Anayasa Mahkemesi'nin yoksulluk nafakasına ilişkin iptal kararının ardından nafaka hakkına yönelik tartışmalar yeniden gündeme gelirken, Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), kamuoyunda dolaşıma sokulan yanlış bilgilere karşı #NafakaGerçekleri başlıklı bilgilendirme kampanyasını yürüttü.
On bölümden oluşan kampanyada nafakaya ilişkin yaygın iddialar resmi veriler, akademik araştırmalar ve yargı uygulamaları ışığında değerlendirildi. EŞİK, nafakanın kadınlara tanınmış ayrıcalıklı bir hak değil, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen tarafı koruyan hukuki bir güvence olduğunu vurguladı.
Platformun paylaşımlarında, Türk Medeni Kanunu'na göre yoksulluk nafakasının kadın veya erkek ayrımı yapılmaksızın, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen eşe bağlanabildiği hatırlatıldı. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle bakım emeğinin büyük bölümünü kadınların üstlenmesi sonucunda nafaka alanların çoğunluğunu kadınların oluşturduğu belirtildi.
"Boşanan her kadına nafaka bağlanmıyor"
Kampanyada, kamuoyunda sıkça dile getirilen "boşanan her kadın nafaka alıyor" iddiasının gerçeği yansıtmadığı ifade edildi. Yoksulluk nafakasının talep edilmesi gerektiği, hâkimin kendiliğinden nafakaya hükmedemeyeceği belirtildi.
Paylaşımlarda, nafaka isteyen eşin boşanmada daha ağır kusurlu olmaması, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek durumda bulunması ve nafaka ödeyecek eşin de ödeme gücüne sahip olması gerektiği vurgulandı. Bu koşullar oluşmadığında nafakaya hükmedilmediği, birçok talebin ise mahkemelerce reddedildiği veya kısmen kabul edildiği ifade edildi.
"Bir günlük evlilikte ömür boyu nafaka" iddiasına yanıt
EŞİK, kamuoyunda sıkça dile getirilen "bir gün evli kalıp ömür boyu nafaka ödeniyor" söyleminin somut hiçbir dava örneğiyle desteklenmediğini belirtti.
Platform, bir günlük evlilikten sonra dava açılabilmesi için ağır kusur, ağır şiddet veya dolandırıcılık gibi istisnai durumların bulunması gerektiğini, bu tür olaylarda ise çoğu zaman evliliğin iptalinin gündeme geldiğini ve nafaka yükümlülüğünün doğmadığını kaydetti.
Kampanyada yer verilen verilere göre Türkiye'deki boşanmaların yalnızca yüzde 2,8'i bir yıldan kısa süren evliliklerde gerçekleşirken, boşanmaların yüzde 70'inden fazlası beş yılı aşan, yaklaşık yarısı ise 11 yıldan uzun süren evliliklerde yaşanıyor.
"Asıl sorun nafakanın ödenmemesi"
EŞİK, nafakayla ilgili temel sorunun yüksek nafaka miktarları değil, nafakanın bağlanmaması, düşük miktarlarda belirlenmesi ve ödenmemesi olduğunu belirtti.
Kadın Dayanışma Vakfı'nın araştırmalarına dayandırılan verilere göre nafakaların yüzde 44'ü hiç ödenmiyor. Ödenmeyen nafakaların yalnızca yüzde 38'i için icra takibi başlatılıyor. İcra takibine konu olan dosyaların yaklaşık yüzde 20'sinde ise tahsilat yine gerçekleştirilemiyor.
Platform, nafakasını tahsil edemeyen çok sayıda kadının zaman içinde icra yoluna başvurmaktan vazgeçtiğine dikkat çekti.
"Nafakanın ödenmemesi ekonomik şiddettir"
Kampanyada nafakanın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kadına yönelik şiddetle de doğrudan ilişkili olduğu ifade edildi.
EŞİK'e göre nafakanın ödenmemesi ya da eksik ödenmesi ekonomik şiddetin bir biçimini oluştururken, nafakasını talep eden kadınların hakaret ve baskıya maruz bırakılması ise psikolojik şiddet ve ayrımcılık anlamına geliyor.
Boşanma davalarına ilişkin araştırmalarda dosyaların yüzde 88,4'ünde şiddet iddiası bulunduğu, yüzde 25'inde şiddet nedeniyle ceza davası açıldığı, yüzde 42'sinde ise 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma kararı verildiği bilgisi paylaşıldı.
"Çocukların bakım yükü büyük ölçüde annelerde"
EŞİK, nafaka tartışmalarında çocukların durumunun göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Verilere göre açılan boşanma davalarının yüzde 86'sında çocuk bulunurken, 2025 yılında verilen velayet kararlarında çocukların yüzde 74,6'sının velayeti annelere bırakıldı.
Platform, çocukların bakım, eğitim ve sağlık giderlerinin büyük ölçüde anneler tarafından karşılandığını belirterek, "Nafaka kaldırılırsa bu çocuklara kim bakacak?" sorusunu yöneltti.
"Süreli nafaka kazanılmış hakları da ortadan kaldıracak"
Kampanyanın son bölümünde ise nafakanın süreyle sınırlandırılmasına ilişkin yasa hazırlıkları değerlendirildi.
EŞİK, hukuk devletinde kazanılmış hakların korunmasının temel ilke olduğunu, Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceğini hatırlattı.
Buna karşın hazırlanan yasa taslaklarında yer alan geçici düzenlemeler nedeniyle geçmişte kesinleşmiş nafaka kararlarının da etkileneceğine dikkat çekilen açıklamada, yasa değişikliği halinde binlerce kadının herhangi bir hazırlık yapma imkânı olmadan nafakasını kaybedebileceği uyarısı yapıldı.
İştirak nafakasının azaltılması girişimleri
EŞİK, kampanyanın son paylaşımında çocukların bakım ve eğitim giderleri için ödenen iştirak nafakasına yönelik azaltma girişimlerine de dikkat çekti.
Platformun aktardığı verilere göre boşanma sonrasında çocuk başına ortalama iştirak nafakası 1.422,30 TL düzeyinde bulunuyor. Türkiye'de 2 milyon 303 bin 859 hanenin yalnızca anne ve çocuklardan oluştuğu belirtilirken, üç yaşın altında çocuğu bulunan erkeklerde istihdam oranı yüzde 90,9 iken kadınlarda bu oranın yalnızca yüzde 26,9 olduğu ifade edildi.
Ayrıca 2013-2021 yılları arasında velayet hakkı bulunmayan eşlerin açtığı iştirak nafakasını azaltma davalarının yüzde 83,3, tamamen kaldırma davalarının ise yüzde 62 oranında arttığına dikkat çekildi.
EŞİK, nafaka tartışmalarının kadınların ve çocukların yaşam koşulları, bakım emeği ve ekonomik eşitsizlikler dikkate alınmadan yürütülemeyeceğini belirterek, nafaka hakkının sosyal adalet ve eşitlik ilkeleri çerçevesinde korunması çağrısında bulundu.
Haber Merkezi