ABD’nin Kuzey Carolina eyaletinde düzenlenen G20 Maliye Bakanları Zirvesi, küresel ekonomideki güç mücadelesinin yeni bir yansımasına sahne oldu. İki gün süren toplantının sonunda üye ülkeler ortak bir bildiri üzerinde uzlaşamadı. Çin’in taslak metindeki bir dizi kritik başlığa itiraz etmesi, G20’nin ortak açıklama yapmasını engelledi.
Washington ve Avrupalı ülkelerin desteklediği taslakta, küresel ticaret dengesizliklerinin azaltılması amacıyla “piyasa dışı politikaların” ve bu politikaların yol açtığı bozulmaların ortadan kaldırılması çağrısı yer aldı. Pekin yönetimi ise söz konusu ifadeleri kabul etmedi.
Çin’in itirazları yalnızca ticaret politikalarıyla sınırlı kalmadı. Enerji, gıda, gübre ve kritik minerallerin küresel tedarik zincirlerinin güvence altına alınmasına yönelik bazı maddeler de Çin heyetinin itirazıyla karşılaştı.
ABD, Çin’siz dönem başkanlığı bildirisi yayımladı
Ortak metin üzerinde oy birliği sağlanamayınca ABD, Çin dışındaki G20 üyelerinin üzerinde uzlaştığı bir “dönem başkanlığı bildirisi” yayımladı.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, zirve sonrasında yaptığı açıklamada tüm üyelerin üzerinde anlaşacağı ortak bir bildiri yayımlamayı hedeflediklerini ancak tek bir ülkenin itirazları nedeniyle tam uzlaşmaya ulaşılamadığını söyledi.
Washington yönetimi ile Pekin arasındaki anlaşmazlığın, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirmesi beklenen görüşmeden yaklaşık üç hafta, Miami’de yapılacak G20 Liderler Zirvesi’nden ise yaklaşık üç ay önce yaşanması dikkat çekti.
Washington’dan Pekin’e sert suçlama
ABD’li üst düzey bir yetkili, Çin’in müzakerelerdeki tutumunu sert ifadelerle eleştirdi. Yetkili, küresel ticaretteki bozulmalardan en fazla Çin’in sorumlu olduğunu savunarak G20 içerisinde “19’a 1” şeklinde bir tablonun ortaya çıkmasını eleştirdi.
Aynı yetkili, Çin’in müzakere sürecinde kavramları değiştirmeye çalıştığını ve bunun uzlaşmayı zorlaştırdığını öne sürdü.
Avrupa Komisyonu’ndan üst düzey bir yetkili ise zirveden ortak bildiri çıkmamasını küresel ekonomi açısından “kaçırılmış bir fırsat” olarak değerlendirdi.
Avrupalı yetkiliye göre Çin heyeti, iki günlük toplantı boyunca diğer üyeler tarafından baskı altında bırakılmış hissedebilecek bir pozisyona geldi. Ancak taslak metindeki çok sayıda başlığa yönelik itirazların uzlaşma ihtimalini ortadan kaldırdığı belirtildi.
Ticaret fazlası tartışmanın merkezinde
G20 üyelerinin önemli bölümü, küresel ticaret ve ekonomik dengesizlikleri artıran piyasa dışı uygulamaların sınırlandırılması gerektiği konusunda ortaklaştı.
Çin ise “piyasa dışı politikalar” ifadesine karşı çıkmanın yanı sıra IMF ve OECD’nin bu tür politikaların etkilerini incelemek amacıyla veri toplamasına yönelik çağrıları da kabul etmedi.
Taslakta ayrıca, sürekli ve yüksek dış ticaret fazlası veren ülkelerin iç tüketimi baskılayan ve ekonomilerini ihracata bağımlı hale getiren uygulamaları değiştirmesi gerektiği yönünde bir yaklaşım yer aldı.
Bu ifade doğrudan Çin’in adı verilmeden Pekin’in ekonomi modeline yönelik eleştiri olarak değerlendirildi.
Avrupa Birliği verilerine göre Çin’in AB ile ticaret fazlası 2025 yılında yaklaşık 360 milyar euroya ulaştı. Washington ise Çin’deki üretim fazlasının küresel piyasalar üzerindeki etkisini sınırlamak amacıyla yeni gümrük vergileri hazırlığında.
Kritik mineraller ve nadir toprak elementleri gerilimi
Zirvenin bir diğer önemli anlaşmazlık başlığı kritik mineraller oldu.
Çin heyeti, taslak metindeki “kritik mineraller” ifadesine de itiraz etti. Pekin yönetiminin daha önce ABD’nin gümrük vergilerine karşılık kritik mineraller ve nadir toprak elementleri üzerinde ihracat kontrolleri uygulama tehdidinde bulunması, bu başlığın neden kritik görüldüğünü ortaya koyuyor.
Washington, Çin’in nadir toprak elementleri konusunda daha önce verdiği tedarik taahhütlerini tam olarak yerine getirmediğini savunuyor.
ABD ayrıca Japonya’ya yönelik bazı ihracat kısıtlamalarının kaldırılmasını talep ediyor. Washington’dan bir yetkili, Pekin’in Japonya’ya yönelik tutumunu kabul edilemez olarak nitelendirdi.
Böylece kritik mineraller, nadir toprak elementleri ve tedarik zincirleri, ABD ile Çin arasındaki ekonomik rekabetin en önemli cephelerinden biri haline geliyor.
Hürmüz Boğazı da uzlaşmayı engelledi
Çin’in itiraz ettiği başlıklardan biri de Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğine ilişkin madde oldu.
Pekin’in bu maddeye karşı çıkmasının arkasında, bölgesel deniz yollarına ilişkin egemenlik tartışmalarında gelecekte oluşabilecek emsaller konusundaki kaygıların bulunduğu değerlendiriliyor.
Özellikle Tayvan Boğazı ve Güney Çin Denizi üzerindeki anlaşmazlıklar düşünüldüğünde, Çin’in uluslararası metinlerde denizlerde “seyrüsefer güvenliği” ve egemenlik konularının nasıl tanımlandığına büyük önem verdiği görülüyor.
Borç mekanizmasında da Çin itirazı
Çin’in onay vermediği bir başka başlık ise yüksek borç yükü altındaki ülkelerin finansal yükümlülüklerini hafifletmeyi amaçlayan “Ortak Çerçeve” mekanizmasına ilişkin dayanışma vurgusu oldu.
Böylece G20 Maliye Bakanları Zirvesi, küresel ekonomide ortak hareket etme iddiasının önündeki siyasi ve ekonomik ayrışmaları bir kez daha görünür hale getirdi.
Zirveden ortak bildiri çıkmaması, yalnızca bir diplomatik metnin yayımlanamaması anlamına gelmiyor. Ticaret dengeleri, üretim fazlası, kritik mineraller, tedarik zincirleri, enerji güvenliği ve küresel borç sorunları gibi başlıklarda ABD ile Çin arasındaki çıkar çatışmasının G20 gibi çok taraflı platformlarda giderek daha belirleyici hale geldiğini gösteriyor.
Kaynak:Yakın Doğu Haber