Hindistan’da azalan yağışlar ve yükselen üretim maliyetleri, temel gıda fiyatları üzerindeki baskıyı artırdı. Reuters’ın aktardığı çiftçi, sektör temsilcisi ve ekonomist değerlendirmelerine göre, su kaynaklarının yetersizliği kışlık ekimleri zorlaştırırken ithalat maliyetlerinin yükselmesi de fiyatlarda kısa sürede rahatlama sağlanması ihtimalini sınırladı.
Ülkenin özellikle güney ve batı bölgelerinde çiftçiler, yeni ekim dönemine su ve finansman sıkıntısıyla girdi. Üretimdeki belirsizlik, yalnızca tarımla geçinen kesimleri değil, gıda harcamaları bütçelerinde önemli yer tutan milyonlarca haneyi de etkiledi.
Çiftçi ekim yapmak istiyor, su ve para bulamıyor
Maharashtra eyaletindeki Rajewadi köyünde yaşayan 78 yaşındaki çiftçi Amarsingh Gushinge, yükselen fiyatlardan yararlanabilmek için buğday ve nohut ekmek istediğini ancak yeterli suya sahip olmadığını anlattı. Gushinge, toprağın yeni ürün için gereken nemi taşımadığını ve ekim yapacak parasının da kalmadığını belirtti.
Haberde aktarılan yerel meteoroloji verilerine göre, köyün bulunduğu Jalna ilçesinde yağışlar ortalamanın yaklaşık yüzde 48 altında kaldı.
Yetersiz yağışlar, çiftçilerin ekim alanlarını daraltması ya da daha elverişsiz koşullarda üretime başlaması riskini beraberinde getirdi. Toprak neminin azalması ve su kaynaklarının zayıflaması, önümüzdeki hasat döneminde verim kaybı yaşanabileceğine ilişkin kaygıları artırdı.
Gıda enflasyonunda yüzde 10 uyarısı
India Ratings and Research Başekonomisti Devendra Pant, zayıf yağışlar, yükselen küresel fiyatlar ve rupideki değer kaybının birleşmesiyle ekim-aralık döneminde gıda enflasyonunun yaklaşık yüzde 10’a ulaşabileceğini öngördü.
Reuters’ın aktardığı verilere göre, eylülde yıllık perakende gıda enflasyonu yüzde 7,74’e, genel enflasyon ise yüzde 5,54’e yükseldi.
Pant, gıda fiyatlarındaki artışın ekonominin diğer alanlarına yayılması riskinin merkez bankası üzerinde ilave faiz artışı baskısı yaratabileceğini değerlendirdi. Ancak bu beklenti, kesinleşmiş bir politika kararı olarak açıklanmadı.
Gıda harcamalarının artması, hanelerin diğer ihtiyaçlarına ayırabildiği kaynakları da daralttı. Kırsal bölgelerde gelir kaybı ve üretim belirsizliği, traktör ve tarım ekipmanı talebini de olumsuz etkiledi.
Süt, yumurta ve tavukta maliyet baskısı
Fiyat artışları tahıl ve sebzelerle sınırlı kalmadı. Hindistan’da önemli protein kaynakları arasında bulunan bakliyat, süt ürünleri, yumurta ve tavukta da maliyet baskısı güçlendi.
Haberde yer verilen merkez bankası raporuna göre, mart-ağustos döneminde gıda enflasyonunda yaşanan 200 baz puanlık, yani 2 yüzde puanlık artışın yaklaşık yarısı hayvansal protein ürünleri ve baharatlardan kaynaklandı. Yem, taşıma, ambalaj ve enerji giderlerinin yükselmesi ile sıcak hava dalgasının yol açtığı kanatlı hayvan kayıpları bu artışta etkili oldu.
IPEMA-Poultry India Başkanı Uday Singh Bayas, özellikle mısır ve soya fasulyesinden oluşan yem giderlerinin kanatlı hayvan üretim maliyetlerinin yüzde 60 ila 70’ini oluşturduğunu belirtti.
Anand Agro Group Başkanı Uddhav Ahire ise üreticilerin maliyet artışlarının tamamını henüz satış fiyatlarına yansıtmadığını ifade etti. Ahire, yüksek yem giderleri ve arz sıkışıklığının sürmesi halinde ocak ayından itibaren etlik tavuk fiyatlarında yeni artışlar görülebileceğini söyledi.
Düşük gelirli hanelerde beslenme kaygısı
Bank of Baroda Başekonomisti Madan Sabnavis, protein kaynaklarındaki uzun süreli fiyat artışlarının düşük gelirli haneleri daha ağır etkileyebileceği uyarısında bulundu.
Süt, yumurta, tavuk ve bakliyatın pahalanması, bütçesi sınırlı aileleri beslenme tercihlerini değiştirmeye zorlayabilir. Sabnavis, bu durumun uzun vadede sağlık açısından da sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.
Böylece tarımsal üretimde başlayan sorunlar, hanelerin yeterli ve dengeli beslenmeye erişimini etkileyen daha geniş bir geçim sorununa dönüştü.
Şeker ithalatının etkisi sınırlı kalabilir
Şeker piyasasında da üretim açığının fiyatlar üzerindeki baskıyı sürdürmesi bekleniyor. MEIR Commodities India Genel Müdürü Rahil Shaikh, şeker üretiminin üst üste ikinci yıl iç tüketimin altında kalacağını öngördü.
Haberde, yıllık tüketimin 29 milyon tonu aştığı, üretimin ise 27,5 milyon tonun altında kaldığı belirtildi. Şeker fiyatlarının son bir yılda yaklaşık yüzde 30 yükselmesinin ardından hükümetin, açığı azaltmak amacıyla 1 milyon ton gümrüksüz ithalata izin verme kararı aldığı aktarıldı.
Ancak Shaikh’e göre, uluslararası fiyatların iç piyasa fiyatlarından yüksek olması, ithalatın tüketiciye sağlayabileceği rahatlamayı sınırlıyor. Shaikh, üretimde toparlanmanın gelecek yılki yağışlara bağlı olduğunu ve ancak 2028’in sonlarında gerçekleşebileceğini değerlendirdi.
Küresel fiyatlar ve nakliye giderleri ithalatı pahalılaştırıyor
Hindistan’ın üretim açıklarını şeker, bitkisel yağ ve bakliyat ithalatıyla karşılaması mümkün olsa da yükselen küresel fiyatlar, rupideki değer kaybı ve taşımacılık giderleri dış alımın maliyetini artırdı.
Haberde görüşlerine yer verilen sektör temsilcileri, El Niño’nun diğer üretici ülkelerdeki tarımsal faaliyetleri de etkilediğini belirtti. Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz üzerinden gerçekleştirilen tahıl ve ayçiçeği yağı tedarikinde yarattığı sorunların da piyasa üzerindeki baskıyı artırdığı ifade edildi.
Tahıl stokları fiyat artışını durdurmaya yetmiyor
Habere göre, Hindistan’ın pirinç ve buğday stoklarına sahip olması da tüketicilerin tercih ettiği çeşitlerdeki arz sıkıntısını ortadan kaldırmadı.
Pirinç İhracatçıları Derneği Başkanı B. V. Krishna Rao, kuru havanın özellikle güney eyaletlerinde yaygın tüketilen pirinç çeşitlerinin üretimini azalttığını ve bu ürünlerde fiyatları yükselttiğini söyledi.
Buğdayda ise gelecek yılın başlarında beklenenden sıcak geçebilecek hava koşullarının verimi düşürmesi ihtimali öne çıktı. Ülkenin başlıca kışlık ürünlerinden olan buğdayın fiyatı, haberde aktarılan bilgilere göre yaklaşık iki yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Önümüzdeki dönemde gıda fiyatlarının seyri; kışlık ekimlerin durumuna, toprak nemine ve sıcaklıklara bağlı olacak. Çiftçinin üretim yapabilmek için ihtiyaç duyduğu suya ve finansmana erişememesi, tüketicinin sofrasına yeni zamlar olarak yansıma riski taşıyor.
Kaynak: Reuters