Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında 2 saat sürdü. Toplantı sonrası açıklama yapan Erdoğan, Kurban Bayramı tatiline 1,5 gün eklenerek tatilin 26 Mayıs Salı öğleden sonra başlayıp 9 gün süreceğini duyurdu.
Erdoğan konuşmasında ayrıca:
(Güneydoğu'daki sağanak ve fırtına) Tarım ve İçişleri Bakanlarımız sahadaki birimlerimizle durumu takip etmekte, hasar tespit çalışmalarını yürütmektedir.
Türkiye, belirsizliğin arttığı, insanlığın yön arayışının hızlandığı günümüzde bölgesinin en güçlü, en istikrarlı ülkesi olarak adından söz ettirmektedir. Bugün artık her alanda kendi ayakları üstünde durabilen, bunun da ötesine geçerek dostlarına, kardeşlerine yardım edebilen bir Türkiye vardır. İstihdam tarafında istatistiklerin umut verici olduğunu görüyoruz. İşsizlik oranı bir önceki aya göre 0,3 puan azalarak yüzde 8,1'e geriledi. İstihdam oranımız 0,3 puan artarak yüzde 48,5'e yükseldi. Son dönemde Türkiye'nin Avrupa'daki konumuna dair yine Avrupalı aktörlerin tetiklediği bazı yıpratıcı tartışmalara şahit oluyoruz. 2015'ten itibaren Suriye’deki iç savaşın yol açtığı ve Avrupa'nın İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra gördüğü en büyük düzensiz göç dalgasının da etkisiyle Birlik’le ilişkilerimiz tekrar yoğunlaştı. Fakat 253 insanımızın şehit olduğu 15 Temmuz Darbe Girişimi karşısında Türkiye'ye gerekli desteği vermekte geç, yetersiz ve isteksiz kalan Birlik’le ilişkilerimiz yakaladığı tempoyu koruyamadı. Daha sonra yapılan toplantılarda mevcut tıkanıklığı aşacak, Türkiye-Birlik ilişkilerine ivme kazandıracak yüreklendirici bir tablo ile karşılaşmadık. Biz maruz kaldığımız onca çifte standarda rağmen tam üyelik yolundaki çalışmalarımızı inatla sürdürdük. Bugün de Avrupa Birliği kurumlarıyla ve ülkeleri ile karşılıklı temaslarımız yoğun bir şekilde devam ediyor. Şunu çok net ifade etmem gerekiyor, ilk başvuru tarihimiz olan 1950'den beri Avrupa içerisinde özellikle belli kesimlerde Türkiye'ye karşı kökleşmiş olan ön yargıları bir türlü aşamadık. Kimi zaman demokrasimizi dillerine doladılar. Kimi zaman ekonomimizi tehdit olarak gördüler. Kimi zaman nüfusumuz üzerinden korku yaydılar, kimi zaman inancımızı bahane ederek bizi ötekileştirdiler. Her seferinde Türkiye'yi dışlayacak, Türkiye'nin tam üyelik sürecini yavaşlatacak, Türkiye'yi kapıda bekletecek bir bahane mutlaka buldular. Türkiye'ye yönelik stratejik şaşılık, maalesef Birliğin pek çok kurumunda hem de çok bariz biçimde varlığını muhafaza ediyor. Mesele Ankara'nın nerde durduğu değil, Brüksel'in gelecekte nerde durmak istediğidir. Türkiye'nin tam üye olarak yer almadığı bir AB'nin küresel bir aktör ve çekim merkezi olmayacağı artık anlaşılmalıdır. Avrupa Birliği, Türkiye'nin yapıcı tavrının kıymetini çok iyi bilmeli, bunu hor kullanmamalı, bunu zora sokacak eylem ve söylemlerden imtina etmelidir. Unutulmasın ki ne Türkiye eski Türkiye'dir, ne de dünya eskisi gibi Batılı devletlerin nüfuz alanına sıkışmış haldedir.Kaynak:Birgün Gazetesi