Fotoğraf,yapay zeka kullanılarak hazırlanmıştır
Farklı ülkelerden kadın gazeteciler, sendikacılar ve siyasi temsilciler, savaşların ve artan militarizmin kadınlar üzerindeki etkilerini değerlendirmek amacıyla düzenlenen uluslararası çevrim içi buluşmada bir araya geldi. Yüzü aşkın katılımcının takip ettiği etkinlikte, savaşların yalnızca cephelerde yaşanan çatışmalardan ibaret olmadığı; kadınların yaşamlarını, çalışma koşullarını, örgütlenme haklarını ve gelecek umutlarını doğrudan etkileyen çok boyutlu sonuçlar yarattığı vurgulandı.
Toplantının açılışında yapılan konuşmalarda, dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan kadınların farklı koşullara sahip olsalar da savaşlar, ekonomik krizler, otoriterleşme ve toplumsal eşitsizlikler karşısında benzer sorunlarla karşı karşıya kaldığı ifade edildi. Katılımcılar, uluslararası dayanışmanın güçlendirilmesinin savaş karşıtı mücadelenin önemli bir parçası olduğunu belirtti.
Savaşın kadınlara yüklediği ağır bedeller
Etkinliğin ilk oturumunda Ortadoğu ülkelerinden gazeteciler söz aldı. Yapılan değerlendirmelerde savaşların kadınların yaşamını yalnızca güvenlik açısından değil ekonomik, sosyal ve psikolojik açıdan da derinden etkilediği dile getirildi.
Suriye üzerine yapılan değerlendirmelerde, yıllardır devam eden çatışmaların kadınları derin bir yoksullukla karşı karşıya bıraktığı belirtildi. Kadınların kayıt dışı ve güvencesiz çalışma koşullarına itildiği, çocuk yaşta evliliklerin arttığı ve milyonlarca insanın yerinden edildiği ifade edildi. Savaşın yarattığı travmaların kuşaklar boyunca etkisini sürdüreceği vurgulanırken, kayıp yakınlarını arayan ailelerin yıllardır adalet mücadelesi verdiği hatırlatıldı.
Konuşmalarda ayrıca savaş yıllarında kadınların yalnızca mağdur olmadıkları, aynı zamanda dayanışma ağları ve sivil girişimler aracılığıyla önemli örgütlenme deneyimleri geliştirdikleri de belirtildi. Suriye içinde ve diasporada kurulan kadın ağlarının, savaş koşullarında dayanışmanın sürdürülmesinde önemli rol oynadığı ifade edildi.
Lübnan’da savaş ve ekonomik kriz kadınları vuruyor
Lübnan’dan katılan gazeteciler ise ülkede yaşanan ekonomik kriz ve çatışmaların kadınların yaşamını daha da zorlaştırdığını anlattı. Savaşın yalnızca bombalar ve çatışmalarla sınırlı olmadığına dikkat çekilen konuşmalarda, kadınların bakım yükünün arttığı, işlerini kaybettikleri ve ekonomik bağımsızlıklarının zayıfladığı belirtildi.
Kadınların aile ve toplum içerisindeki karar mekanizmalarında yeterince yer alamadığına dikkat çekilirken, savaş koşullarında alınan kararların çoğunlukla erkekler tarafından verildiği ve kadınların bu kararların sonuçlarıyla baş başa bırakıldığı ifade edildi.
İran’da baskılar ve savaş ortamı
İran üzerine yapılan değerlendirmelerde ise son yıllarda gelişen toplumsal hareketlerin kadınlar, öğrenciler ve işçiler arasında yeni dayanışma kanalları yarattığı belirtildi. Ancak bölgedeki savaş atmosferinin ve siyasi gerilimlerin toplum üzerindeki baskıları artırdığı ifade edildi.
Konuşmacılar, ekonomik krizlerin ve siyasi baskıların derinleştiği dönemlerde kadınların hem demokratik haklar hem de yaşam koşulları bakımından daha büyük sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirtti. İran’daki çeşitli toplumsal kesimlerin, hem iç baskılara hem de dış müdahalelere karşı bağımsız bir mücadele hattı oluşturma çabalarına dikkat çekildi.
"Savaş bir insan öğütme mekanizması"
Gazeteci Hediye Levent ise savaşın uzun vadeli sonuçlarına dikkat çekti. Savaşların yalnızca çatışma döneminde değil sonrasında da milyonlarca insanın hayatını etkilediğini belirten Levent, özellikle kadınların kayıplar, zorunlu göç, hukuki belirsizlikler ve ekonomik yoksunluklarla mücadele etmek zorunda kaldığını anlattı.
Savaş bölgelerinde kadınların eşlerinin kaybolması veya öldürülmesi nedeniyle temel haklara erişmekte ciddi güçlüklerle karşılaştığını ifade eden Levent, göç yollarında yaşanan cinsel şiddet ve güvenlik sorunlarının da kadınlar açısından savaşın en ağır sonuçlarından biri olduğunu söyledi.
Avrupa’dan savaş bütçelerine eleştiri
Etkinliğin ikinci oturumunda NATO üyesi ülkelerden kadınlar söz aldı. Yapılan konuşmalarda artan askeri harcamaların eğitim, sağlık ve sosyal hizmetler gibi alanlara ayrılan kaynakları azalttığı savunuldu.
İngiltere’den katılan eğitim sendikası temsilcileri, milyonlarca çocuğun yoksulluk koşullarında yaşadığını belirterek, kamu kaynaklarının silahlanmaya aktarılmasının çocukların eğitim ve beslenme haklarını olumsuz etkilediğini ifade etti. Eğitim alanında yapılan kesintilerin özellikle dar gelirli aileleri etkilediği vurgulandı.
Konuşmalarda ayrıca savaş politikalarının genç kuşaklar üzerinde ideolojik etkiler yarattığı, militarizmin ve şiddetin normalleştirilmeye çalışıldığı yönünde değerlendirmeler de yer aldı.
Yunanistan’da savaş karşıtı grev tartışması
Yunanistan’dan katılan kadın sendikacılar ve siyasetçiler ise artan silahlanma harcamalarının kamusal hizmetleri olumsuz etkilediğini belirtti. Eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlerde yaşanan kaynak daralmalarının yükünün büyük ölçüde kadınların omuzlarına bırakıldığı ifade edildi.
Kadınlara yönelik şiddetin ve güvencesiz çalışma koşullarının arttığını söyleyen konuşmacılar, savaş karşıtı talepler ile emek mücadelesinin ortaklaştırılması gerektiğini vurguladı. Bu kapsamda kamu hizmetleri, kadın hakları ve savaş karşıtlığı taleplerini bir araya getiren bir grev fikrinin tartışıldığı aktarıldı.
Almanya’da militarizme karşı gençlik tepkisi
Almanya’dan katılan gazeteciler ise ülkede yükselen milliyetçilik ve aşırı sağın toplumsal kutuplaşmayı artırdığına dikkat çekti. Artan askeri harcamalara karşı öğrenci hareketlerinin ve kadın örgütlerinin ortak eylemler düzenlediği belirtilirken, sosyal hakların savunulması ile savaş karşıtı mücadelenin birbirinden ayrı düşünülemeyeceği ifade edildi.
Özellikle genç kuşakların savaş politikalarına yönelik eleştirilerinin büyüdüğü ve askeri bütçelerin artırılmasına karşı çeşitli protestoların düzenlendiği aktarıldı.
"Savaş karşıtlığı kadınların yaşam hakkı mücadelesidir"
Türkiye’den katılan konuşmacılar ise NATO politikalarının yalnızca askeri alanla sınırlı olmadığını, ekonomik ve sosyal sonuçlar da doğurduğunu ifade etti. Artan askeri harcamaların kamu bütçesi üzerindeki etkilerine dikkat çekilirken, savaş politikalarının kadınların yaşam koşullarını doğrudan etkilediği vurgulandı.
Konuşmalarda, kadınların örgütlenme hakkının, çalışma hakkının ve eşit yaşam talebinin savaş politikalarından bağımsız düşünülemeyeceği belirtilerek, savaş karşıtı mücadelenin aynı zamanda kadınların yaşam hakkı, özgürlük ve eşitlik mücadelesinin de bir parçası olduğu ifade edildi.
Uluslararası dayanışma çağrısı
Buluşmanın sonunda söz alan katılımcılar, savaşlara, militarizme ve artan silahlanma politikalarına karşı uluslararası dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kadın hareketleri, emek örgütleri ve demokratik kitle örgütleri arasında kurulacak ortak mücadele ağlarının hem savaş karşıtı hareketi büyüteceği hem de kadınların hak mücadelesini güçlendireceği ifade edildi.
Katılımcılar, savaşların bedelini en ağır şekilde kadınların, çocukların ve emekçilerin ödediğine dikkat çekerek, barış, eşitlik ve demokratik haklar temelinde ortak mücadeleyi büyütme çağrısında bulundu.
Kaynak:Evrensel Gazetesi