Batı Şeria’da yerleşimci şiddeti mahkeme kararını da boşa düşürdü: Tubasi ailesi yeniden evinden edildi

İşgal altındaki Batı Şeria’da Tubasi ailesinin mahkeme kararıyla evine dönüşü, İsrailli yerleşimcilerin saldırısıyla engellendi. Askerlerin eşliğinde eve getirilen aile yaklaşık bir saat sonra yeniden tahliye edilirken, olay Filistinlilerin korunması yükümlülüğü ile sahadaki cezasızlık arasındaki uçurumu ortaya koydu.

DÜNYA - 01-10-2026 13:46

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Calud köyünde Filistinli Tubasi ailesi, aylar süren zorunlu ayrılığın ardından mahkeme kararıyla döndüğü evinde yaklaşık bir saat kalabildi. New York Times’ın (NYT) aktardığına göre, 100’den fazla İsrailli yerleşimcinin katıldığı saldırının ardından İsrail askerleri aileyi yeniden tahliye etti.

Ailenin güvenli dönüşünü sağlamak için yürütülen işlem, saldırganların engellenmesiyle sonuçlanmadı. Mahkemenin koruma kararı uygulanamazken, kendi evinden ayrılmak zorunda kalan yine Filistinli aile oldu.

Kundaklama ve taşlı saldırıyla geri dönüş engellendi

NYT’nin haberine göre pazartesi gecesi başlayan saldırılarda yerleşimciler Filistinlilerin evlerini ateşe verdi, yolları kapattı ve lastik yaktı. Güvenlik güçlerine de taş atılan olaylarda üç İsrail sınır polisi yaralandı. Saldırılara ilişkin yalnızca üç kişinin gözaltına alındığı bildirildi.

Aile üyelerinden Mahmud Tubasi, evlerine dönmelerinin ardından yerleşimcilerin binanın yanındaki bir aracı ateşe verdiğini ve evi taşladığını anlattı. Tubasi’nin aktardığına göre saldırganların evi de yakmaya yönelmesi üzerine askerler aileyi binadan çıkardı.

Böylece ailenin dönüşünü güvence altına alması gereken askerî koruma, yeniden tahliyeyle sonuçlandı. Saldırganların yarattığı tehdit ortadan kaldırılmadığı için aile evinde kalamadı.

Aile dışarıda kalırken yerleşimciler eve girip çıktı

Tubasi ailesi, tekrarlanan yerleşimci saldırıları nedeniyle temmuz ayında evini terk etmek zorunda kalmıştı. İsrail ordusu ağustosta bölgeyi dışarıdan girişlere kapattığını duyurmuştu.

Ancak NYT’nin aktardığı, Filistinliler tarafından kaydedilen görüntüler, yerleşimcilerin ailenin evine girip çıkmaya devam ettiğini gösterdi. Görüntülerde askerlerin bu duruma müdahale etmediği, bazı askerlerin ise evin bahçesinde yerleşimcilerle top oynadığı görüldü.

Ailenin kendi mülküne erişemediği sırada yerleşimcilerin evde bulunmayı sürdürmesi, açıklanan giriş yasağının Filistinli ailenin haklarını korumaya yetmediğini ortaya koydu.

Mahkemenin dönüş emri aileye güvenlik sağlamadı

İsrail Yüksek Mahkemesi, yerleşimcilerin el koyduğu eve Tubasi ailesinin güvenli biçimde dönüşünün sağlanmasını emretti. Mahkeme sürecine ilişkin aktarılan bilgilere göre ordu, yerleşimcilerle top oynarken görüntülenen askerlerin muharip görevlerden alındığını bildirdi.

Ancak askerler hakkında açıklanan işlem, ailenin evinde güvenle yaşayabilmesini sağlamadı. Mahkeme kararının ardından gerçekleştirilen dönüş de yeni bir saldırıyla kesintiye uğradı.

Olay, bir yargı kararının varlığının tek başına koruma sağlamadığını gösterdi. Kararın uygulanması için yerleşimci saldırılarının engellenmesi gerekirken, saldırının sonucu ailenin yeniden evinden çıkarılması oldu.

Ordu “daha ağır bir olay önlendi” dedi

İsrail ordusu, Tubasi ailesinin kalıcı dönüşünü sağlayamadığını kabul ederken, müdahalesi sayesinde daha ağır bir olayın önlendiğini savundu. Açıklamada ek birliklerin çağrıldığı ve ailenin zarar görmesinin engellendiği belirtildi.

Bununla birlikte ailenin can güvenliğinin tahliye yoluyla sağlanması, evinde yaşama hakkının korunamadığı gerçeğini değiştirmedi. Saldırının ardından kendi mülkünden ayrılan aile olurken, yerleşimci şiddeti geri dönüşü engelleyen fiilî bir güce dönüştü.

Koruma yükümlülüğü ile sahadaki uygulama arasındaki uçurum

NYT’nin haberinde hatırlatıldığı üzere, işgalci güç olan İsrail’in Batı Şeria’da kamu düzenini sağlama ve Filistinli nüfusu koruma yükümlülüğü bulunuyor. İsrail mahkemelerinin de tanıdığı bu sorumluluk, Tubasi ailesinin evine güvenli ve kalıcı dönüşünü sağlayamadı.

Calud’da yaşananlar, yerleşimci şiddetinin Filistinlilerin barınma ve mülkiyet haklarına doğrudan yöneldiğini gösteriyor. Evlerin hedef alınması, yolların kapatılması ve geri dönüşlerin saldırılarla engellenmesi, aileleri yaşadıkları yerlerden uzaklaştıran baskıyı büyütüyor.

Tubasi ailesinin yaşadıkları da bu sürecin somut bir örneği: Önce saldırılar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldılar; ardından mahkeme kararıyla sağlanmaya çalışılan dönüşleri yine saldırıyla engellendi.

Kaynak:Yakın Doğu Haber

Günün Diğer Haberleri