Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Gelecek Partisi'ni feshederek aktif siyasetten çekildiğini açıklaması, Türkiye'nin son yirmi yılına damga vuran siyasi aktörlerden birinin sahneden ayrılması olarak değerlendirildi. Yakın Doğu Haber'de yayımlanan analizinde Lübnanlı akademisyen ve Türkiye uzmanı Prof. Muhammed Nureddin, Davutoğlu'nun akademisyenlikten başbakanlığa uzanan siyasi yolculuğunu ve geride bıraktığı mirası ele aldı.
Nureddin'e göre Davutoğlu, yalnızca 2019 yılında kurduğu Gelecek Partisi'nin lideri olarak değil, son otuz yılın en etkili siyasi ve entelektüel figürlerinden biri olarak değerlendirilmeli. Yazıda, Marmara ve Bilkent üniversitelerindeki akademik çalışmalarıyla tanınan Davutoğlu'nun, Bilim ve Sanat Vakfı'ndaki faaliyetlerinden itibaren Türkiye'deki muhafazakâr düşünce dünyasında önemli bir yer edindiği belirtildi.
"Stratejik Derinlik"ten iktidarın merkezine
Analizde, Davutoğlu'nun siyasi yükselişinin temelinde 2001 yılında yayımlanan "Stratejik Derinlik" kitabının bulunduğu ifade edildi. Nureddin, söz konusu eserin AKP'nin iktidara gelişinden önce kaleme alındığını ve Davutoğlu'nun akademik çevrelerde önemli bir düşünür olarak kabul edilmesini sağladığını vurguladı.
Yazıya göre Davutoğlu, AKP'nin kuruluş sürecinde resmi parti üyeliği olmaksızın hareketin yanında yer aldı ve 2002 seçimlerinin ardından hükümetin en etkili danışmanlarından biri haline geldi. Dış politika alanında Erdoğan, Abdullah Gül ve Ali Babacan gibi isimlerin yanında etkili rol üstlenen Davutoğlu, 2009 yılında Dışişleri Bakanlığı görevine getirildi.
"Komşularla sıfır sorun"dan bölgesel krizlere
Nureddin, Davutoğlu'nun dış politika yaklaşımının merkezinde Türkiye'yi bölgesel ve küresel ölçekte etkin bir güç haline getirme hedefinin bulunduğunu belirtti. "Komşularla Sıfır Sorun" politikası çerçevesinde Türkiye'nin çevre ülkelerle ilişkilerini geliştirmeyi amaçlayan bu yaklaşımın, ilk yıllarda diplomatik açılımlar ve arabuluculuk girişimleriyle desteklendiği ifade edildi.
Ancak yazıda, özellikle Arap Baharı sonrasında Türkiye'nin izlediği politikaların farklı sonuçlar doğurduğu savunuldu. Nureddin, Davutoğlu'nun "Yeni Osmanlıcılık" olarak adlandırılan yaklaşımının AKP'nin bölge politikalarında belirleyici hale geldiğini ve bunun Türkiye'nin çok sayıda ülkeyle ilişkilerinde gerilim yaratmasına neden olduğunu ileri sürdü.
Analizde, Suriye, Irak, İran, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Yunanistan gibi ülkelerle yaşanan sorunlara dikkat çekilerek, Davutoğlu'nun teorik çerçevesinin pratikte beklenen sonuçları vermediği iddia edildi. Nureddin, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Hüseyin Bağcı'nın değerlendirmesine atıfla, "Stratejik Derinlik"in zamanla "stratejik körlüğe", "sıfır sorun" politikasının ise "sırf soruna" dönüştüğünü aktardı.
Erdoğan ile yolların ayrılması
Yazıda Davutoğlu'nun siyasi kariyerindeki en önemli kırılma noktalarından birinin başkanlık sistemi tartışmaları olduğu belirtildi. Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Türkiye'de yönetim sisteminin değiştirilmesi yönündeki girişimlere dikkat çeken Nureddin, Davutoğlu'nun parlamenter sistemden yana tavır aldığını ve bunun iki isim arasındaki ayrışmayı derinleştirdiğini savundu.
Analize göre, AKP'nin 7 Haziran 2015 seçimlerinde tek başına iktidar çoğunluğunu kaybetmesinin ardından Davutoğlu'nun yaptığı açıklamalar Erdoğan tarafından başkanlık sistemine karşı bir duruş olarak değerlendirildi. Her ne kadar yenilenen seçimlerde AKP yeniden tek başına iktidar olsa da Davutoğlu, 2016 yılında görevden ayrılmak zorunda kaldı.
Gelecek Partisi ve siyasetten çekiliş
Nureddin, Davutoğlu'nun AKP'den ayrıldıktan sonra 2019 yılında Gelecek Partisi'ni kurduğunu ancak partinin beklenen toplumsal desteği sağlayamadığını belirtti. Analizde, 2023 genel seçimleri ile 2024 yerel seçimlerinin Gelecek Partisi'nin siyasi etkisinin sınırlı kaldığını gösterdiği ifade edildi. Bu sürecin sonunda Davutoğlu'nun partisini feshederek aktif siyasetten çekilme kararı aldığı kaydedildi.
"Cevapsız sorularla dolu bir miras"
Muhammed Nureddin, yazısının son bölümünde Davutoğlu'nun siyasi yaşamı boyunca önemli görevler üstlendiğini ve ciddi bir tecrübe birikimi bıraktığını belirtirken, dış politika tercihleri nedeniyle halen yanıt bekleyen çok sayıda soru bulunduğunu ifade etti. Özellikle Suriye, Irak, Libya ve bölge ülkelerine yönelik politikaların sonuçlarının tartışılmaya devam edeceğini vurgulayan Nureddin, Davutoğlu'nun siyasi mirasının uzun süre gündemde kalacağını kaydetti.
Makalenin tamamını okumak için tıklayın
Haber Metni