Bağımsız Maden İşçileri Sendikası, Manisa’nın Soma ilçesinde İmbat Madencilik’e ait işletmede 1 Ekim 2026’da meydana gelen, beş madencinin yaşamını yitirdiği ve iki madencinin yaralı kurtarıldığı göçüğe ilişkin açıklama yayımladı.
“İşçi sınıfımıza, halkımıza acı ve öfke ile sesleniyoruz” sözleriyle başlayan açıklamada sendika, yaşanan ölümleri “işçi katliamı” olarak nitelendirdi. Üretimi hızlandırma baskısı, yetersiz tahkimat ve etkisiz denetimlerin göçüğe zemin hazırladığını savunan Bağımsız Maden-İş, sorumluluğun yalnızca işletmedeki teknik personelle sınırlandırılamayacağını vurguladı.
Sendika, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın derhal istifa etmesini ve yargılanmasını talep etti.
“Şirket yönetimi ve denetimden sorumlu kurumlar hesap vermeli”
Açıklamada, İmbat Madencilik’in yönetim kurulu üyeleri, yetkili müdürleri ve sorumlu yöneticileri ile denetim ve gözetim yükümlülüklerini yerine getirmediği ileri sürülen kamu görevlileri hakkında soruşturma başlatılması istendi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) ve Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) bünyesindeki ilgili yöneticilerin sorumluluklarının araştırılmasını isteyen sendika, sorumluluğu bulunanların görevden uzaklaştırılması ve yargı önüne çıkarılması çağrısında bulundu.
Basın açıklamasında, olayın üzerinden dört gün geçmesine rağmen soruşturma başlatıldığı yönündeki beyanlar dışında kamuoyuna somut ve tatmin edici bilgi verilmediği savunuldu. İşletmedeki incelemelerin, bilirkişi çalışmalarının ve yargı süreçlerinin şeffaf biçimde yürütülmesi talep edildi.
“Tehlike biliniyordu, üretime geçiş baskısı sürdü”
Sendika, göçüğün meydana geldiği Doğu 5 Panosu Ayak Hazırlık Bacası’nın henüz üretime başlamamış bir alan olduğunu belirtti. Açıklamada, şirketin hazırlık çalışmalarını hızla tamamlayarak bu alanı üretime açmak istediği ileri sürüldü.
Göçük yaşanan çalışma alanındaki tehlikelerin ve ihmallerin olaydan önceki üç gün boyunca madenciler ve işletme idaresi tarafından bilindiğini iddia eden sendika, buna rağmen gerekli önlemlerin alınmadığını savundu.
İşçileri sürekli daha hızlı çalışmaya zorlayan “hadi hadicilik” uygulamasının işletmede olağanlaştırıldığı belirtilen açıklamada, üretim baskısına karşı çıkmadığı gerekçesiyle işyerindeki yetkili sendika da eleştirildi.
Bağımsız Maden-İş, şirket yönetiminin eksikliklerle ve maden sahasının jeolojik koşullarıyla yüzleşmesi, işçilere canlarıyla ödetilen bedelin sorumluluğundan kaçınmaması gerektiğini ifade etti.
Sendikanın teknik değerlendirmesi: Tahkimat zayıflatıldı
Basın açıklamasında, deneyimli madenciler, teknikerler ve mühendislerle oluşturulan değerlendirme kurulunun teknik tespitlerine yer verildi. Göçükten yaralı kurtulan ve arama kurtarma çalışmalarına katılan madencilerin aktarımlarının da bu değerlendirmeye dahil edildiği belirtildi.
Sendikanın değerlendirmesine göre, yeraltında kullanılacak ekipmanların monoray sistemiyle taşınması sırasında geçiş açıklığının yetersiz kalması üzerine “taban alma” işlemi yapıldı. Tünel tabanının kazılarak genişletildiği bu işlem sırasında, tavanı taşıyan tahkimat direklerinin altlarının boşaltıldığı ileri sürüldü.
Açıklamada, eklenen direklerin tabana yeterince gömülmediği ve orta direklerde uygun bağlantı elemanları yerine J kancalar kullanıldığı savunuldu. Ekipmanların geçişi sırasında oluşmuş olabilecek dengesizlik ile tahkimat üzerindeki boşlukların oturmasının, taşıyıcı sistemin çökmesine yol açtığı değerlendirmesi yapıldı.
Sendika ayrıca Doğu 3 Panosu’nun yangın nedeniyle kapalı olması üzerine Doğu 5 Panosu’nun hızla üretime geçirilmek istendiğini iddia etti. Daha derin çalışma seviyelerindeki jeolojik risklerin dikkate alınmadığını ve tahkimatın bu koşullara uygun güçlendirilmediğini savundu.
“Göçükten iki gün önce yapılan denetim araştırılmalı”
Bağımsız Maden-İş, ocağın göçükten iki gün önce denetlendiğini ve bu denetim sonucunda daha önce kapatılmış bir panonun yeniden işletmeye açıldığını ileri sürdü.
Sendika, bu iddianın ilgili bakanlıkların ve denetim kurumlarının sorumluluğunun araştırılmasını zorunlu kıldığını belirtti. İşletmede kapsamlı ve etkili bir denetim yürütülmesi, işçilerin yaşamını tehdit eden bütün risklerin belirlenerek ortadan kaldırılması istendi.
Bağımsız işçi denetiminin bulunmadığı işletmelerde benzer ölümlerin yeniden yaşanabileceği uyarısı yapılan açıklamada, işçilerin tehlikeli çalışma alanlarına ve süreçlerine müdahale edebileceği mekanizmaların kurulması talep edildi.
Ücret gecikmeleri ve işsizlik tehdidine tepki
Sendika, yaklaşık 4 bin 200 işçinin çalıştığını belirttiği İmbat Madencilik’te, bir buçuk yılı aşkın süredir ücret ödemelerinde düzensizlik yaşandığını ileri sürdü. Maaş ve yan hakların geciktirilmesinin, üretim baskısı ve işsizlik tehdidiyle birlikte madencilerin çalışma koşullarını ağırlaştırdığı savunuldu.
Soma havzasındaki işten çıkarmalara da değinen sendika, madencilerin ekonomik güvencesizlik altında çalıştırıldığını belirtti. Açıklamada, “Yeraltına helalleşerek giren madenciler, açlıkla ve işsizlikle terbiye edilmek istenmiş, günün sonunda katledilmişlerdir” ifadeleri kullanıldı.
“Cezasızlık yeni iş cinayetlerine zemin hazırlıyor”
Kozlu, Soma, Ermenek, Amasra ve İliç başta olmak üzere geçmişte yaşanan maden facialarını hatırlatan sendika, özelleştirme, rödovans ve ruhsat politikalarını eleştirdi.
İşçi ölümlerinin ardından verilen hesap sorma sözlerinin etkili denetim ve yaptırımlara dönüşmediğini savunan Bağımsız Maden-İş, kamuoyu ilgisinin azalmasıyla ailelerin yalnızlaştırıldığını ve cezasızlığın sürdüğünü ifade etti.
Sendika, işçi sağlığı ve güvenliğinin şirketlerin kararlarına bırakılamayacağını vurgulayarak maden ocaklarının kamulaştırılmasını istedi.
Basın açıklamasında beş temel talep
Bağımsız Maden-İş, taleplerini şöyle sıraladı:
Maden ocakları kamulaştırılmalı. Sorumlu şirket yöneticileri görevden uzaklaştırılmalı ve tutuklanmalı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar derhal istifa etmeli ve yargılanmalı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan derhal istifa etmeli ve yargılanmalı. İşletmedeki incelemeler, bilirkişi çalışmaları, soruşturma ve davalar kamuoyuna açık, şeffaf biçimde yürütülmeli.“Bu isimleri unutmayacağız, unutturmayacağız”
Sendika, yaşamını yitiren beş madencinin kendi üyeleri olduğunu belirterek işçilerin yaşamlarına ilişkin bilgileri paylaştı.
Ramazan İnce, 26 yaşındaydı ve beş yıldır İmbat’ta çalışıyordu. Bağımsız Maden-İş Ege 1 No’lu Şube Hukuk ve Toplu İş Sözleşmesi Sekreteriydi.
Halit Ersay, 37 yaşındaydı. On yıllık İmbat çalışanı olan Ersay’ın 6, 9 ve 13 yaşlarında üç çocuğu vardı.
Kerim Ören, 37 yaşındaydı ve on üç yıldır İmbat’ta çalışıyordu. İki çocuğu 6 ve 13 yaşlarındaydı.
Ömer Karakaya, 34 yaşındaydı. İki buçuk yaşında bir çocuğu vardı.
İsa Olcay, 49 yaşındaydı. Sendikanın aktardığına göre emekli olmuş, geçinemediği için yeniden madende çalışmaya başlamıştı. İki çocuk babası Olcay’ın aynı madende çalışan 24 yaşındaki oğlu, babasının arama kurtarma çalışmalarına katıldı.
Bağımsız Maden İşçileri Sendikası, basın açıklamasını “Bu isimleri ne biz unutacağız ne de unutturacağız” sözleriyle tamamladı.
Haber Merkezi