Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), sosyal medyada “kadın sünneti” adı altında yapılan reklam ve tanıtımlara ilişkin basın açıklaması yayımladı. “Ne sünnet ne estetik: Bu bir sakatlama, kadına şiddet, insan hakları ihlali ve suçtur” başlıklı açıklamada, kadın cinsel organı sakatlamasının hiçbir gerekçeyle kabul edilemeyeceği belirtildi.
Kadın cinsel organı sakatlamasının, tıbbi olmayan nedenlerle kadınların dış genital organlarının değiştirilmesini veya zarar görmesini kapsadığı hatırlatılan açıklamada, “kadın sünneti” ifadesinin ağır bir yaralama eylemini dini bir kavram üzerinden meşrulaştırmak amacıyla kullanıldığı vurgulandı.
EŞİK, “Kadın sünneti yoktur, kadın cinsel organı sakatlanması vardır” diyerek söz konusu uygulamanın ağır bir insan hakları ihlali ve kadına yönelik şiddet biçimi olduğuna dikkat çekti.
Yaklaşık 230 milyon kadın ve kız çocuğu maruz bırakıldı
Dünya genelinde yaklaşık 230 milyon kadın ve kız çocuğunun bu uygulamaya maruz bırakıldığı belirtilen açıklamada, mağdurların yaşam boyu sürebilen fiziksel, psikolojik ve cinsel sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kaldığı ifade edildi.
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun verilerine de yer veren EŞİK, yalnızca 2026 yılında yaklaşık 4,5 milyon kız çocuğunun kadın cinsel organı sakatlamasına maruz kalma riski altında bulunduğunu aktardı. UNFPA ile UNICEF’in uygulamanın ortadan kaldırılması için çok sayıda çalışma yürüttüğü hatırlatıldı.
“İşlemin adını değiştirmek niteliğini değiştirmez”
EŞİK, gelen tepkilerin ardından uygulamanın “hud derisi alma işlemi” olarak adlandırılmasının yapılan müdahalenin niteliğini değiştirmediğini belirtti.
Klitoral başlığın, kadın genital anatomisinde klitorisin üzerini örten ve dış etkenlere karşı koruyan doğal bir deri kıvrımı olduğu kaydedilen açıklamada, kadın bedenine yönelen müdahalelerin ister ticari kazanç amacıyla ister dini veya estetik gerekçelerle yapılsın suç olduğu savunuldu.
Açıklamada, “Kadın bedenine dayatılan kapitalist ve ataerkil operasyonlar ister kâr amacıyla yapılsın ister dini gerekçelerle meşrulaştırılmaya çalışılsın suçtur” denildi.
Uluslararası sözleşmeler hatırlatıldı
EŞİK, kadınların iradelerini ve beden bütünlüğünü hedef alan, ömür boyu sürebilecek sonuçları hakkında yeterli hukuki ve bilimsel bilgilendirme yapılmadan gerçekleştirilen müdahalelerin Türk Ceza Kanunu kapsamında ağır yaralama suçu oluşturduğunu belirtti.
Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ne (CEDAW) dikkat çekilen açıklamada, CEDAW Komitesinin 14 No’lu Genel Tavsiyesi ile CEDAW ve Çocuk Hakları Komitesinin 31/18 No’lu Ortak Genel Tavsiyesinin devletlere yasal yasaklama, eğitim ve sağlık alanlarında müdahale yükümlülüğü getirdiği kaydedildi.
İstanbul Sözleşmesi’nin 38’inci maddesinde de kadın cinsel organı sakatlamasının suç olarak tanımlandığı hatırlatılarak kültür, gelenek, din veya sözde namus gerekçelerinin bu tür uygulamaları meşrulaştıramayacağı vurgulandı.
Üç bakanlığa çağrı
EŞİK, Türk Tabipleri Birliği Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu ile Halk Sağlığı Uzmanları Derneği Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Sağlığı Çalışma Grubunun girişimlerini takip ettiklerini bildirdi. Başlatılan disiplin soruşturmalarının en kısa sürede sonuçlandırılmasını istedi.
Platform; Aile ve Sosyal Hizmetler, Adalet ve Sağlık bakanlıklarına şu çağrıda bulundu:
“Bu tür girişimler yasaklanmalı, ilgililer hakkında gerekli hukuki işlemler başlatılmalı ve kamuoyunda kadın cinsel organı sakatlamasına ilişkin acilen bir farkındalık kampanyası yürütülmelidir.”
Haber Merkezi