karar, başta ABD olmak üzere NATO ülkelerinin sert tepkisini çekti. Çin sisteminin NATO altyapısıyla uyumsuz olduğu ve güvenlik riskleri yaratacağı savunuldu.
Artan baskılar sonucunda Ankara önce süreci erteledi, ardından 2015 yılında ihaleyi tamamen iptal etti.
S-400 ve Avrupa'yla ortaklık arayışı
2016'daki darbe girişiminin ardından Türkiye'nin Batı'yla ilişkilerinde yeni bir dönem başladı.
Ankara bir yandan Rusya'yla yakınlaşarak 2017'de S-400 anlaşmasını imzaladı, diğer yandan da Fransa ve İtalya'yla ortak üretim seçeneğini masada tutmaya çalıştı.
Aynı yıl Türkiye, SAMP/T projesine ortak olma teklifinde bulundu. Fransa ve İtalya bu öneriye olumlu yaklaştı ve Aselsan ile Roketsan'ın dahil olduğu ortak çalışma süreci başladı.
Ancak bu denge politikası uzun sürmedi.
2019'da ipler koptu
Türkiye'nin Suriye operasyonları, Doğu Akdeniz ve Libya'da yaşanan gerilimler özellikle Fransa ile ilişkileri sert biçimde etkiledi.
Fransa'nın Türkiye'ye yönelik askeri ihracat kısıtlamaları getirmesiyle birlikte EUROSAM ortaklığı fiilen sona erdi.
Aynı dönemde İtalya da Kahramanmaraş'ta konuşlu bulunan SAMP/T sistemini geri çekti.
Türkiye ise Batı'dan beklediği desteği göremeyince Rusya'dan satın aldığı S-400 sistemlerini ülkeye getirdi.
Bu karar, ABD ve NATO ülkeleriyle yeni bir krizin kapısını açtı. Sonuçta S-400'ler envantere girse de tam anlamıyla aktif hale getirilemedi.
Ukrayna savaşı sonrası yeni sayfa
2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesi, Ankara'nın Batı'yla ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Zirvesi kapsamında dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İtalya Başbakanı Mario Draghi ile yaptığı görüşmelerde SAMP/T projesini yeniden gündeme taşıdı.
Erdoğan dönüş yolunda yaptığı açıklamada, Türkiye-Fransa-İtalya üçlüsünün ortak savunma projelerini yeniden canlandırmak konusunda mutabık kaldığını duyurdu.
Konya'ya gelen sistem ne anlatıyor?
Bugün gelinen noktada S-400 krizi tamamen çözülmüş değil.
Ancak bir dönem ortak üretim sürecine dahil edilen, ardından siyasi gerilimler nedeniyle dışına itilen SAMP/T sisteminin NATO görevi kapsamında yeniden Türkiye'ye konuşlandırılması dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Bu adım, Ankara'nın son yıllarda Rusya ve Çin ile kurduğu ilişkilerden yeniden Batı eksenine yönelen savunma ve dış politika arayışlarının somut göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Kaynak: Sol Haber