ABD'nin İran hesabı neden tutmadı? Dursunoğlu: Direniş cephesi teslim olmadı, bölgesel dengeler değişiyor

Yeryüzü TV'de 20 Temmuz'da yayımlanan programda gazeteci Çağlar Tekin'in sorularını yanıtlayan Yakın Doğu Haber Genel Yayın Yönetmeni Alptekin Dursunoğlu, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri ve siyasi stratejisini, Hürmüz Boğazı'ndan Yemen'e uzanan bölgesel dengeleri, Irak'taki güç mücadelesini ve Hamas'ta Halil Hayya'nın liderliğinin anlamını değerlendirdi. Dursunoğlu, Washington'un İran'ı kısa sürede teslim alma planının başarısız olduğunu savunurken, emperyalist müdahalelerin bölgede "çökmüş devletler" üretmeyi hedeflediğini öne sürdü.

GÜNDEM - 21-07-2026 13:44

ABD'nin hedefi İran'ı teslim almak mıydı?

Yeryüzü TV'de Çağlar Tekin'in hazırlayıp sunduğu programın ana gündemini ABD-İsrail ekseninin İran'a yönelik askeri ve siyasi stratejisi oluşturdu.

Programın açılışında Çağlar Tekin, son haftalarda İran'a yönelik saldırılar, Körfez'deki ABD üsleri, Hürmüz Boğazı, Yemen cephesi ve Irak'taki gelişmeler üzerinden bölgede yeni bir savaş aşamasına geçilip geçilmediğini sordu.

Yakın Doğu Haber Genel Yayın Yönetmeni Alptekin Dursunoğlu ise ABD'nin İran karşısındaki temel hedefinin yalnızca askeri üstünlük kurmak değil, İran devletini içeriden çözerek bölgesel güç dengelerini kendi lehine dönüştürmek olduğunu savundu.

Dursunoğlu'na göre Washington'un başlangıçtaki beklentisi, yoğun bombardımanın ardından İran yönetiminin kısa sürede çökeceği ve ülke içinde siyasi çözülmenin başlayacağı yönündeydi. Ancak geçen süreçte bu senaryonun gerçekleşmediğini belirten Dursunoğlu, İran devletinin hem askeri hem de siyasi kapasitesini koruduğunu ifade etti.

"Kırk günlük savaş hedeflerine ulaşamadı"

Programda ABD'nin İran'a yönelik önceki saldırılarının sonuçları da değerlendirildi.

Dursunoğlu, Washington'un kısa sürede sonuç almayı hedeflediğini ancak İran'ın beklenenden daha güçlü direnç göstermesi nedeniyle çatışmaların istenen sonucu vermediğini savundu.

Konuşmasına göre ABD'nin yeniden geniş kapsamlı ve uzun süreli bir savaşa girmesi kolay görünmüyor. Bunun nedenleri arasında artan askeri maliyetler, mühimmat tüketimi, bölgesel cephelerin genişlemesi ve İran'ın karşılık verme kapasitesi gösterildi.

Çağlar Tekin'in "kara harekâtı ihtimali" sorusunu yanıtlayan Dursunoğlu, kara operasyonunun teorik olarak gündemde tutulabileceğini ancak İran'ın Irak ya da Libya benzeri kısa sürede teslim alınabilecek bir ülke olmadığını söyledi.

Hürmüz Boğazı savaşın merkezinde

Programın önemli başlıklarından biri Hürmüz Boğazı oldu.

Dursunoğlu, Hürmüz'ün yalnızca İran için değil küresel enerji sistemi açısından da kritik öneme sahip olduğunu belirterek, İran'ın elindeki en önemli stratejik kozlardan birinin boğaz üzerindeki kontrol kapasitesi olduğunu savundu.

Konuşmasına göre İran'ın enerji altyapısının hedef alınması halinde Körfez'deki petrol ve doğal gaz altyapıları da karşı saldırılarla karşı karşıya kalabilir.

Dursunoğlu ayrıca Babülmendep Boğazı'nın da henüz tam anlamıyla devreye girmediğini belirterek Yemen cephesinin bölgesel savaşın önemli unsurlarından biri olmaya devam ettiğini ifade etti.

Körfez ülkeleri ve ABD üsleri

Program boyunca Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün'deki ABD askeri varlığı da değerlendirildi.

Dursunoğlu, İran'ın yalnızca İsrail'i değil, bölgedeki ABD askeri altyapısını da hedef alabilecek kapasiteye sahip olduğunu ileri sürdü.

Konuşmasına göre Washington'un askeri baskıyı artırması halinde Körfez ülkelerindeki enerji ve lojistik altyapılarının da çatışmanın doğrudan parçası haline gelmesi ihtimali bulunuyor.

Irak ve Kürdistan Bölgesi değerlendirmesi

Çağlar Tekin'in Irak'taki son gelişmelere ilişkin sorularını yanıtlayan Dursunoğlu, Irak Kürdistan Bölgesi yönetiminin ABD ile İran arasında sıkışmış bir konumda bulunduğunu savundu.

Barzani ve Talabani yönetimlerinin normal koşullarda İran'la çatışmayı tercih etmeyeceğini belirten Dursunoğlu, ABD'nin bölgedeki askeri üsleri ve siyasi etkisi nedeniyle farklı dengelerin oluştuğunu ifade etti.

Dursunoğlu ayrıca İran'ın Irak'taki nüfuzunun yalnızca siyasi ilişkilerden ibaret olmadığını; Şii nüfus, dini merkezler ve IŞİD'e karşı kurulan Haşdi Şabi gibi yapılar üzerinden de güçlü bir etkiye sahip olduğunu söyledi.

"Emperyalist plan bölgeyi parçalamak"

Programın dikkat çeken bölümlerinden birinde Dursunoğlu, İran'ın zayıflatılması halinde ülkenin etnik ve bölgesel fay hatları üzerinden parçalanmasının hedeflendiğini savundu.

Irak, Libya ve Suriye örneklerini hatırlatan Dursunoğlu, son yirmi yılda emperyalist müdahalelerin birçok ülkede merkezi devlet yapısını zayıflattığını belirterek İran için de benzer bir senaryonun gündeme getirildiğini öne sürdü.

Konuşmasına göre emperyalist stratejinin temel amacı bağımsız hareket eden devletleri zayıflatmak, bölgesel direniş odaklarını dağıtmak ve siyasal yapıları dış müdahaleye açık hale getirmek.

İran'da müzakere tartışmaları

Programda İran iç siyasetindeki görüş ayrılıkları da ele alındı.

Çağlar Tekin, İran'da ABD ile müzakere sürecine ilişkin pişmanlık tartışmalarını gündeme getirirken, Dursunoğlu ise İran yönetiminin mutabakat metnini tamamen reddetmediğini, ancak ABD'nin yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle kendi taahhütlerini askıya aldığını belirtti.

Dursunoğlu, ABD'nin sahadaki fiili uygulamalarının diplomatik metinlerle çeliştiğini savunarak, Washington'un anlaşmaları kendi lehine yorumlayan bir politika izlediğini ileri sürdü.

Kendi değerlendirmesinde ise son yirmi yıllık bölgesel deneyimlerin, emperyalist müdahaleler karşısında teslimiyetin değil direnişin daha gerçekçi bir seçenek olduğunu düşündürdüğünü ifade etti.

Hamas'ta Halil Hayya dönemi

Programın son bölümünde Hamas'ın yeni Siyasi Büro Başkanı Halil Hayya'nın seçilmesi değerlendirildi.

Çağlar Tekin, bu tercihin Hamas'ın geleceği açısından ne ifade ettiğini sorarken, Dursunoğlu Halil Hayya'nın Gazze merkezli direniş çizgisinin önemli isimlerinden biri olduğunu belirtti.

Dursunoğlu'na göre Hayya'nın seçilmesi, Hamas'ın askeri ve siyasi direniş stratejisini sürdüreceğinin göstergesi niteliğinde.

Programda ayrıca Hamas içinde farklı siyasi eğilimlerin bulunduğu, Halil Hayya'nın Gazze merkezli direniş çizgisini temsil ettiği; Halid Meşal ve Musa Ebu Merzuk gibi isimlerin ise farklı siyasi yaklaşımlarla anıldığı değerlendirmesi yapıldı.

"Silahsızlandırma" politikası eleştirisi

Programın sonunda Dursunoğlu, Hamas, Hizbullah, Haşdi Şabi ve Yemen'deki Ensarullah hareketine yönelik uluslararası baskıları aynı stratejinin parçaları olarak değerlendirdi.

Konuşmasına göre emperyalist merkezlerin temel hedefi, devlet dışındaki direniş güçlerini ya tamamen tasfiye etmek ya da siyasal sisteme entegre ederek etkisiz hale getirmek.

Dursunoğlu, Filistin'den Lübnan'a, Irak'tan Yemen'e kadar uzanan süreçte yaşanan gelişmelerin birbirinden bağımsız değil, aynı bölgesel yeniden yapılandırma projesinin parçaları olarak okunması gerektiğini savundu.

Program, Orta Doğu'da süren çatışmaların yalnızca askeri değil, aynı zamanda enerji yolları, bölgesel egemenlik mücadeleleri ve emperyalist müdahaleler ekseninde değerlendirilmesi gerektiği vurgusuyla sona erdi.

Programın tamamını izlemek için tıklayın

Haber Merkezi

Günün Diğer Haberleri