Hayat pahalılığı, düşük ücretler ve art arda gelen zamlar, milyonlarca yurttaşı geçinebilmek için bankalara borçlanmaya zorluyor. Kredi kartı artık olağanüstü harcamaların değil; gıdanın, faturanın, kiranın ve günlük yaşamın finansman aracı hâline gelirken borcunu çeviremeyenlerin sayısı da hızla büyüyor.
Yeni Parti Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen’in bankacılık ve finans kuruluşlarının verilerine dayanarak yaptığı açıklama, ekonomik krizin haneler üzerindeki yıkıcı etkisini ortaya koydu.
Başevirgen’in paylaştığı verilere göre tüketicilerin bireysel kredi ve kredi kartı borçları, 28 Ağustos-4 Eylül haftasında 32,6 milyar lira daha arttı. Böylece bankacılık sistemine olan toplam bireysel borç 7 trilyon 316 milyar liraya yükseldi. Varlık yönetim şirketlerinin elindeki alacaklar da hesaba katıldığında yurttaşların toplam finansal borcu 7 trilyon 449 milyar lirayı buldu. Rakamlar, Başevirgen’in 16 Eylül tarihli açıklamasını aktaran haber kaynaklarınca da doğrulandı. (ANKA Haber, Cumhuriyet)
Kredi kartı borcu bireysel kredileri geçti
Söz konusu haftada bireysel kredi borçları 10,1 milyar liralık artışla 3 trilyon 655 milyar liraya çıktı. Kredi kartı borçları ise 22,4 milyar lira yükselerek 3 trilyon 661 milyar liraya ulaştı.
Böylece kredi kartı borçlarının toplamı, bireysel kredi borçlarını geride bıraktı. Bu tablo, milyonlarca kişinin gelirinin temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini ve yaşamını kart borcunu başka bir borçla çevirerek sürdürmeye çalıştığını gösteriyor.
Yılbaşından bu yana bireysel kredi ve kredi kartı borçlarında toplam 1 trilyon 458 milyar liralık artış yaşandı. Artış oranı yüzde 24,9 olarak hesaplandı. Bunun 617 milyar lirası bireysel kredilerden, 841 milyar lirası ise kredi kartlarından kaynaklandı.
Aynı dönemde bireysel kredi borçları yüzde 20,3, kredi kartı borçları ise yüzde 29,8 arttı. Kredi kartı borçlarındaki daha hızlı yükseliş, yurttaşların ücretleriyle karşılayamadıkları günlük harcamalarını bankalardan borçlanarak finanse etmek zorunda kaldığını ortaya koydu.
Batık borçlar yarım trilyon liraya dayandı
Bankalar ve finans kuruluşlarının zamanında tahsil edemediği için takibe aldığı bireysel kredi ve kredi kartı alacakları, yalnızca bir haftada 7,7 milyar lira arttı. Takipteki borç miktarı 4 Eylül itibarıyla 365,7 milyar liraya ulaştı.
Batık bireysel borçlar yılbaşından bu yana yüzde 53,4 yükseldi. Yılbaşında toplam bireysel borçların yüzde 4,1’ini oluşturan takipteki alacakların payı yüzde 5’e çıktı.
Merkez Bankası verilerine göre yurttaşların varlık yönetim şirketlerine de 132 milyar lira borcu bulunuyor. Bankaların tahsil edemediği alacakları bu şirketlere sattığı dikkate alındığında sistemdeki toplam batık bireysel kredi ve kredi kartı borcu 497,7 milyar liraya ulaşıyor.
Başka bir ifadeyle yaklaşık yarım trilyon liralık borç, bankacılık sistemi içerisinde tahsil edilemeyen alacağa dönüşmüş durumda.
Bir milyondan fazla kişi yeni takibe alındı
Açıklanan verilere göre 2026’nın ilk sekiz ayında 740 bin kişi bireysel kredi borcunu, 979 bin kişi ise kredi kartı borcunu zamanında ödeyemediği için yasal takibe alındı.
Hem bireysel kredi hem de kredi kartı borcu nedeniyle takip edilenler tek kişi olarak sayıldığında, mevcut kişi bazlı son veri döneminde toplam 1 milyon 291 bin yurttaş bankaların takip listesine girdi.
Önceki yıllarda takibe alınan ve borcu hâlâ devam edenlerle birlikte bu sayı, temmuz sonu itibarıyla 4 milyon 432 bine yükseldi. Bu kişilerin aileleriyle birlikte düşünüldüğünde borç ve icra baskısının toplumun çok daha geniş bir bölümünü doğrudan etkilediği görülüyor.
Krizin faturası emekçilere, kazancı bankalara
Ortaya çıkan tablo yalnızca bireysel harcama tercihleriyle açıklanabilecek bir “borç sorunu” değil. Ücretlerin ve emekli aylıklarının gerçek enflasyon karşısında eritilmesi, kamusal hizmetlerin piyasalaştırılması ve temel tüketim maddelerindeki sürekli fiyat artışları, borçlanmayı milyonlarca insan için zorunlu hâle getirdi.
Yurttaş bir kredi kartının borcunu başka bir kartla, bir kredinin taksidini yeni bir borçla kapatmaya çalışırken bankacılık sistemi faiz ve komisyon gelirlerini büyütüyor. İktidarın sermayeyi koruyan ekonomi politikalarının faturası ise işçiye, emekliye, işsize ve dar gelirliye kesiliyor.
Rakamların gösterdiği gerçek açık: Milyonlarca insan “ödeme alışkanlığını kaybettiği” için değil, geliri insanca yaşamaya yetmediği için borcunu ödeyemiyor. Borç düzeni derinleştikçe yurttaşın geleceği de bankaların, icra dosyalarının ve varlık yönetim şirketlerinin eline teslim ediliyor.
Kaynak:Sol Haber