AKP'nin Yoksulluğu Perdeleme Planı: Tavsiye Edilen Tüketim Tarihli Ürün Reyonları

Yurttaşlar artan hayat pahalılığı nedeniyle çarşıya ve pazara çıkmakta zorlanırken, AKP'nin "tavsiye edilen tüketim tarihi" reyonları uygulaması tartışma yaratıyor. Uygulamanın hem gıda güvenliği ve halk sağlığını riske attığı hem de derinleşen yoksulluğun üzerini örtmeyi amaçladığı eleştirileri yapılıyor.

GÜNCEL - 30-05-2026 06:43

Tavsiye edilen tüketim tarihli (TETT) yani son kullanma tarihi geçmiş gıdaların özel reyonlarda satılabilmesinin önü açıldı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın "Tavsiye edilen tüketim tarihi, ürünün son tüketilmesi gereken tarih değil, kalite özelliklerini koruyabildiği tarihtir" açıklamasının ardından yayımlanan genelge, gıda güvenliği ve halk sağlığı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Bakanlığın 81 il müdürlüğüne gönderdiği talimata göre, son tüketim tarihi (STT) geçmiş ürünlerin satışı kesin olarak yasak olmaya devam edecek. Ancak tavsiye edilen tüketim tarihi geçmiş ürünler, diğer gıdalardan ayrıştırılarak oluşturulacak özel reyonlarda satışa sunulabilecek. Bakanlık bu uygulamayı "gıda israfını önleme" amacıyla gerekçelendiriyor.

Bakan Yumaklı, bu ürünlerin satışında sorumluluğun işletmecilerde olduğunu belirtiyor. Ancak uygulamanın denetlenebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri bulunuyor. On binlerce market ve satış noktasında ürünlerin uygun koşullarda saklanıp saklanmadığının etkin biçimde kontrol edilip edilemeyeceği belirsizliğini koruyor.

"Son Kullanma Tarihi" Yerine İki Ayrı Kavram

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Uğur Toprak, tartışmanın kökeninin yıllar önce yapılan etiketleme değişikliğine dayandığını hatırlatıyor. Daha önce kullanılan "son kullanma tarihi" ifadesinin kaldırıldığını, bunun yerine "son tüketim tarihi" ve "tavsiye edilen tüketim tarihi" kavramlarının getirildiğini belirten Toprak, iki tarih arasındaki farkın hayati önem taşıdığını vurguluyor.

Toprak'a göre son tüketim tarihi; et, süt ve benzeri mikrobiyolojik risk taşıyan ürünlerde kullanılıyor ve bu tarihten sonra ürünün tüketilmemesi gerekiyor. Tavsiye edilen tüketim tarihi ise çay, bisküvi ve benzeri ürünlerde kaliteyi ifade ediyor. Ancak bunun geçerli olabilmesi için ürünlerin etiket üzerinde belirtilen koşullarda saklanmış olması gerekiyor.

Belirsizlik: Sınır Nerede?

Uzmanların dikkat çektiği en önemli noktalardan biri ise düzenlemedeki süre sınırının belirsizliği. Mevzuatta tavsiye edilen tüketim tarihinin ne kadar süre geçmiş olabileceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmuyor.

Toprak, "Tavsiye edilen tüketim tarihi ne kadar geçmiş bir ürün satılabilir, buna dair bir sınır yok. Teorik olarak iki yıl geçmiş bir ürünün satılması da mümkün hale geliyor" diyerek düzenlemedeki boşluğa dikkat çekiyor.

Denetim ve Güven Sorunu

Bir diğer tartışma başlığı ise denetim. Uzmanlara göre bir ürünün dış görünüşünden uygun koşullarda depolanıp depolanmadığını anlamak çoğu zaman mümkün değil. Ürünün nemli bir depoda tutulması, güneş altında bırakılması veya yanlış koşullarda saklanması halinde, tavsiye edilen tüketim tarihi dolmadan önce bile kalite kaybı yaşanabiliyor.

Bu nedenle uygulamanın kağıt üzerinde güvenli görünse de sahada ciddi riskler barındırdığı belirtiliyor.

Yoksulluk ve Gıda Adaleti Tartışması

Düzenlemeye yönelik eleştiriler yalnızca gıda güvenliğiyle sınırlı değil. Uzmanlar, özel reyonlarda satılacak bu ürünlerin esas olarak düşük gelirli yurttaşlar tarafından tüketileceğine dikkat çekiyor.

Toprak'a göre mesele aynı zamanda sınıfsal bir boyut taşıyor. Besin değerinde azalma yaşanabilecek ürünlerin ağırlıklı olarak yoksul mahallelerde satışa sunulması, toplum içinde farklı kalite standartlarında gıdaya erişim anlamına geliyor.

"Bu tablo derinleşen ekonomik krizin, açlık sınırına mahkûm edilen milyonların ve yoksulluğun yönetilme biçiminin en çıplak göstergelerinden biri" diyen Toprak, uygulamayı "sosyal devletin iflas belgesi" olarak nitelendiriyor.

Gıda İsrafı , Güven Sorunu mu?

Uzmanlar, uygun koşullarda yürütülen ve etkin şekilde denetlenen sistemlerin gıda israfını azaltabileceğini kabul ediyor. Ancak denetim mekanizmalarına yönelik güven sorunu, uygulamanın halk yararına mı yoksa ekonomik krizin sonuçlarını görünmez kılmaya yönelik bir araç mı olduğu tartışmasını beraberinde getiriyor.

Bu nedenle tartışma yalnızca tarihi geçmiş ürünlerin satışıyla sınırlı değil; aynı zamanda gıdaya erişim hakkı, halk sağlığı, denetim mekanizmaları ve sosyal adalet ekseninde büyüyen bir kamusal meseleye dönüşüyor.

Kaynak: Sol Haber 

Günün Diğer Haberleri