Gazze bombalanıyor, Batı Şeria demir kapılarla kuşatılıyor: Filistin'de işgalin iki yüzü

Gazze'de ateşkes ihlalleri sürerken İsrail güçleri kuzey ve güneyde bombardımanlarını sürdürüyor. Batı Şeria'da ise baskınlar, yerleşimci saldırıları ve yüzlerce demir kapıyla Filistinlilerin hareket alanı daraltılıyor. Zeytun'da bir evden 55 kişinin cenazesi çıkarılırken, el-Arub Mülteci Kampı'nda on binlerce kişinin günlük yaşamı İsrail ordusunun kontrolündeki kapılara mahkûm edilmiş durumda.

DÜNYA - 06-09-2026 02:33

İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları ve ateşkes ihlalleri sürerken, işgal altındaki Batı Şeria'da da baskınlar, gözaltılar, yerleşimci saldırıları ve hareket kısıtlamaları devam ediyor.

Filistin kaynaklarının aktardığı son gelişmeler, Gazze'de süren bombardıman ile Batı Şeria'da giderek yaygınlaştırılan kuşatma uygulamalarının birbirini tamamlayan bir tablo oluşturduğunu ortaya koyuyor.

Gazze'nin kuzeyinde çocuk yaralandı

İsrail güçleri Gazze Şeridi'nin kuzeyinde ateş açmayı ve bombardımanı sürdürdü.

Şifa Hastanesi'ndeki sağlık kaynakları, Gazze'nin kuzeybatısındaki Sudaniyye bölgesinde bulunan mülteci kamplarına yönelik İsrail ateşi sonucu yaralanan bir çocuğun hastaneye getirildiğini bildirdi.

Kızılay da Gazze kentinin kuzeyinde İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu iki kişinin yaralandığını açıkladı.

Saldırılar yalnızca kuzeyle sınırlı kalmadı. Gazze kentinin doğusunda İsrail'e ait insansız hava araçlarının Mushtaha Caddesi ve Şucaiyye pazar bölgesindeki evlere patlayıcılar attığı bildirildi.

Saldırılarda yaralanma bildirilmezken, İsrail askeri araçlarının Gazze'nin doğu mahallelerine yönelik yoğun ateş açtığı aktarıldı.

Gazze'nin güneyinde ise Refah'ın kuzeybatısındaki bölgelere topçu ateşi düzenlendi. Han Yunus'un güney bölgeleri de İsrail güçlerinin yoğun ateşine maruz kaldı.

İsrail'e ait deniz araçlarının Han Yunus kıyılarına ateş açtığı da bildirildi.

Zeytun'da bir evden 55 kişinin cenazesi çıkarıldı

Saldırıların en ağır sonuçlarından biri Gazze'nin Zeytun bölgesinde ortaya çıktı.

Sivil Savunma ekipleri, yaklaşık iki yıl önce İsrail bombardımanından korunmak amacıyla 60'tan fazla kişinin sığındığı “Malika” ailesine ait evden 55 kişinin cenazesini çıkardı.

Bölgedeki yıkım ve can kaybının boyutu, Gazze'deki saldırıların siviller açısından yarattığı ağır tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi.

İsrail güçlerinin Gazze'deki yerleşim alanlarını, altyapıyı ve sivil bölgeleri hedef alan saldırıları sürerken, ateşkes anlaşmasının da tekrar tekrar ihlal edildiği bildiriliyor.

Batı Şeria'da baskınlar ve yerleşimci saldırıları

Gazze'deki bombardıman sürerken Batı Şeria'da da İsrail güçlerinin operasyonları devam ediyor.

Ramallah ve El-Bireh kentleri ile El-Amari Mülteci Kampı'na baskın düzenleyen İsrail güçleri, El-Bireh'deki çeşitli mahallelerde arama faaliyetleri gerçekleştirdi.

İşgal güçleri ayrıca Kudüs'ün kuzeyindeki Kafr Akab'a baskın düzenledi. Kafr Akab'daki Havaalanı Caddesi ve Enstitü çevresinde operasyon gerçekleştiren İsrail güçlerinin, geçişleri sırasında Kelandiya Mülteci Kampı girişine gerçek mermi ve ses bombaları attığı bildirildi.

Tulkerim'in kuzeyindeki el-Nazla eş-Şarkiyye ve Kaffin kasabaları da baskınların hedefi oldu.

Bölgede çok sayıda askeri araç ve yaya devriyesinin dolaştığı, arama ve tarama operasyonları yapıldığı aktarıldı.

Beytüllahim'de ise Kerim Asakrah'ın Konteyner askeri kontrol noktasından geçerken gözaltına alındığı bildirildi.

Yerleşimciler Filistinlilerin mülklerini hedef alıyor

Batı Şeria'daki saldırılar yalnızca İsrail askerlerinin operasyonlarıyla sınırlı değil.

Beytüllahim'in güneydoğusundaki Halil el-Luz bölgesinde bir yerleşimcinin Filistinlilere ait mülklere saldırdığı, başka bir yerleşimcinin ise koyunlarıyla birlikte Suveyss ailesinin evinin çevresine girdiği aktarıldı.

Saldırılarda mülklere zarar verildiği ve çok sayıda ağacın tahrip edildiği belirtildi.

Bölgede evlere, tarım arazilerine, ekinlere ve ağaçlara yönelik saldırıların tekrarlandığı; bazı durumlarda hayvanların Filistinlilere ait tarım arazilerine salındığı bildiriliyor.

Demir kapılarla Batı Şeria'nın coğrafyası parçalanıyor

Batı Şeria'daki kuşatmanın bir diğer ayağını ise demir kapılar ve kontrol noktaları oluşturuyor.

Özellikle el-Halil'in kuzeyindeki el-Arub Mülteci Kampı, İsrail ordusunun kontrolündeki demir kapılar nedeniyle adeta kapatılmış durumda.

Yaklaşık 14 bin Filistinlinin yaşadığı kampın giriş ve çıkışları dört ana demir kapıyla kontrol ediliyor.

Kamp sakinlerinin aktardığına göre daha önce yaklaşık 10 dakika süren yolculuklar, kontrol noktaları ve kapatılan yollar nedeniyle bir saate kadar uzayabiliyor.

Bu uygulama yalnızca ulaşımı değil, insanların çalışma, eğitim, sağlık hizmetlerine erişim ve tarım arazilerine ulaşma imkanlarını da doğrudan etkiliyor.

Filistinliler, kendi topraklarına ulaşmak için dahi İsrail askerlerinin kapıları açıp açmama kararına bağımlı hale getirildiklerini belirtiyor.

Temmuz ayında İsrail ordusunun ana demir kapılardan birini el-Arub Köprüsü'nün altına taşıdığı ve bunun kamp üzerindeki kuşatmayı daha da ağırlaştırdığı bildirildi.

Batı Şeria'da engellerin sayısı 916'yı aştı

Demir kapılar el-Arub'la sınırlı değil.

Batı Şeria'daki sabit ve hareketli kontrol noktaları, demir kapılar ve toprak setlerden oluşan engellerin sayısının 2026'nın ortalarında 916'yı aştığı aktarılıyor.

İsrail ordusunun Ekim 2023 sonrasında Filistin kasabalarının girişlerine 243'ten fazla yeni demir kapı yerleştirdiği belirtiliyor.

Bunun yanı sıra uzaktan kontrol edilebilen elektronik kapıların da kurulduğu, yalnızca 2025'in başında 17 elektronik kapının devreye sokulduğu aktarılıyor.

Bu tablo, hareket özgürlüğünün geçici güvenlik tedbirleriyle değil, kalıcı bir kontrol mekanizmasıyla sınırlandırıldığı yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.

“Güvenlik” gerekçesinin ötesinde bir kuşatma

Filistinli kurumlar ve insan hakları kuruluşları, demir kapıların yaygınlaştırılmasının yalnızca güvenlik gerekçesiyle açıklanamayacağını savunuyor.

Bu uygulamaların kentleri, köyleri ve mülteci kamplarını birbirinden kopardığı; Filistinlilerin kendi topraklarına, işlerine, okullarına ve sağlık hizmetlerine ulaşmasını zorlaştırdığı belirtiliyor.

Filistinli yetkililer, uygulamanın İsrailli yerleşimcilerin hareketini kolaylaştırırken Filistinlilerin hareket alanını daralttığını ve Batı Şeria'nın coğrafi bütünlüğünü parçaladığını ifade ediyor.

Duvar ve Yerleşimlere Karşı Direniş Komisyonu'nun verilerine göre yalnızca Temmuz 2026'da 70 yıkım operasyonu gerçekleştirildi ve 155 Filistin tesisi bu operasyonlardan etkilendi. Bunların 39'unun yerleşim, 99'unun ise tarım tesisi olduğu bildirildi.

Beytüllahim ve el-Halil bölgelerinde de çok sayıda yıkım bildirimi dağıtıldığı aktarıldı.

Gazze'de bomba, Batı Şeria'da kuşatma

Gazze'de evler bombalanırken, Batı Şeria'da yollar demir kapılarla kapatılıyor.

Bir tarafta ateşkes koşullarına rağmen sürdüğü bildirilen bombardımanlar, diğer tarafta Filistinlilerin hareketini, ekonomik yaşamını ve topraklarına erişimini sınırlandıran uygulamalar bulunuyor.

Zeytun'da bir evden 55 kişinin cenazesinin çıkarılması, Gazze'deki yıkımın boyutunu ortaya koyarken; el-Arub'da insanların işe, okula ve hastaneye ulaşmak için saatlerce yol kat etmek zorunda kalması, Batı Şeria'daki kuşatmanın gündelik yaşamı nasıl dönüştürdüğünü gösteriyor.

Filistin topraklarında ortaya çıkan tablo, yalnızca askeri saldırılardan değil, hareket özgürlüğünün sınırlandırılması, yerleşimci saldırıları, mülk ve tarım alanlarının tahrip edilmesi ve yerleşimlerin parçalanması gibi çok katmanlı bir baskı mekanizmasından oluşuyor.

Kaynak:Yakın Doğu Haber

Günün Diğer Haberleri