31 Mart Vakası, 13 Nisan 1909’da “şeriat isteriz” sloganlarıyla başlayan ve Osmanlı siyasal tarihinde derin izler bırakan bir gerici ayaklanma olarak kayıtlara geçti. Alaylı askerler, medrese öğrencileri ve çeşitli gerici unsurların öncülük ettiği isyan; yağma, linç ve şiddet olaylarıyla büyüdü.
İsyanı bastırmak üzere Selanik’ten yola çıkan Hareket Ordusu, 19 Nisan’da Çatalca’ya ulaştı. Ordunun komutasında Mahmut Şevket Paşa bulunurken, kurmay başkanlığı görevini Enver Paşa üstlenmişti.
Çok uluslu bir direniş
19–21 Nisan tarihleri arasında Balkanlar’dan gelen farklı unsurlar İstanbul önlerinde birleşti. Resneli Niyazi’nin taburu, Bulgar komitacılar, Arnavut birlikler, Rum denizciler ve farklı etnik-dini kimliklerden gönüllüler Hareket Ordusu’na katıldı. Darülfünun öğrencileri ve İstanbul’daki birliklerden ayrılan askerler de bu çok uluslu yapıya dahil oldu.
22 Nisan’da Yeşilköy’de orduya katılan bir grup Ermeni kadın, üzerinde “Yaşasın Vatan, Yaşasın Kanun-ı Esasi” yazılı bir bayrağı askerlere teslim etti. Bu sembolik jest, dönemin özgürlük ve anayasa mücadelesinin farklı halklar arasında nasıl ortak bir zemin yarattığını gösteriyordu.
İstanbul’a giriş ve çatışmalar
24 Nisan’da birlikler İstanbul’a girdi. Taksim Topçu Kışlası, Taşkışla ve Babıali çevresinde şiddetli çatışmalar yaşandı. Kurmay Kolağası Muhtar Bey, Taksim Kışlası’ndan açılan ateş sonucu hayatını kaybetti. Direniş noktaları top ateşiyle ele geçirildi.
25 Nisan’da şehir büyük ölçüde kontrol altına alındı. 26 Nisan’da Yıldız Sarayı’na girilmesiyle isyan tamamen bastırıldı.
Ortak mezarlar, ortak hafıza
Resmi kayıtlara göre Hareket Ordusu’ndan 44 asker hayatını kaybederken, isyancı tarafta 240 kişi öldü. Hayatını kaybedenler Şişli’deki Abide-i Hürriyet tepesine defnedildi.
Enver Paşa, burada yaptığı konuşmada Müslümanların ve Hristiyanların, farklı kimliklere sahip insanların “yurtseverlik ortak paydasında yan yana yattığını” vurguladı.
Tarihin kırılma noktası
Ayaklanmanın bastırılmasının ardından II. Abdülhamid tahttan indirildi ve Selanik’e sürgüne gönderildi. Yerine kardeşi Mehmed V geçirildi. Kurulan Divan-ı Harp’te çok sayıda kişi yargılandı; isyanın sembol isimlerinden Derviş Vahdeti idam edildi.
Birleşenler ve dağılanlar
31 Mart ayaklanmasını bastıran güçlerin en dikkat çekici yanı, farklı halkların ve inançların ortak bir “hürriyet” fikrinde buluşabilmesiydi. Ancak bu birliktelik uzun sürmedi. Kısa süre sonra imparatorluk büyük bir savaşa sürüklendi; bir dönem birlikte mücadele eden halklar karşı karşıya geldi.
Bugüne yansıyan miras
Aradan geçen 100 yılı aşkın sürede tarihsel koşullar değişse de tartışmaların özü büyük ölçüde benzerliğini koruyor. 31 Mart, yalnızca bir isyan değil; aynı zamanda özgürlük ile gericilik arasındaki tarihsel gerilimin simgesi olarak anılıyor.
Bugün hâlâ şu soru güncelliğini koruyor:
Toplumları bir arada tutan şey nedir?
Abide-i Hürriyet tepesinde yan yana yatanlar, bu soruya tarihten bir yanıt veriyor:
Aydınlanma ve özgürlük birleştirir; ayrımcılık ve dogma böler.
Kaynak: Sol Haber