Bakanlık desteği faiziyle geri istedi: Sinemacılardan “sansür ve finansal baskı” tepkisi

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün, yönetmen Bingöl Elmas’ın Kapadokya’nın kültürel hafızasını ve bölgedeki çevre mücadelesini konu alan Şiirli Oda’nın İzinde belgeseline verilen yapım desteğini faiziyle geri istemesi sinema dünyasının tepkisine neden oldu. Aralarında yönetmen, yapımcı, oyuncu, akademisyen ve meslek örgütlerinin bulunduğu 200’ü aşkın imzacı, “Sanatsal İfade ve Üretim Alanımızı Savunuyoruz” başlıklı ortak açıklamayla Bakanlığa dört soru yöneltti.

KÜLTÜR - SANAT - 19-08-2026 12:16

“Sanatsal ifade ve üretim alanımızı savunuyoruz”

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün yönetmen Bingöl Elmas’ın Şiirli Oda’nın İzinde adlı belgeseline sağlanan yapım desteğini faiziyle geri istemesine sinema dünyasından ortak tepki geldi.

Bağımsız sinemacılar tarafından 19 Ağustos’ta kamuoyuyla paylaşılan “Sanatsal İfade ve Üretim Alanımızı Savunuyoruz” başlıklı açıklamaya Altyazı Sinema Derneği, Documentarist İstanbul Belgesel Günleri, FilmAmed Belgesel Film Festivali, İşçi Filmleri Festivali, KUDA-Kurgucular Dayanışması, Özgürlük için Sanat İnisiyatifi, Özgür Sanat Meclisi, Seyri Sokak, Sine-Sen ve Zîn Kolektif’in de aralarında bulunduğu kurumların yanı sıra 200’ü aşkın sinemacı, sanatçı ve akademisyen imza verdi.

Bakanlığın gerekçesi: Senaryo uyumsuzluğu ve teknik yetersizlik

Kapadokya’daki kültürel hafızayı, yerel tarihi ve çevre mücadelesini konu alan belgesel için Sinema Genel Müdürlüğü daha önce yapım desteği sağlamıştı.

Ortak açıklamada aktarıldığına göre Bakanlık, tamamlanan filmin “başvuru dosyasında yer alan senaryo ve yaklaşım metniyle uyumlu olmadığı” ve “teknik açıdan yeterli bulunmadığı” gerekçeleriyle desteğin faiziyle geri ödenmesini istedi.

Sinemacılar ise kararın gerekçeleri ile yönetmen Bingöl Elmas’ın Bakanlık yetkilileriyle yaptığı sözlü görüşmelerde kendisine aktarıldığını belirttiği nedenler arasında önemli bir farklılık bulunduğuna dikkat çekti.

Açıklamada, Elmas’ın sözlü görüşmelerde belgeselin “politik bulunması” ve Kapadokya’daki tahribata ilişkin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yönelik eleştiriler içermesi nedeniyle kabul edilmediğinin kendisine ifade edildiğini aktardığı belirtildi.

İmzacılar bu durumun, resmi gerekçelerin kararın gerçek nedenlerini yansıtıp yansıtmadığı konusunda ciddi soru işaretleri doğurduğunu savundu.

“Ekonomik baskı sektörü otosansüre zorluyor”

Ortak açıklamada mesele yalnızca Şiirli Oda’nın İzinde belgeseliyle sınırlı tutulmadı. Sinemacılar, geçmiş yıllarda filmlerin sınıflandırma uygulamalarıyla gösterim olanaklarının kısıtlandığını veya doğrudan gösterim yasaklarıyla karşılaştığını belirterek Rojbash, Kanun Hükmü ve Oy’una Geldik filmlerini örnek gösterdi.

Açıklamada, kamu desteğinin eser teslim edildikten sonra politik gerekçelerle geri istenmesinin ekonomik baskı aracına dönüşebileceği savunularak şu değerlendirmeye yer verildi:

“Kamu desteklerinin, eserlerin tesliminden sonra ‘politik gerekçelerle’ faiziyle geri istenmesi, ekonomik baskı yoluyla sektörü otosansüre zorlayan sistematik bir gözdağı ve cezalandırma yöntemine dönüştü.”

Sinemacılar, düşünce ve sanatsal ifade özgürlüğünün anayasal bir hak olduğunu hatırlatarak kamu kaynaklarıyla sağlanan sinema desteklerinin siyasi veya bürokratik beğeniye göre dağıtılan bir “lütuf” olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı.

Belgeselde senaryo neden değişebilir?

Açıklamada Bakanlığın “başvuru dosyasındaki senaryoya uyumsuzluk” gerekçesine de itiraz edildi.

Belgesel sinemanın doğası gereği çekim sürecinin bütünüyle önceden öngörülemeyeceğini belirten imzacılar, gerçek olaylara, tanıklıklara ve gelişmelere dayanan bir belgeselin çekim sırasında başlangıçtaki senaryo ve yaklaşım metninden farklılaşabileceğine dikkat çekti.

Bu nedenle destek mekanizmalarının profesyonel üretim koşullarını dikkate alan, şeffaf, nesnel, hesap verilebilir ve denetlenebilir kriterlerle işletilmesi gerektiği belirtildi.

Açıklamada ayrıca destek süreçlerindeki değerlendirme kriterlerinin ve yöntemlerinin keyfiliği, kurulların şeffaflığı ve politik gerekçelerle bazı sinemacıların değerlendirme dışı bırakıldığı yönündeki iddiaların da kamuoyunda tartışılması gerektiği ifade edildi.

Bakanlığa dört soru

Bağımsız sinemacılar Kültür ve Turizm Bakanlığına şu soruları yöneltti:

Telefon görüşmelerinde dile getirildiği belirtilen ifadeler ile resmî karardaki gerekçelerin farklı olmasının nedeni nedir? Filmi teknik açıdan yeterli bulmayan ve senaryoya uygunluğunu değerlendiren kurul kimlerden oluşmaktadır; kurul üyeleri belgesel sinema alanında mesleki yeterlilik ve uzmanlığa sahip midir? “Teknik yetersizlik” değerlendirmesi hangi somut standartlara ve ölçütlere dayanmaktadır? Bir filmde politik eleştiriye yer verilmesi, filmin destek açısından yetersiz bulunmasında bir kriter olarak değerlendirilmekte midir?

“Sinemamızı sansür ve finansal baskı kıskacına teslim etmeyeceğiz”

Açıklamanın sonunda Kültür ve Turizm Bakanlığı, sorulara yanıt vermeye, sanatsal üretim ve ifade özgürlüğüne yönelik sansür niteliğindeki kararları geri çekmeye ve sinemacıların mağduriyetlerini gidermeye çağrıldı.

İmzacılar ortak tutumlarını şu sözlerle duyurdu:

“Filmleri sansürlenen ve gösterimi engellenen meslektaşlarımızın yanında olduğumuzu, sinemamızı sansür ve finansal baskı kıskacına teslim etmeyeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

Açıklamada yönetmenler Emin Alper, Pelin Esmer, Özcan Alper, Ceylan Özgün Özçelik, Zeynep Dadak, Azra Deniz Okyay ve Can Candan’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda sinemacı, oyuncu, akademisyen, yazar, gazeteci ve kültür-sanat emekçisinin imzası yer aldı.

Bağımsız Sinemacılar, imza kampanyasının devam ettiğini bildirdi.

 

Günün Diğer Haberleri