Eğitim-İş, artan gıda fiyatları ve gerileyen alım gücünün çocukların yeterli ve dengeli beslenmesini giderek zorlaştırdığına dikkat çekerek, okullarda bir öğün ücretsiz yemek uygulamasının hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
Sendikanın açıklamasında, ailelerin beslenme çantasını doldurmakta zorlandığı koşullarda çocukların temel ihtiyaçlarının aile gelirine bırakılamayacağı vurgulandı. Ücretsiz ve sağlıklı okul yemeğinin bir yardım değil, beslenme hakkının gereği ve kamusal sorumluluk olduğu belirtildi.
Beslenme çantasının maliyeti bir yılda yüzde 27,67 arttı
Eğitim-İş’in hesaplamasına göre, bir öğrencinin günde yalnızca bir öğünlük ihtiyacını karşılayacak şekilde hazırlanan beslenme çantasının aylık maliyeti, Eylül 2025’te 1.661,75 lirayken Eylül 2026’da 2.121,52 liraya yükseldi. Böylece maliyet bir yılda yüzde 27,67 arttı.
Bu tutarın çocuğun bütün günlük beslenme ihtiyacını değil, yalnızca bir öğününü kapsadığına dikkat çeken sendika, ekonomik krizin çocukların yaşamında doğrudan bir yoksunluğa dönüştüğünü belirtti.
Açıklamada, ailelerin bu harcamayı karşılayabilecek ekonomik güce ulaşamamasının öğrencilerin hem evde hem okulda yeterli ve dengeli beslenememe riskini artırdığı ifade edildi.
Açlık sınırı ile ücretler arasındaki uçurum büyüyor
Eğitim-İş, bağlı bulunduğu Kamu-İş Konfederasyonunun hesaplamalarını da paylaşarak, eylül ayında dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 38 bin 698 liraya, yoksulluk sınırının ise 123 bin 465 liraya ulaştığını aktardı.
Yalnızca aylık gıda harcamasını ifade eden açlık sınırının asgari ücreti 10 bin 662 lira aştığını belirten sendika, milyonlarca kişinin gelirinin temel gıda ihtiyaçlarını karşılamaya dahi yetmediğine dikkat çekti.
Kira, faturalar, ulaşım ve eğitim giderleriyle birlikte düşünüldüğünde aile bütçeleri üzerindeki baskının daha da ağırlaştığına işaret edilen açıklamada, çocukların beslenme hakkının ekonomik koşullar nedeniyle aşındığı vurgulandı.
Yetersiz beslenme, eğitim hakkını da etkiliyor
Sendika, beslenme sorununun çocukların fiziksel gelişimiyle sınırlı kalmadığını; eğitim süreçlerini, okula devamlılıklarını ve öğrenme performanslarını da olumsuz etkileyebilecek bir yoksunluk yarattığını belirtti.
Ekonomik kriz ve yoksulluğun çocukları giderek daha fazla içine çektiğini ifade eden Eğitim-İş, yeterli ve dengeli beslenmeye erişimdeki güçlüklerin eğitimde eşitsizliği derinleştirdiğine dikkat çekti.
Açıklamada, çocukların sağlıklı beslenmesi ve eğitim hakkından eşit biçimde yararlanması için kamu kaynaklarının temel ihtiyaçları karşılayacak biçimde kullanılması gerektiği kaydedildi.
MEB’in bütçe önceliklerine tepki
Eğitim-İş, Millî Eğitim Bakanlığının öğrencilerin beslenme sorununa ve ücretsiz yemek çağrılarına kulak tıkadığını savunurken, Bakanlık bütçesinden yılın ilk sekiz ayında Türkiye Maarif Vakfına toplam 1 milyar 858 milyon lira aktarıldığını bildirdi.
Sendikanın paylaştığı aylık beslenme çantası maliyeti esas alındığında, bu kaynak yaklaşık 876 bin çocuğun bir aylık beslenme giderine karşılık geliyor. Karşılaştırma, okul yemeği hizmetinin bütün işletme giderlerini kapsayan bir hesap olmasa da söz konusu kaynağın büyüklüğünü gösteriyor.
Eğitim-İş, çocukların temel beslenme ihtiyaçlarını karşılamanın aileler için giderek ağırlaşan bir yük haline geldiği koşullarda, kamu kaynaklarının kullanımında ciddi bir öncelik sorunu bulunduğunu ifade etti.
“Her çocuğa, her okulda, her gün bir öğün”
Sendika, çocukların beslenme hakkını güvence altına almanın devletin sorumluluğu olduğunu vurgulayarak, bütün okullarda ücretsiz ve sağlıklı yemek sağlanmasını istedi.
Eğitim-İş açıklamasında, “Her çocuğa, her okulda, her gün bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek sağlanması, çocukların beslenme hakkının güvence altına alınması açısından kamusal bir sorumluluktur” ifadelerine yer verdi.
Sendika, büyüyen beslenme çantası krizine karşı çağrısını “Bir öğün ücretsiz yemek haktır!” sözleriyle yineledi.
Haber Merkezi