Patlamanın yaşandığı fabrikanın önünde anma
Hendek'te 3 Temmuz 2020'de meydana gelen ve 7 işçinin yaşamını yitirdiği havai fişek fabrikası patlamasının üzerinden 6 yıl geçti.
Patlamada yaşamını yitiren işçilerin aileleri, dava avukatları olayın yaşandığı fabrikanın önünde düzenlenen anma programında adalet çağrısını yineledi.
Sessiz yürüyüşün ardından gerçekleştirilen basın açıklamasında, yaşamını yitiren işçiler anılırken davanın geldiği süreç ve devam eden hukuki mücadeleye ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.
Muammer Yılmaz: "Altı yıldır yalnızca adalet istiyoruz"
Patlamada yaşamını yitiren 26 yaşındaki Halis Yılmaz'ın babası Muammer Yılmaz, altı yıldır aynı talepleri dile getirdiklerini ancak sorumluların tamamının yargı önüne çıkarılmadığını savundu.
Yılmaz, yalnızca fabrika sahiplerinin değil, denetim görevini yerine getirmediğini öne sürdüğü kamu görevlilerinin de yargılanması gerektiğini belirterek, bugüne kadar bu konuda herhangi bir suç duyurusunun işleme alınmadığını söyledi.
Fabrikada kaçak barut üretildiğini, kaçak depolama yapıldığını ve bunların çeşitli resmi raporlarda yer aldığını öne süren Yılmaz, buna rağmen kamu görevlileri hakkında herhangi bir işlem yapılmamasını eleştirdi.
Yargıtay tarafından 16 yıl 3 ay hapis cezası onanan fabrika sahibi Ali Rıza Ergenç Coşkun'un hâlen firari olduğunu hatırlatan Yılmaz, "Devlet benim ayakkabı numaramdan yerimi buluyor ama firari sanığı altı yıldır yakalayamıyor." sözleriyle tepkisini dile getirdi.
Yılmaz, bazı sanıklara verilen ev hapsi kararını da eleştirerek bunun adalet duygusunu zedelediğini ifade etti. Fabrika arazisinin daha sonra satılması ve imar sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, sorumluların ekonomik olarak korunmaya devam edildiğini öne sürdü.
Mahkeme sürecinde yaşadıkları bazı gelişmeleri de anlatan Yılmaz, sanıkların yargılama sırasında kullandıkları ifadelerin mahkeme üzerinde baskı oluşturduğunu iddia ederek verilen cezaların vicdanları rahatlatmadığını söyledi.
Konuşmasının sonunda mücadelesinden vazgeçmeyeceğini vurgulayan Yılmaz, "Bu dava sadece benim oğlumun davası değil, çalışırken hayatını kaybeden bütün emekçilerin davasıdır. Son nefesime kadar bu davanın peşini bırakmayacağım. Burada bir kaza değil, göz göre göre gelen bir ölüm vardı." ifadelerini kullandı.
Emine Bulut: "Neden zenginler ceza almıyor?"
Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde meydana gelen Ravago Kozmetik fabrikası yangınında yaşamını yitiren Şengül Yılmaz'ın kardeşi Emine Bulut da ailelere destek vermek için Hendek'teki anmaya katıldı.
Bulut, hem Hendek'te hem Dilovası'nda yaşamını yitiren işçileri anarak sorumluların en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi.
"Bizim yedi canımız orada, yedi canımız burada. Hep emekçilerin canı yanıyor. Neden zenginler ceza almıyor? Neden ellerini kollarını sallayarak dolaşabiliyorlar?" diyen Bulut, iş cinayetlerinin son bulması ve adaletin sağlanması çağrısında bulundu.
Avukat Elvan Olkun: "Bu haykırış sadece Hendek için değil"
Dava avukatlarından Elvan Olkun ise ailelerin mücadelesinin yalnızca Hendek davasıyla sınırlı olmadığını belirtti.
Türkiye'de iş cinayetlerinin sürdüğüne dikkat çeken Olkun, kısa süre önce Niğde Bor'daki Yertaş Havai Fişek Fabrikası'nda yaşanan ve iki işçinin yaşamını yitirdiği patlamayı hatırlattı.
Olkun, bu fabrikanın da Coşkunlar ailesiyle bağlantılı olduğunu belirterek, gerekli denetimlerin zamanında yapılmış olması halinde yeni ölümlerin önlenebileceğini savundu.
Firari sanık Ali Rıza Ergenç Coşkun'un hâlâ yakalanamamasını eleştiren Olkun, Yargıtay'da bekleyen dosyada "olası kast" yönündeki temyiz taleplerinin kabul edilmesini beklediklerini söyledi.
Avukat Gülşen Uzuner: "Bu bir iş kazası değil, önlenebilir bir iş cinayetidir"
Dava avukatlarından Gülşen Uzuner ise konuşmasında davanın yalnızca Hendek'teki yedi işçinin değil, Türkiye'deki tüm iş cinayetlerinin sembolü haline geldiğini söyledi.
Uzuner, işçilerin ölümünün "kader" ya da "fıtrat" olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, üretim biçiminin bilinçli tercihler sonucu oluşturulduğunu savundu.
Patronların yıllardır aynı sektörde faaliyet gösterdiğini ifade eden Uzuner, tehlikeli üretim yöntemlerinin ve güvenlik eksikliklerinin bilinçli şekilde sürdürüldüğünü öne sürerek, bu nedenle dosyada "olası kast" hükümlerinin uygulanması gerektiğini dile getirdi.
Yerel mahkemenin Yargıtay'ın bu yöndeki değerlendirmesine uymadığını belirten Uzuner, kararın işverenlerin cezasız kalacağı yönünde bir algı oluşturduğunu ifade etti.
"Kamu görevlileri de yargı önüne çıkmalı"
Uzuner, patlamanın yaşandığı gün aileler adına yalnızca işverenler hakkında değil, sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında da suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı.
Denetim görevini yerine getirmeyen kamu görevlilerinin de soruşturulmasını istediklerini belirten Uzuner, "Bu katliamda kimin en küçük kusuru varsa adalet önüne çıkmalı. Halk adına görev yapan herkes yaptığı işin hesabını verebilmeli." dedi.
Aileler mücadeleyi sürdürecek
Basın açıklaması, yaşamını yitiren işçilerin anılması ve adalet çağrısıyla sona erdi.
Aileler ve dava avukatları, hem firari sanığın yakalanması hem de dosyada kamu görevlileri ile ilgili sürecin işletilmesi için hukuk mücadelesini sürdüreceklerini vurguladı.
Kaynak: Haber Merkezi