Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), basın özgürlüğüne yönelik baskıları ve gazetecilerin karşı karşıya kaldığı hukuki, idari ve fiziksel engelleri ortaya koyan Basın Özgürlüğü Raporu’nun yedincisini kamuoyuyla paylaştı. Nisan 2025-Nisan 2026 dönemini kapsayan rapor, medya çalışanlarının sistematik biçimde hedef alındığını ve mesleki faaliyetlerin giderek daha fazla kriminalize edildiğini gözler önüne serdi.
Raporda özel bir başlıkla ele alınan TCK 217/A maddesi (“Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma”), kamuoyunda “Sansür Yasası” olarak biliniyor. 2022’de yürürlüğe giren düzenleme kapsamında bugüne kadar 88 gazeteci hakkında 113 soruşturma başlatıldı. Bu soruşturmaların 49’u takipsizlikle sonuçlanırken, 29’u iddianameye dönüştü ve yargıya taşındı. Açılan davaların 15’inde beraat kararı verildi. Ancak dikkat çekici biçimde, dört yıl içinde bu madde kapsamında henüz kesinleşmiş bir ceza hükmü bulunmuyor.
Buna rağmen, raporun altını çizdiği gibi, soruşturma süreçleri fiilen bir cezalandırma mekanizmasına dönüşmüş durumda. Gazeteciler, gözaltı, tutuklama ve adli kontrol tedbirleriyle mesleki faaliyetlerinden uzaklaştırılıyor. Son bir yılda 67 gözaltı işleminin 20’si doğrudan bu maddeye dayandırıldı. Bu gözaltılardan yalnızca üç gazeteci serbest bırakılırken, iki gazeteci tutuklandı, 14 gazeteci hakkında ise imza yükümlülüğü ve yurt dışı çıkış yasağı gibi adli kontrol tedbirleri uygulandı.
Raporda, gazetecilerin ikametlerinden alınarak farklı şehirlerde yargılanmaya zorlanması da “fiili cezalandırma” örneği olarak sunuldu. Örneğin, Alican Uludağ Ankara’da gözaltına alınıp İstanbul’a götürüldü; Dicle Baştürk ve Eylem Emel Yılmaz İstanbul’dan Artvin’e sevk edilerek tutuklandı; İsmail Arı ise Tokat’ta gözaltına alınmasına rağmen Ankara’ya götürülerek tutuklama kararıyla karşılaştı.
Son bir yılda 224 ceza davasında 300’den fazla gazeteci hâkim karşısına çıktı. Bu davalarda toplam 53 yıl 4 ay 16 gün hapis cezası verildi. 39 davada 54 gazeteci beraat etti. Ayrıca en az 21 tazminat davası görüldü; 15 gazeteci ve dört kurum hakkında toplam 102 bin 500 lira tazminat ödenmesine hükmedildi.
Hukuki baskıların yanı sıra sahada da gazeteciler hedef oldu. Cezasızlık politikalarının etkisiyle 34 gazeteci fiziksel saldırıya, 22 gazeteci ise sözlü tehdit ve saldırıya maruz kaldı.
Basın özgürlüğü üzerindeki idari baskının en güçlü araçlarından biri ise RTÜK kararları oldu. İncelenen 21 kararda yayın kuruluşlarına toplam 15 milyon 154 bin 715 lira idari para cezası kesildi. Tele1, Halk TV ve SZC TV gibi kanallara yayın durdurma cezaları verildi. Tele1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ tutuklandı ve kanala kayyım atandı.
İnternet gazeteciliği ve sosyal medya da sansürden payını aldı. Son bir yılda en az yedi internet sitesine erişim engeli getirildi, 41 haber içeriği URL bazında kaldırıldı, 21 X hesabına erişim engeli uygulandı.
Raporda yer alan tüm bu veriler, Türkiye’de basın özgürlüğünün yalnızca hukuki değil, aynı zamanda fiili ve idari yollarla da kuşatma altında olduğunu ortaya koyuyor. Gazeteciler, hem adliye koridorlarında hem de sokakta baskı ve saldırılarla karşı karşıya kalırken, medya kuruluşları ağır para cezaları ve kayyım uygulamalarıyla susturulmaya çalışılıyor.
Kaynak:Sol Haber