Bilim insanları uyardı: Sulardaki oksijen hızla tükeniyor

Yeni bir araştırma, okyanuslar, göller, nehirler ve kıyı sularındaki oksijen seviyelerinin hızla azaldığını ortaya koydu. Bilim insanları, iklim değişikliği, kirlilik ve biyolojik çeşitlilik kaybının etkisiyle derinleşen bu sürecin, gezegenin güvenli sınırlarını tehdit eden küresel bir krize dönüştüğü uyarısında bulundu.

EKOLOJİ - 21-07-2026 11:51

Dünya genelinde okyanuslar, göller, nehirler ve kıyı sularındaki çözünmüş oksijen miktarı hızla azalıyor. ABD’deki Kaliforniya Üniversitesi San Diego Yerleşkesi’ne bağlı Scripps Oşinografi Enstitüsü öncülüğünde yürütülen yeni bir araştırma, su ekosistemlerinde yaşanan oksijen kaybının iklim dengesi ve biyolojik çeşitlilik açısından giderek büyüyen küresel bir tehdit haline geldiğini ortaya koydu.

Araştırmacılar, bazı etkilerin yüzyıllar boyunca sürebileceğini ve insan ömrü içinde geri döndürülmesinin mümkün olmayabileceğini belirtiyor.

“Gezegensel Sınırlar” için yeni gösterge önerisi

Araştırma, okyanuslar, kıyı suları, göller, nehirler ve akarsulardaki çözünmüş oksijen seviyelerindeki düşüşü inceleyerek bu sürecin, “Gezegensel Sınırlar” (Planetary Boundaries) olarak tanımlanan dokuz temel çevresel sistemle ilişkisini değerlendirdi.

Bilim insanları, çözünmüş oksijen seviyelerinin de bu çerçeveye bağımsız bir gösterge olarak eklenmesi gerektiğini savunuyor.

Çalışmanın başyazarı Erica Ferrer, su ekosistemlerinin sağlıklı işleyişinin gezegenin dengesi için vazgeçilmez olduğunu belirterek, “Bu çalışma, sucul ortamlardaki oksijen kaybının küresel bir tehdit olduğunu ve diğer çevresel sorunlardan bağımsız değerlendirilemeyeceğini göstermeyi amaçlıyor.” ifadelerini kullandı.

İklim değişikliği ve kirlilik etkisi

Araştırmaya göre sucul ortamlardaki oksijen kaybının başlıca nedenleri arasında insan kaynaklı küresel ısınma, aşırı besin kirliliği ile derin sulardaki dolaşım ve havalanma süreçlerinde meydana gelen değişimler yer alıyor.

Çözünmüş oksijen seviyelerindeki düşüş, Dünya’nın iklimini düzenleyen biyolojik ve kimyasal süreçleri olumsuz etkilerken, mikroskobik canlılardan balıklara ve köpek balıklarına kadar uzanan sucul besin zincirini de tehdit ediyor.

Araştırmacılar, deniz memelilerinin doğrudan oksijene bağımlı olmamalarına rağmen bu süreçten dolaylı biçimde etkilendiğini vurguluyor. Oksijen kaybı; besin kaynaklarının azalmasına veya yer değiştirmesine, yaşam alanlarının bozulmasına ve besin ağlarının değişmesine yol açabiliyor.

Biyolojik çeşitlilik ve iklim için kritik önemde

Araştırmacılar, sucul ortamlardaki oksijen kaybının iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı, okyanus asitlenmesi ve kirlilik gibi diğer küresel çevre sorunlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor.

Erica Ferrer, çözünmüş oksijen seviyelerinin Gezegensel Sınırlar çerçevesine dahil edilmesinin, Dünya sisteminin istikrarı üzerindeki etkilerin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağını ifade etti. Ferrer’e göre oksijen kaybının azaltılması, hem biyolojik çeşitliliğin korunması hem de iklim dengesinin sürdürülebilmesi açısından kritik önem taşıyor.

Araştırma, 30 Haziran 2026 tarihinde Limnology and Oceanography dergisinde yayımlandı. Çalışma, ABD Ulusal Bilim Vakfı (NSF), Kaliforniya Üniversitesi San Diego ve çeşitli akademik kurumların desteğiyle gerçekleştirildi.

Kaynak: gazete oksijen 

Günün Diğer Haberleri