Doruk Maden işçilerinden Temel Conta direnişine dayanışma ziyareti

Ankara’daki direniş sürecinde Temel Conta işçilerinin desteğini alan Doruk Maden işçileri, bu kez İzmir’de süren grev alanını ziyaret etti. İşçiler, “Birleşmekten başka şansımız yok” mesajı verdi.

EMEK - 23-05-2026 22:30

Direnişlerini sürdüren Doruk Maden işçileri, İzmir’de grevde olan Temel Conta işçilerini ziyaret ederek dayanışma mesajı verdi. İşçiler, farklı sektörlerde yürütülen mücadelelerin ortak talepler etrafında birleştiğini vurguladı.

Daha önce Ankara Kurtuluş Parkı’nda direnen Doruk Maden işçilerini ziyaret eden Temel Conta işçileri adına konuşan işçi temsilcisi Sinem, mücadeleden vazgeçmeyeceklerini belirterek şu ifadeleri kullanmıştı:

“Baret sesinden rahatsız olanlar, düdük sesinden rahatsız olanlar, huzurunuz kaçıyorsa güzel. Bundan sonra huzurunuz daha fazla kaçacak. Çünkü maden işçileri haklarını alana kadar durmadı, Temel Conta işçileri de haklarını alana kadar durmayacak. Ankara’da maden işçileri, İzmir’de Temel Conta işçileri… Asla vazgeçmeyeceğiz.”

Bu dayanışma ziyaretine karşılık olarak Doruk Maden işçileri de Temel Conta grev alanına giderek işçilere destek verdi. Ziyaret sırasında yapılan konuşmalarda emek mücadelesinin ortak olduğu ve işçilerin birlikte hareket etmesinin önem taşıdığı ifade edildi.

İşçiler, haklarını alana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini belirterek dayanışmanın büyütülmesi çağrısında bulundu.

Doruk maden işçisi Özhan Yüksel:

Doruk Maden’den geliyorum. Buraya Temel Conta işçilerine desteğe geldik. Bakın görün, 522 gün olmuş. 522 gün! Kimse duymuyor mu ya? Devlet yetkilileri, niye duymuyorsunuz? Bu insanların bu kadar çoluğu var, çocuğu var. Önümüz bayram, bayram! Bir kişi değil, 16 kişi! 16 kişinin işini koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nde kimse çözemiyor mu? 522 gün olmuş. Niye çözülmüyor? Neden? Sebep ne? Biz bir an önce buranın çözülmesini istiyoruz. Önümüz bayram, yeter ya!

Biz de aynı şekilde, 17 gün eylem yaptık. Ama bakın mağduriyet daha büyük. Çoluk çocuğu var herkesin, bir geçinme ihtiyacı var. Bıktık ya, bıktık! Böyle şeyler artık Türkiye’de yaşanmasın! 522 gün. Böyle bir şey yok, bir günde çözülecek mevzu 522 gündür çözülmüyor. Ben vallahi billahi Eskişehir’den geldim buraya. Ama 522 gün olduğunu bilmiyordum. Çok büyük bir zaman bu. İki sene ne demek? 16 kişinin hakkını kimse veremiyor mu ? Nerede bizim milletimiz, milletvekillerimiz? 600 milletvekilimiz var, neredeler? Neredesiniz? Türkiye’yi yönetenler neredeler? 16 işçi haklarını istiyorlar, başka bir şey istemiyorlar. Bunun bir an önce bunun çözülmesini istiyoruz. Bakın önümüz bayram. Herkes bayrama mutlu girsin, çoluğuna çocuğuna bir şey alsın. Bu insanlar 522 gündür buradalar. Yazık günah ya, vallahi yazık günah! Ben bir vatandaş olarak çok üzüldüm. İznimiz bitmek üzere bizim, bugün son gün. O yüzden çıkıp geldim ben de size. Bu, benim suçum değil, bu arkadaşların da suçu değil. Herkesin, bütün vatandaşların, bütün Türkiye’nin duyarlı olması lazım. Destek olması lazım bu arkadaşlarımıza. 16 tane arkadaş… Bir an önce çözülsün. Benim son sözüm bu!

Bağımsız Maden-iş Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu:

Kemalpaşa’dayken de defalarca uğradım arkadaşlarımın yanına. Bu süreci de gün gün takip ettim; hem sendika yöneticileriyle hem de grevdeki arkadaşlarla haberleştik. Burada öteden beri söylüyoruz. Devleti yönetenlere, iktidara da söylüyoruz:

Sendikalaşma, sendikalar kanunu, grev ve toplu sözleşme kanunu, Anayasa md. 51 kaldırılmalı ve kölelik ilan edilmelidir. İşçiler de aldatılarak sendikalara üye olmamalıdır. Sendika üyesi oluyorsun, işten atılıyorsun. Grev yapıyorsun, patron grevi kırıyor. Dolayısıyla konfederasyon yöneticileri de aslında işçileri aldatıyorlar. Türkiye’de sendikal haklar varmış, grev yapılabiliyormuş, toplu sözleşme yapılabiliyormuş, sendika üyeliği serbestmiş gibi yalanların satıcıları konumundalar. Çünkü bu onlarca grev ya yasaklanıyor ya fiilen kırılıyor ya da mahkeme yollarıyla kırılıyor. Sendikal örgütlenme, işverenin insafı olmazsa, Türkiye’de hiçbir işyerinde örgütlenme imkanı kalmamıştır.

522 gündür bu arkadaşların bu süre içerisinde mahkemelerden çıkardıkları kararlara rağmen hergün jandarma baskısı altındalar. Yarın sabah da ifadeye gidecekler. Kemalpaşa’da da aynı manzara yaşandı. Kolluk adeta patronun özel güvenliği gibi davranıyor. Yargı kararlarını zaten kimse dikkate almıyor. Bakanların herhangi bir inisiyatifi yok. Bir yandan bir bakanlık ceza kesiyor, diğer bakanlık vergi indirimi, vergi affı veriyor. Dolayısıyla vergi affı daha yüksek olduğu için cezanın caydırıcı bir niteliği yok. Buradaki uygulama bu.

Ama mesele şu: Buradaki bu durum Kurban Bayramı’nı kaldırmaz. Bu işçilerin asabiyeti de Kurban Bayramı’nı kaldırmaz. Çadırda bekleyince de hiç rahatsız olmuyor beyefendi. O zaman Petrol-İş Sendikası ve Temel Conta grevcileri bu beyefendinin rahatsız edileceği, bu vurdumduymazlığın temsilcisi olan ülkeyi yönetenlerin, özellikle Çalışma Bakanlığı’nın rahatsız olacağı bir manzarayı inşa edecekler diye düşünüyorum.

Biz de işimizi gücümüzü bırakıp bu arkadaşlar kazanıncaya kadar bu mücadelenin tarafı olacağız. Örneğin Tamer Kip Bey Urla’daki evinde rahat yaşayamayacak. Urla’daki dostlarımız o evi kuşatacaklar. Komşularına bu insanın nasıl bir işçi düşmanı, kadın düşmanı, çocuk düşmanı olduğunu anlatacaklar. Ve ülke kamuoyu da bu arkadaşların hikayelerini tek tek dinleyecekler.

Dede 35 yıldır çalışıyor, 20 yıldır çalışan kadınlar var. Çok büyük bir bölümü torun sahibi insanlar. Dolayısıyla bu ülkedeki bütün halk da, milyonlar da bu işçi arkadaşlarla aynı durumdayız. Aynı kaderi paylaşıyoruz. Ben bütün ülkenin, arkadaşlar yürüdüğü zaman ayağa kalkacağını ve onları sahipleneceğine inanıyorum. Ve mutlaka Temel Conta işçileri kazanacak diyorum.

Bağımsız Maden-iş Genel Başkanı Gökay Çakır:

Değerli dostlar, özür dileriz. Bugüne kadar ben katılamadım.16 işçi, 14’ü kadın kardeşimiz. Bağımsız Maden- İş Sendikası olarak her zaman söylediğimiz gibi bu ülkede ne yazık ki işçilere yasalar yok. Patronlara var yasalar. İşçilere hiçbir zaman yasa işlemedi.

522 günden beri bu kardeşlerimiz… ki çocukları var bunların, aileleri var. 522 günden beri yağmur demedi, çamur demedi, kar demedi, soğuk demedi, sıcak demedi, direniyorlar. Kimse görmek istemiyor. Görmek istemeyen gözleri, o kapalı gözleri açacağız hep beraber. O duymayan kulaklar hep beraber duyacak. Bu işçi kardeşlerimizle biz de el ele, kol kola gireceğiz. Bu kardeşlerimize bu saatten sonra Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı olarak söz veriyorum, her zaman bu kardeşlerimizin yanında olacağız.

16 işçi direniyor, çok değil. İstedikleri an, bir dakikada bu mesele çözülebilir. Çok bir şey de istemiyor bu arkadaşlar, alın terini istiyorlar. Fazla bir şey istemiyorlar. Bu insanların çocukları var, bu insanların eşleri var. Bu insanların evlerine götüreceği ekmek parasına engel oluyorsunuz. Sayın vekillerim, sayın Cumhurbaşkanım, sayın bakanlarım; herkes bu konuya bu saatten sonra gözünü açacak, kulağını da açacak. Çünkü bu işçiler 522 günden beri direniyorlar. Bu, bizim işçimizin ayıbı değildir; bizi yönetenlerin ayıbıdır. Bunu da buradan tekrarlıyoruz. İşçinin alın terini istemesi hiçbir zaman suç değildir. Suç, onu gasp edenlerindir. Kim ‘biz yönetiyoruz’ deyip de bu işçinin yanına gelmiyorsa, bu işçinin mağduriyetini gidermiyorsa hepsi suçludur. Bu işçi kardeşlerimiz suçlu değildir.

Ben en kısa zamanda bu meselenin çözüleceğine inanıyorum. Çünkü herkes buraya akın akın gelecek. Bu işçilere herkes destek verecek. İşçisi de verecek, emeklisi de verecek; köydeki de, dağdaki de, şehirdeki de bu 522 günden beri eylem yapan kardeşlerimizin gözü olacaklar, kulağı olacaklar, ayakları olacaklar. Çünkü bunlar bizim annelerimiz, çünkü bunlar bizim bacılarımız, çünkü bunlar bizim eşlerimiz. Yani bu insanlara herkes yardımcı olacak.

Ben inanıyorum ki buradaki İzmir milletvekillerimiz, Manisa milletvekillerimiz, Ankara’daki 600 milletvekilimiz seferber olacak, bu meseleyi de en kısa zamanda çözecekler.

Teşekkür ediyorum, saygıyla selamlıyorum herkesi. Birleşe birleşe kazanacağız!

 

 

 

Günün Diğer Haberleri