Gazeteci Alican Uludağ Hakkında Tahliye Kararı

“Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla 90 gündür Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazeteci Alican Uludağ, bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. Mahkeme, Uludağ hakkında tahliye kararı verdi. Savunmasında tutuklu gazetecileri selamlayan Uludağ, “Cezaevinden yapılan bir yargılama sağlıklı olamaz. Bu dava, basın ve ifade özgürlüğünün engellenmesinden ibarettir” ifadelerini kullandı.

MEDYA - 21-05-2026 16:47

“Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla 20 Şubat’ta tutuklanan DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ, tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşmasında tahliye edildi. Ankara 57’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma sonrası dava 18 Eylül’e ertelendi.

Duruşma saat 14.30’da başladı. Uludağ, Silivri Cezaevi’nden SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katıldı. Ankara Barosu adına Baro Başkanı Mustafa Köroğlu davaya katılma talebinde bulundu.

Savunmasına tutuklu gazetecileri selamlayarak başlayan Uludağ, 90 gündür Silivri Cezaevi’nde bulunduğunu belirterek, “Cezaevinden yapılan bir yargılama sağlıklı olamaz. O gün de bugün de hiçbir çıkar grubunun gölgesinde gazetecilik yapmadım. Asla pişman olunacak bir gazetecilik yapmadım. Bu dava, Anayasa’da güvence altına alınan basın ve ifade özgürlüğünün engellenmesinden ibarettir” dedi.

Hakkındaki suçlamalara konu edilen sosyal medya paylaşımlarının tamamının Ekim 2025 öncesine ait olduğunu söyleyen Uludağ, “Sandıkta kaybettiğini yargı eliyle geri almaya çalışıyor demişim. CHP’li belediyelere yönelik operasyonları kastettim. Burada hakaret nerede?” ifadelerini kullandı.

Bir yargı muhabiri olarak kamuoyunu bilgilendirme görevi yaptığını vurgulayan Uludağ, “Gazetecinin görevi, halk adına devleti yönetenleri denetlemektir. Bu paylaşımlardaki temel amaç halkı bilgilendirmek ve uyarmaktır” diye konuştu.

Savunmasının sonunda “Suç işlemedim, gazetecilik yaptım” diyen Uludağ, tüm suçlamalardan beraatini talep ederek sözlerini “Yaşasın gazetecilik” ifadeleriyle tamamladı.

Uludağ’ın avukatı Abbas Yalçın ise müvekkilinin gözaltı ve tutukluluk sürecinin hukuka aykırı olduğunu savunarak, “20 saat içinde İstanbul’a götürülüp tutuklandı ama duruşma için Ankara’ya getirilemedi. Bu ağır bir hukuksuzluk ve eziyettir” dedi.

Savcı, mütalaasında tutukluluk halinin devamını talep etti. Ancak Ankara 57’nci Asliye Ceza Mahkemesi, Alican Uludağ’ın tahliyesine karar verdi. Duruşma 18 Eylül’e bırakıldı.

Ne Olmuştu?

İstanbul 26’ncı Asliye Ceza Mahkemesi’nce, ikameti Ankara’da olan Uludağ hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Bürosu tarafından hazırlanan iddianame 1 Nisan’da kabul edildi ancak aynı mahkeme "yetkisiz olduğunu kabul ederek" dosyanın yetkili Ankara Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verdi.

Bu kararın ardından dosya Ankara’ya gönderildi. Uludağ’ın dosyası nisan ayında Ankara 57’nci Asliye Ceza Mahkemesi’ne ulaştı. Avukatları Akın Atalay, Tora Pekin ve Abbas Yalçın, aynı gün mahkemeye sundukları dilekçeyle gazetecinin tensiple tahliyesini talep etti. Ancak, mahkeme tahliye taleplerini reddetti, hazırladığı tensip zaptıyla tutukluluk halinin devamına hükmetti.

"TUTUKLAMA GEREKÇELERİNİN TAMAMI GEREK DIŞI"

Ankara’da görülen duruşmaya Uludağ’ın SEGBİS ile Silivri Cezaevi’nden katılmak zorunda bırakılmasına ise tepkiler geldi.

Alican Uludağ’ın avukatı Abbas Yalçın, dava öncesi dosyanın hâkiminin izinli olduğuna dikkat çekerek davaya başka bir hâkimin bakacağını söyledi. “SEGBİS kararı ile ilgili, dosyanın hâkimi olmadığı için bir karar verilmiş değil” diyen Yalçın, soruşturmanın yetkisiz bir şekilde İstanbul’da yürütüldüğünü belirterek “Ardındansa döndü dolaştı ve iddianamenin düzenlendiği gün İstanbul 26. Asliye Ceza yetkisizlik hususunu teyit etti. İstanbul’da soruşturmayı yürüten savcılığın yetkisiz yaptığı tüm işlemler de hukuka aykırı. İkameti Ankara’da olan birini almak, İstanbul’a getirmek, burada tutuklamak, bunların hepsinin hukuka aykırı olduğu kanıtlandı” ifadelerini kullandı.

Yalçın, “Tutuklama gerekçelerinin tamamı gerçek dışı. Kaçma şüphesi, delil karartma… Ortada karartılacak bir delil yok. Kaçma şüphesi zaten yok. Kapısı çalınarak alınan birinin kaçma şüphesi olduğunu söylemek değil hukuka, gerçeğe aykırı. Gazetecilere gözdağı verilerek ‘Bakın sizi hukuka aykırı olsa da özgürlüğünüzden mahrum bırakırız’ deniliyor. Alican’ın kendisi de gözaltına alındığı gün dile getirmişti” dedi.

BİR AN ÖNCE SERBEST BIRAKILMALI

Basın Konseyi, DİSK Basın-İş, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Gazeteciler Cemiyeti, KESK Haber-Sen ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), gazeteci Alican Uludağ için dün Ankara Adliyesi önünde bir araya geldi. Yapılan açıklamada, Uludağ’ın bir anca önce serbest bırakılması talep edilirken duruşmaya SEGBİS ile değil, yüz yüze katılması gerektiği vurgulandı.

E-POSTA İHBARIYLA İFADE VERDİ

Gazeteci Şule Aydın, kimliği belirsiz bir kişinin 81 ilin emniyet müdürlüğüne gönderdiği e-posta ihbarı üzerine başlatılan soruşturma kapsamında ifade verdi. İhbarda Aydın hakkında “ajanlık”, “casusluk”, “karapara aklama” ve “suç örgütü faaliyeti” gibi hiçbir somut delile dayanmayan ağır suçlamalar yöneltildi. Konuyu Cumhuriyet’teki köşesinde anlatan gazeteci Barış Pehlivan’ın yazısına göre e-postada, Aydın’ın “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, Cumhurbaşkanı’nı, yargı mensuplarını ve Emniyet güçlerini hedef alan aşağılayıcı, alaycı, küçümseyici ve provokatif ifadeler kullandığı” iddia edildi. İhbarcı, Aydın hakkında cumhurbaşkanına hakaret, devletin kurumlarını aşağılama, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve casusluk suçlarından işlem yapılmasını istedi.

Kaynak: Birgün 

Günün Diğer Haberleri